zeynep
Takip Et
zeynep
@icselalan
Sıkı Okur
okumak, yazmak ve yaşamak üzerine
yl
2000
42 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitaplar
Açlık
Knut Hamsun
Damga
Erving Goffman
Etik 101
Brian Boone
142
Kitap
1
Takip edilen
88
Takipçi
3
İnceleme
79
Alıntı
8
İleti
Kitapları
Duvar
Tekrar Paylaşımlar
Yorumlar
Ömer
@Pascalian
·
Kadın zihinsel planda hiçbir şeyi tehlikeye atmaz, çünkü yaşamla zihin çatışkısı onda erkekte olduğu kadar yoğun değildir.
Kitabı okudu
Umutsuzluğun Doruklarında
Emil Michel Cioran
zeynep isimli okura yanıt verildi
zeynep
Ömer
Cioran’ın “zihinsel plan” ifadesini yalnızca biyolojiye indirgemek yerine, daha geniş bir epistemolojik çerçevede ele almak gerektiği konusunda size katılıyorum. biyolojik determinizmi kastetmediği düşünülebilir, ancak onun düşüncesi yine de cinsiyetin zihinsel süreçler üzerindeki etkisine dair genelleyici bir iddiaya dayanıyor. Kurbağaların kimyasal değişimlere maruz kalarak cinsiyet değiştirebilmesi gibi örnekler, biyolojik sistemlerin dış etkenlerden bağımsız olmadığını kanıtlar. Ayrıca Kurbağaların cinsiyet değiştirebilmesi biyoloji ile çevrenin etkileşimini gösterse de, insan zihni ve toplumsal kimlik bu tür biyolojik mekanizmalara indirgenemez. İnsan zihni, yalnızca biyolojik adaptasyonlarla değil, bilinçli seçimler ve tarihsel süreçlerle şekillenir. Örneğin, 18. ve 19. yüzyılda Batı’da kadınların felsefe ve bilime katkıları sınırlıyken, aynı dönemde Japonya’da bazı kadın düşünürler aktif olarak entelektüel üretimde bulunuyordu.. Eğer zihinsel süreçler biyolojik zeminde şekilleniyor olsaydı, bu tür tarihsel ve kültürel farklılıkları açıklamak güçleşirdi. İnsan zihnini anlamada biyolojik etkenleri belirleyici bir çerçeve olarak ele almak, tarihsel gerçekliklerle çelişir. Tartışma için teşekkürler, zihin açıcı bir sohbetti. İyi akşamlar!
Reklam
Ömer
@Pascalian
·
Kadın zihinsel planda hiçbir şeyi tehlikeye atmaz, çünkü yaşamla zihin çatışkısı onda erkekte olduğu kadar yoğun değildir.
Kitabı okudu
Umutsuzluğun Doruklarında
Emil Michel Cioran
zeynep isimli okura yanıt verildi
zeynep
Ömer
öne sürdüğünüz noktaya katılmakla birlikte, biyolojik ve toplumsal etkenlerin katkılarının yüzdesel olarak belirlenemez olması, bunların eşit derecede etkili olduğunu veya aynı düzlemde değerlendirilmesi gerektiğini göstermemeli:) Elbette insan davranışları ve bilişsel süreçler hem biyolojik hem de toplumsal dinamiklerden etkilenir; ancak, cinsiyet farklarını açıklamada biyolojiyi belirleyici bir unsur olarak ele almak, bilimsel açıdan sorunlu olacaktır. Cordelia Fine (Delusions of Gender, 2010), kadın ve erkek beyinleri arasındaki farklılıkların büyük ölçüde nöroplastisite ile şekillendiğini ve beyin yapılarının çevresel faktörlere bağlı olarak, cinsiyet farklarının büyük ölçüde toplumsal yönlendirmelerle pekiştirildiğini belirtir. Eğer biyoloji belirleyici olsaydı, kadınların tarih boyunca entelektüel alanlardaki temsili sabit kalırdı. Oysa, eğitim ve toplumsal fırsatlar arttıkça kadınların bilim, sanat ve felsefede daha fazla yer alması (Schiebinger, Has Feminism Changed Science?, 1999), toplumsal dinamiklerin baskın rolünü kanıtlıyor. Sonuç olarak, biyolojik ve toplumsal etkenlerin kesiştiği bir gerçeklikten bahsediyor olsak da, kadınların bilişsel süreçlerini ve risk alma eğilimlerini öncelikli olarak biyoloji üzerinden açıklamak, bilimsel olarak temellendirilmemiş bir indirgemecilik olur. Dolayısıyla, metnin temel sorunu, bu iki faktörü birlikte ele almaktan ziyade, biyolojiyi arka planda bir değişmez olarak varsayarak toplumsal etkenleri yeterince hesaba katmamasıdır dersek bence daha doğru olacaktır :):)
Ömer
@Pascalian
·
Kadın zihinsel planda hiçbir şeyi tehlikeye atmaz, çünkü yaşamla zihin çatışkısı onda erkekte olduğu kadar yoğun değildir.
Kitabı okudu
Umutsuzluğun Doruklarında
Emil Michel Cioran
zeynep
kadın ve erkek zihninin işleyişine dair genelleyici bir iddiada bulunurken, zihinsel süreçleri biyolojik cinsiyete indirgemesi yanlıştır.. kadınların zihinsel risk alıp almaması biyolojik değil, toplumsal cinsiyet normlarıyla ilişkilidir. Dahası, kadınların entelektüel risk almadığını veya felsefi, bilimsel ve politik alanlarda köklü sorgulamalar yapmadığını öne sürmek yanıltıcıdır; Simone de Beauvoir, Hannah Arendt ve Rosa Luxemburg gibi figürler bu iddiayı çürüten örneklerdir (E. Cioran’a cevap :))