"Dünyada iyiliğin ve doğruluğun hüküm sürdüğünü göremediğinizi söylüyorsunuz. Ben de görmedim; eğer kendi yaşamamızı her şeyin sonu sayarsak, böyle bir şey görmeye imkan yok. Dünyada, şu üzerinde bulunduğumuz dünyada doğruluk diye bir şey yok. Her şey yalandan, kötülükten ibaret; ama evrende, bütün evrende doğruluk vardır ve bizler şimdilik dünyanın evlatlarıyız. Ama ölümsüz olarak bütün evrenin çocuklarıyız. Ben ruhumda uçsuz bucaksız, o uygunluk içinde bulunan bütünün bir parçası olduğunu hissetmiyor muyum? Bu sayısız varlıklar arasında, Tanrı'nın - ya da isterseniz üstün bir kuvvetin diyelim- belirtisi olan sayısız varlıkların arasında, daha alçak varlıklarla daha yüksek varlıklar arasında, bir halka, bir basamak olduğumu hissetmiyor muyum? Ben bitkilerden insana giden bu merdiveni görüyor, hem de belirli olarak görüyorsam, alt ucunu göremediğim, alt ucu bitkiler arasında kaybolan bu merdivenin benimle bittiğini, daha ileriye, daha üstün varlıklara doğru gitmediğini neden düşüneyim? Hissediyorum ki dünyada hiçbir şey kaybolmadığı gibi ben de yok olamam ama aynı zamanda her zaman var olacağımı ve her zaman olduğumu da hissediyorum. Hissediyorum ki benden başka, benden üstün ruhlar yaşıyorlar ve evrende doğruluk vardır."