Nefes Nefese
8/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 17:37
“Ayşe Kulin’in Nefes Nefese romanı, II. Dünya Savaşı’nın karanlığında hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyesini anlatırken beni en çok Türk diplomatların rolüyle etkiledi. Açıkçası, savaş yıllarında bazı Türk diplomatların Avrupa’daki Yahudilerin kurtulmasına yardım ettiğini bu kitap sayesinde öğrendim. Roman boyunca korku, umut, aşk ve hayatta kalma mücadelesi iç içe ilerliyor. Bir yandan Nazi zulmünden kaçmaya çalışan insanların çaresizliğine tanıklık ederken, diğer yandan insanlığını kaybetmeyen insanların cesaretine hayran kalıyorsunuz. Tarihi olayları kurgu ile harmanlayan Ayşe Kulin, okuru yalnızca bir hikâyenin içine değil, savaşın tam ortasına götürüyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şey ise savaşın ne kadar acımasız olduğu kadar, insanların birbirleri için göze alabildikleri fedakârlıklar oldu. Bazen bir kitap sadece bir roman değildir; unuttuğumuz ya da hiç bilmediğimiz tarihî gerçekleri de hatırlatır. Nefes Nefese benim için tam olarak böyle bir kitaptı.”
Nefes NefeseAyşe Kulin · Everest Yayınları · 201313,6bin okunma
6/10
·102 syf.··
2026 24. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 19:53
Nisan ayında okuduğum ”Erkeksiz Kadınlar”, İranlı yazar Shahrnush Parsipur tarafından kaleme alınan ve ilk kez 1973 yılında yayımlanan, büyülü gerçekçilik geleneğine yakın çizgide duran yüz iki sayfalık bir roman. Beş kadının ayrı ayrı hikayelerini takip ediyoruz kitapta. Ancak ilerleyen bölümlerde bu hikayeler, tıpkı bir saç örgüsü gibi birbirine dolanarak iç içe geçiyor. Bu süreçte toplumsal cinsiyet rollerini, aile yapısını ve toplumun kadınlar üzerindeki beklentilerini sert ve açık bir biçimde görüyoruz. Kadın bedeni, toplumsal baskı ve özgürlük arayışı temaları üzerinden “Sıfır Noktasındaki Kadın” kitabını da çağrıştırdı bana. Ayrıca her iki kitabı okurken hissettiğim tekinsizlik duygusu da oldukça benzerdi. Çok severek okumadım açıkçası. Belki önceden benzer kitaplar okuduğum için olabilir. Fakat toplumun ve sistemin kadınlar üzerindeki etkisini görmek isteyenlere önerebilirim. Kitabın çevirisi için Yıldız Uysal’ın emeğine sağlık. @_sayfayolcusu_
Erkeksiz KadınlarShahrnush Parsipur · Can Yayınları · 20242,175 okunma
Reklam
8/10
·304 syf.··
2026 55. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Kadınlar hakkında bu kadar objektif yazan yazarları seviyorum. Aslında siyasi ve kültürel toplumun harmanlanmış hali bu kitap. Arkanya ile Paris arasında mekik dokuyan Onu Sevdiğim Zamanlar,aşka, barışa, yersiz yurtsuzluğa ve hatırlamanın acısına dokunaklı bir ağıt.Sesini sınırların olmadığı ve insanın insana merhem olduğu bir yerden yükseltiyor:Ey insan, neredesin? Romanları pek çok dile çevrilen, sinemaya uyarlanan, ödüller alan yazarımız edebi coğrafyasını Paris-Arkanya hattına taşıdığı, iç içe geçen iki hikâyeyle ilerleyen bu romanda insanları ayıran değil, ortaklaştıran yaraları; suskunluğu sınırsızlığa dönüştüren büyülü bir aşkı olağanüstü bir dille anlatıyor. Kısacası; sadece bir aşk romanı değil, aynı zamanda insanların ortak acılarını, geçmişle hesaplaşmasını ve umudu anlatan duygusal bir roman. Kitabin arkasında kod var okutup kitapla ilgili şarkıları dinleyebilirsiniz bu özelliği çok sevdim. . . #kitapalintıları ️Acı çektiğini göstermemek için kim bilir ne kadar acı çekiyor olmalısın.
Onu Sevdiğim ZamanlarKemal Varol · Doğan Kitap · 20251,936 okunma
Sustuklarımızdan Aldığımız Yaralar,Sessizliğin Mirası
10/10
·245 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 17:19
Merhaba sevgili okurlar ​Bugün kütüphanemin en özel köşelerinden birine yerleşen, kapağını kapattıktan sonra bile günlerce etkisinden çıkamadığım ve üzerine uzun uzun düşünmek istediğim çok derin bir eseri sizlerle paylaşmak için buradayım. Mustafa Gülaçtı’nın kaleme aldığı Sessizliğin Mirası Bir babanın sessizliğinden, bir oğlun kelimelerine uzanan hikaye.Okuyup bitirdikten sonra anladım ki bu cümle sadece edebi bir aforizma değil, kitabın her bir sayfasına, her bir satır arasına sızmış olan o muazzam gerçeğin ta kendisiymiş. Kendi iç dünyamda, kendi geçmişimde ve sustuklarımda derin izler bırakan bu eseri, tamamen kendi penceremden ve hissettirdikleriyle detaylıca kaleme almak istedim. Sessizliğin Mirası , aslında toplum olarak kanayan bir yaramıza, çoğumuzun bir şekilde hayatında karşılığı olan ama dile getirmekte zorlandığı o büyük ama sessiz trajedimize parmak basıyor. Sessizliğin Mirası'nı okurken kendimi sürekli bir empati çemberinin içinde buldum. Tahliller o kadar içten, o kadar bizden ve tanıdık ki. Okurken kendimi bazen o sustuklarıyla aslında çok şey anlatan, gururunun ya da yetiştirilme tarzının arkasına saklanan o babanın yerine koydum. bazen de o boşlukları kapatmak için çırpınan, bir cevap arayan, babasının gölgesinde kendi kimliğini kelimelerle inşa etmeye çalışan oğlun acısında, arayışında buldum. Karakterlerin hiçbiri yapay değil,sokakta yürürken görebileceğimiz, belki de bizzat kendi evimizde karşılaştığımız insanlar. Kitapta o kadar çok cümlenin altını çizdim, o kadar çok satırda durakladım ki. Ama sanırım bütün kurgunun, bütün o sessiz çığlığın özeti tam olarak şu cümleydi. ​"Bize bırakılan en ağır miras, doldurulmamış boşluklar ve zamanında sarf edilmemiş, içe atılmış kelimelerdir. İnsan en çok sustuklarından yara alır ve en çok sustuklarıyla yaralar sevdiklerini..." Elif
Duygu ve Düşünce
Sessizliğin MirasıMustafa Gülaçtı · Mahlas Yayınları · 20268 okunma
KAHVE VE KİTAP ÜZERİNE...
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 17:09
Hwang Bo-reum tarafından yazılan Hyunam-Dong Kitabevi, toplumsal başarı baskısından yorulan insanların bir kitapçıda buluşarak hayatı yeniden anlamlandırma çabalarını, tükenmişliği ve iyileşme sürecini konu alır. ​Youngju: Kitabevinin sahibidir. Eğitim, evlilik ve kariyer anlamında toplumun "başarılı" saydığı bir hayatı varken büyük bir tükenmişlik yaşayarak her şeyi geride bırakır ve hayali olan bu sakin kitapçıyı açar. ​Minjun: Kitabevinin sessiz baristasıdır. İyi bir üniversiteden mezun olmasına rağmen iş bulma sürecinde yaşadığı hayal kırıklıklarından sonra kahve yapmayı seçerek kendi iç huzurunu arar. ​Minchul ve Annesi: Gelecek kaygısı ve okul başarısı baskısı altında ezilen bir lise öğrencisi ile onun için endişelenen annesidir. Kitabevindeki sohbetlerle hayata bakışları değişir. ​Jungseo: İş hayatından istifa eden, kitapçının sunduğu dinginlik ve örgü örme gibi basit eylemler sayesinde ruhsal dengesini yeniden bulan bir kadındır. ​Seungwoo: Başarılı bir iş kariyerine sahipken mutlu olmadığını fark edip yazarlığa yönelen ve Youngju ile yolları kesişen bir yazardır. Hwang Bo-reum’un Hyunam-Dong Kitabevi (Welcome to the Hyunam-dong Bookshop) adlı romanında, kitabevinin sahibi Yeongju (Yongju) ile yazar Seungwoo (Song) arasındaki ilişki ucu açık, aceleye getirilmemiş ve umut dolu bir şekilde sonlanır. ​Kitabın sonunda romantik gelişme: Seungwoo, Yeongju’ya karşı olan duygularını açıkça ilan eder.Ancak Yeongju geçmişteki evliliği,boşanması ve yaşadığı ağır tükenmişlik sendromu nedeniyle hemen yeni bir ilişkiye başlamaya hazır hissetmez; Seungwoo’yu incitmekten korkar. ​Seungwoo ona baskı yapmadan beklemeyi kabul eder. Yeongju, arkadaşlarıyla dertleştikten sonra içten içe Seungwoo’ya karşı boş olmadığını ve duygularının karşılıklı olduğunu fark eder. ​Roman net bir
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
Kitaba dair,
Puan vermedi·154 syf.··
2026 254. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:26
Çarkların, Devridaim Makinelerinin ve İnsan İhtirasının Felsefesi ​Kitâb-ül Hiyel, Osmanlı’nın o masalsı atmosferinde mekanik aletler, gizemli otomatlar ve asla durmayan devridaim makineleri icat etmeye çalışan hiyel (mekanik) ustalarının hikayesi üzerinden, aslında insanın güç, iktidar ve ölümsüzlük arzusunu masaya yatırır; İhsan Oktay Anar, o kendine has kadim ve tılsımlı diliyle okuyucuyu labirent gibi dehlizlerin, dumanlı atölyelerin ve çizimlerin ortasına bırakırken, icat edilen her makinenin aslında mucidinin ruhundaki bir boşluğu doldurma çabası olduğunu fısıldar. Maddeden mana devşiren yazar, çarkların tıkırtısında zamanın akışını ve insanın kader karşısındaki acziyetini sorgulatır; güç elde etmek için kurulan o muazzam hilelerin ve mekanik dehaların, en nihayetinde insanın kendi yarattığı hapishaneye dönüşmesini anlatan bu eser, edebiyatımızın en şık ve en derin felsefi masallarından biridir.
Kitab-ül Hiyelİhsan Oktay Anar · İletişim Yayıncılık · 20205,8bin okunma
Reklam
Reklam