melike

melike
@icimdekimelike
Avukat
İstanbul Üniversitesi | Hukuk
İstanbul
51 okur puanı
Şubat 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
#melikeokudu | Cinsiyetli Olmak 'Sosyal Bilimlere Feminist Bakışlar'
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2020 10:51
• Cinsiyetli Olmak, 2005 yılında Yapı Kredi Yayınları'nda düzenlenen, başkanlığını Zeynep Direk'in yönettiği feminizm temalı konferansın sonucunda, konferanstaki konuşmacıların makalelerinin derlenmesiyle oluşmuş bir kitap. Feminizm kavramı makalelerde felsefik, sosyolojik ve psikolojik açıdan ele alınmış. Çok iyi makaleler olmakla birlikte yetersiz kalan makaleler de vardı kitapta. Ben özellikle Bella Habip'in, Berna Kılınç'ın ve Zeynep Direk'in makalelerini kadın sorununu, cinsiyet sahibi olmakla ilgili problemleri ve toplumsal cinsiyet kavramını daha irdelenebilir şekilde ele aldıkları için diğer makalelerden daha önemli buldum. • • Aklın cinsiyetinin olup olmadığının yapılan araştırmalarla irdelenmesi, Freud'un cinsiyetlere bakış açısı, Julia Kristeva ve Judith Butler'ın feminizme dair görüşlerinin ele alınması ve yine İslami açıdan feminizmin nasıl algılandığına dair okumak feminizmin sosyal bilimlerdeki yeri açısından fikir edinmeyi sağlayan bir kitaptı Cinsiyetli Olmak. Genel olarak yüzeysel kalan, yeterince sorgulamalara yer vermeyen makalelerden oluşsa da cinsiyetli olmakla ilgili problemleri ele alma şekliyle ek okumalara da yönlendiren ve feminizmin sosyal bilimlerdeki bazı yansımaları hakkında fikir sahibi olmayı sağlayan bir kitap oldu benim için. Tavsiyemdir, feminist teori ve onun gelişimi hakkında fikir sahibi olarak okumak kitapta ele alınan bazı kavramlar açısından daha iyi olabilir. • • Bu incelemeye ayrıca buradan ulaşabilirsiniz: instagram.com/p/CIvXAzXpW2T/?...
Cinsiyetli OlmakKolektif · Yapı Kredi Yayınları · 2019128 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
#melikeokudu | Altıncı Koğuş ~ Anton Çehov
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2020 19:46
• Altıncı Koğuş'ta bir taşradaki epey kötü durumda olan, yeni bir düzene, disipline ihtiyacı olan bir hastanede çalışan doktor Andrey Yefimıç ve onun felsefeden, dinden, toplumdan bahseden konuşmalarıyla dikkatini çektiği hastası Ivan Dmitriç'in hikayesini okuyoruz. Hikayedeki temel karaterler diyebileceğimiz bu doktor ve hastasının arasında geçen konuşmalar birçok şeyi sorgulamamıza sebep oluyor bir noktada. Doktor hiç bir şeyi değiştiremem düşüncesiyle hareket eden olaylara, durumlara karşı kayıtsız kalan bir tip. Takip edilmeden doğan endişe ve tedirginlik gibi psikolojik rahatsızlıkları olan Ivan Dmitriç ise doktorun tam aksi; adaletsizliklere, kötü koşullara karşı çıkan biri. • • Ivan Dmitriç'in akıl hastalığına karşı bakışı, sistemdeki problemleri dile getirmesinin karşısında doktorun hapishanelere, tımarhanelere karşı aslında yine sisteme bakış açısını konuştukları kısımlarda varolan sistemin olağanlığına rağmen yöntem böyle olmasaydı keşke dediğim cümleler okudum. Altıncı Koğuş kısacık bir kitap, birkaç saatte okunabiliyor, evet. Ama okuduğum 68 sayfada cümleleri cımbızlayıp üzerine düşündüğümde akıl hastalığının kültürel tarihinden, cezaevi sistemindeki yöntemin işlevselliğinden tutup sınıf statülerine, kayıtsızlık, eşitlik, yabancılaşma kavramlarına kadar düşünecek o kadar çok şey vardı ki. • • Dikkatimi çeken birkaç alıntı bırakmadan önce şunları da söyleyeyim: Çehov'un 1892'de yazdığı bu kitabı okuyup günümüze dönünce hemen hiçbir şeyin değişmediğini, toplum olarak bizim de çoğu şeye doktor Andrey Yefimıç gibi kayıtsız kaldığımız gerçeği hem sinir bozucu hem de üzücü. Hemen her yorumu böyle bitiriyorum ama düşünmeye, sorgulamaya sevk eden bir kitap Altıncı Koğuş, tavsiyemdir. :) • • Bu incelemeye ayrıca buradan ulaşabilirsiniz:
Edebiyat
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma
#melikeokudu | Yol ~ Cormac McCarthy
5/10
·192 syf.··
2020 13. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2020 22:33
• "Oğlana sarılıp ona bir şey olmayacağını ve çok geçmeden biteceğini söyledi ve bir süre sonra bitti de. Duygusuz kızılca kıyamet uzaklarda ölüyor. Ve yeniden, yalnız ve uzakta. Sonra hiçbir şey. İşte, dedi. Bence bu kadar." • • McCarthy'nin, İthaki Modern dizisinden çıkan bu kitabı ikinci kez elime alışım. Ancak bu durum kitabı çok sevip tekrar okuma isteğimden değil. Geçen yıl bu zamanlar okumaya başlamış vizelere çalışmam gerektiği için okuma hızım düşmüştü ve kitabı yarım bırakmıştım. Şimdi tekrar okumaya başladığımda anladım ki sorun bende değil, kitap yaklaşık yirmi gün elimde süründü. • • Yol, post-apokaliptik türünde bir kitap. 2007 yılında Pulitzer kurgu ödülü almış. Açıkçası kitabı okumak istememin sebepleri hem bu ödülü almış olması hem de yazarın Alfa'dan çıkan Yazarlar - Yaşamları ve Eserleri gibi muazzam bir inceleme kitabına dahil edilmiş olmasıydı. McCarthy bu romanında kıyamet sonrası bir coğrafyada oğluyla birlikte yolculuk eden bir adamın hikayesini kaleme almış. Baba ve oğul soğuktan korunmak, yiyecek bulmak, en önemlisi hayatta kalmak ve hayatta kalan diğer 'iyi insanları' bulmak için güneye doğru yol almaya çalışıyorlar. Gerçekten başka insanlar var mı, dünya niye bu halde bilmiyoruz. Yine isimler de okuyucuya verilmiyor. Yavaş akan, çoğunlukla baba-oğul arasında geçen diyaloglardan oluşan bir kitap. • • Okuduğum pek çok incelemede gördüm ki kitabı beğenenler, kitaptaki kasvetli havadan etkilenerek, gerilimi hissederek okuyanlar var. Okuyucuya göre, beklentiye göre değişiyor tabii böyle şeyler. Bence gerilim ya da merak unsuru pek ön planda değildi. Açıkçası, ha gayret bi' okuyayım diye sonunda bir yere bağlanması gibi bir beklentiye de boşuna kapılmışım. Normalde diyalog, monolog okurken sıkılmam ben ama bu kitapta yazarın dilinden, belki çeviriden dolayı ve pek tabii
Edebiyat
YolCormac McCarthy · İthaki Yayınları · 20191,067 okunma
#melikeokudu | Çocuk Yasası ~ Ian McEwan
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2020 12:19
• "Dinler, Fiona'nınki de dahil ahlaki sistemler, çok uzak mesafeden görülen sıkışık bir dağ sırasındaki zirveler gibiydi; biri diğerinden gözle görünür biçimde daha yüksek, daha önemli veya daha doğru değildi. Yargılanacak ne vardı?" • • Birkaç ay önce, vize döneminde elime almıştım Çocuk Yasası'nı. Kısa bir kitap olmasına rağmen haftalarca elimde süründü, hakkını vererek okumak için tekrar elime aldım. Çocuk Yasası'nda, Londra'da, Aile Mahkemesi Yüksek Yargısında hâkimlik yapan Fiona'nın önüne gelen davalarda karar verme sürecini ve arka planda özel hayatındaki bazı sorunlarını okuyoruz kabaca. Temel olarak incelenen dava ise Yehova Şahitleri'ne mensup, kanser hastası olan Adam Henry davası. Adam, inancı gereği tedavi sürecinde kan naklini reddeden, henüz 18'ine basmamış ama üç ay sonra "yetişkin" olacak bir çocuk. Yaşamı boyunca ailesinin ve sınırlı çevresinin dışına hiç çıkmamış ve ailesi de tıpkı Adam gibi kan naklini dini görüşleri sebebiyle reddediyor. Hastalığı tehlikeli bir aşamaya gelince olay yargıya taşınıyor. Bu kısımdan itibaren Fiona'nın, önüne gelen bu dosyada Adam'ın refahını ön planda tutacak bir karar vermek için çabalamasını okuyoruz. Fiona tarafları dinliyor, uzman hekimden, Çocuk ve Aile Mahkemesindeki danışmandan bilgi ediniyor. Hatta en doğru kararı vermek adına Adam'ı hastanede ziyaret ediyor. Tüm bu süreçte Fiona hâkimlik görevini yerine getirirken, hukukun soyut haklardan ibaret olmadığını, "insan"la ilgilendiğini gösteriyor sanki, kendi özel hayatındaki sorunlarıyla beraber bu davayı da dertleniyor, karar sürecinde durumu yalnız hukuki ilkeler çerçevesinde değil aynı zamanda insanî açıdan değerlendiriyor. • • Ben kitabın bir kısmına kadar, okurken dini özgürlükleri sorgulamayı ön plana çıkaran bir kurgu diye geçirdim içimden. Ama McEwan'ın
Edebiyat
Çocuk YasasıIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20233,678 okunma
#melikeokudu | Kör Baykuş ~ Sâdık Hidâyet
Puan vermedi·95 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2020 19:50
• "Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar." • • Bazı kitaplar vardır, ilk cümlesi aklınıza kazınır, hiç unutmazsınız, işte Kör Baykuş da öyle bir kitap oldu benim için. Yaklaşık iki ay önce okuma grubumuzla okuyup tartışacaktık, olmadı, üç gündür tekrar elime aldım, tekrar tekrar okudum. Hakkında yazılara, incelemelere baktım. Sonunda toparlayabildiğim kadar paylaşmak istedim düşüncelerimi.  • • Hidâyet'in farklı (Aslında bu sözcük aklımdakini tam olarak ifade etmiyor da.) bir anlatımı var, tek seferde anlaşılmayan, tekrar tekrar okuma isteyen, içine çeken derin bir anlatım. Kitabın kurgusundan, karakterlerden bahsetmek benim için oldukça zor, başta anlamak da öyle oldu, hâlâ da öyle. Ama üzerine birkaç düşüncemi belirteyim: Varoluş sorunu, ölüme bakış, din felsefesine dair cümleler... Sâdık Hidâyet'in kalemi çıkmaza sokuyor insanı. Zaman-mekan belirsizliği, karakterlerin sanki birbirine geçişi, sık tekrarlar başta ne okuyorum dedirtti. İlk gözüme çarpan "iki ay, dört gün/ iki yıl dört ay" gibi kahramanın sürekli düzelterek zaman/süre tekrarları oldu. Devamında kalemdanın çizdiği resim, bunun toprak testi üzerinde betimlenmesi ve bazen de sanki o resim kahramanın hayatından bir parçaymış gibi aktarılması gibi döngüler daha da kafa karıştırıcıydı. Açıkçası okuduğum baskıya eklenen, Bozorg Alevi'nin kaleminden Hidâyet'in biyografisini okuyana kadar da anlamlandıramadım metni, bütünsel bakamadım. Bu biyografi kısmında geçen birkaç cümle şöyle:  • • "Baba, amca, arabacı, mezarcı, ihtiyar hurdacı, ve nihayet romanın "kahraman"ı, aslında tek kişidir, esrarengiz genç kız, bayader ile kahramanın karısı kahpe de öyle. Normal zaman düzeninin kalkışı bununla bağlantılıdır; şimdiki zamanla geçmiş zaman; anı, rüya ve hayal
Edebiyat
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma