Sözde şeriat hükümleriyle kadınların bir birey olarak kabul edilmeyip toplumdan soyutlandığı; yalnızca kocasına hizmet etmekle sorumlu tutulduğu, mahremsiz dışarı çıkamamak, eğitim görememek gibi yasaklarla bürünmüş bir sistemin içine düşen ama ne olursa olsun boyun eğmeyen, direnen, güçlü duran Leyla..
Annesinin; mutluluğunu hiç istemediği, babasının ise ondan utandığı bir çocuk olarak dünyaya gelen, annesinin intiharından sonra zorla kendinden yaşça büyük biriyle evlendirilen, her gün şiddet gören, aşağılanan, hor görülen ve “harami” olarak bir ömür yaşayan, Meryem..
Kitabın ana konusu nedir diye sorarsanız, hiç düşünmeden “kadın” derim. Çünkü burada kadın, çoğu zaman erkeğin bir paçavrası, ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü bir köle gibi görülüyor. Ama aynı zamanda, en zor şartlarda bile birbirine değer veren, koruyup kollayan kadınların gücünü de anlatıyor.
Meryem'in, Leyla’nın iyi bir hayat sürebilmesi için kocasını öldürüp kendi hayatını feda etmesi gibi..
Sayfalarca ağladım, yaşanan olayları derinden hissettim. Savaşı, çaresizliği, ümitsizliği en acı yanlarıyla öğrendim. Bana çok fazla şey kattı, tüm kalbimle önerebileceğim bir kitap.