Çok uzun yıllardan beri Üstat Abraham'ın aldığı mektupları saatlerce, hatta sık sık günlerce açmadan bırakma alışkanlığı vardı. "İçindekiler umursanmayacak haberlerse," dedi, "gecikmenin önemi yoktur; mektupta kötü bir haber varsa, neşeli ya da en azından üzüntüsüz geçen birkaç saatlik kazancım olur; sevinçli bir haber varsa, yaşını başını almış bir adam birdenbire bu sevinçli olayla karşılaşmak için bekleyebilir."
Sayfa 300 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
"Mahkemeler yalnızca gerçekler üzerine kurulmaz. Hatta çoğu kez gerçekler üzerine kurulmaz. Kısıtlı bulgular, gözden kaçırılmış delillerle yalnızca strateji ve taktikler üzerine kurulur. Diğer memleketleri bilmem ama, bu memlekette adalet bir oyun, tam bir tiyatro, içindekiler biliyor zaten bunun böyle olduğunu, soyut bir adalete inanmak isteyenlerle, adaletin aslında ne mal olduğunu iyi bilenler arasındaki ezeli kapışma bu! Zeki bir avukat daha ikinci yılına kalmadan anlar her şeyin boktan bir komedi, avukatlığın da esnaf işi bir oyunculuk olduğunu. Adaletsizlik her yerde var, mahkeme salonlarında niye olmasın? Adaletsizlik, olayların bir parçası değil mi, hatta belki de en önemli parçası... "
Sayfa 258·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mekkeli muşriklerde Allah'ın varlığına inaniyorlardı!!
Bir insan Allah'a şirk koşuyor, O'nu (cc) ibadette birlemiyorsa müşriktir. Fıtratı/Aklı oldukça da mazereti yoktur. Velev ki Allah'a inansın veya bir nebiye müntesip olsun, sonuç değişmez. Kişinin "Allah'a ve peygamberlerine inanıyorum." sözü, şirkle beraber insana fayda sağlamaz. Buna örnek olarak Mekkelileri verebiliriz. Onlar Allah'a şirk koşan bir toplumdu. Ancak bununla beraber; Allah'a inanıyor, İbrâhîm'in (as) ümmeti olduklarını söylüyorlardı: "De ki: 'Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Kulakların ve gözlerin sahibi kimdir? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkartan? İşleri çekip çeviren/yöneten kimdir?', 'Allah'tır. diyecekler. De ki: 'Öyleyse korkup sakınmaz mısınız?" (Yunus,31) "De ki: 'Eğer biliyorsanız (söyleyin) yer ve içindekiler kime aittir?', 'Allah'a aittir' diyecekler... De ki: 'Öğüt almaz mısınız?' De ki: 'Yedi göğün ve büyük arşın Rabbi kimdir?', 'Allah' diyecekler... De ki: 'Korkup sakınmaz mısınız?' De ki: 'Her şeyin mülkünü/yönetimini elinde bulunduran kim? O her şeyi koruyup himaye ederken, kendisine karşı kimsenin himaye edilemeyeceği kimdir? Şayet biliyorsanız (söyleyin kimdir o)?', 'Allah' diyecekler. De ki: 'Nasıl oluyor da böyle büyüleniyor (şirkle aldanıp hakka karşı geliyorsunuz)?(Muminûn,84-85) Kendilerini İbrâhîm Peygamber'e nispet ediyorlardı. İnanç ve eylemlerinin İbrâhîm'in (as) dini olduğunu düşünüyorlardı.. Bunun delili; Kâbe'ye sahip çıkmaları, hacılara su dağıtmaları, kurban kesmeleri ve sadaka vermeleriydi. Ancak tüm bunların Allah (cc) katında onlara faydası olmayacaktır. Çünkü şirk, inanç ve amel adına her şeyi boşa çıkaran bir illettir. "Andolsun ki sana ve senden önceki (resûllere): 'Şayet şirk koşarsan bütün amellerin boşa gider ve mutlaka hüsrana uğrayanlardan olursun. diye vahyedildi vahyedildi." (Zumer,65)
Sayfa 89·Kitabı okuyor
1000Kitap
Sen olmasaydın yanımda, söyleyeceklerimi taşlara, karıncalara, ince zeytin yapraklarına söylerdim; yüreğim doldu taşıyor, açılıp da içindekiler dökülmezse dışarı, gönlüm patlayacak.
Alıntı
"Bir insanın zenginliği taşıdığı cüzdanın içindekiler değildir şişkin bir cüzdan onu yeniden dolduracak altın bir akıntı yoksa kolay bir şekilde boşalır."
Sayfa 17
uçak düşer ölür içindekiler ne çok avcu ne çok tavşanın peşine düşer bebek ağlar
Sayfa 175 - YKB Yayınları·Kitabı okudu
Şiir