4/10
·728 syf.··
2026 8. kitabı
·
160 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:15
Spoiler içerir! Nesta çekilecek çile değil! Sonunda bitirmeyi başardım. Sadece okumak için okuduğum ve eylülde çıkacak altıncı kitabı okuyabilmek için kendimi bitirmeye zorladığım bir kitaptı. Aylarca okusam da, bir türlü bitmek bilmedi. Ve sabrımı sınadı. Detayına inerek beğenmediğim kısımları daha da netleştirmek istiyordum. Nesta hakkında epey bir söyleyeceklerim var. İlk önce bu karakter bana asla ve asla geçmiyor. Tavırları saçma, yapay ve anlaşılmaz. Karakter gelişimi de öyle. Ne yani herkese nefret kusan bir karakter bir anda ailesinden özür dileyip de onların arasına katılmaya mı karar verdi? Bu süreç kesinlikle doğal değildi. Okurken o kadar garipsiyordum ki... yani bu karakter gelişimi değil de, karakterin bir anda kişilik değiştirmesi gibi olmuştu. Ayrıca, Cassian asla Nesta'yı hak etmiyor. Nesta Cassian'a öyle kırıcı şeyler söylüyor ki, en son Cassian da bu laflara karşılık veriyor ve o zaman da Nesta duraksıyor, kırılıyor falan... ve bir anda suçlu Cassian! Ne?! Böyle sahneleri okurken delirdim resmen! Genel olarak bakıldığında kitapta canlı bir dinamik var. Ama ben yine de sıkıldım. Özellikle Nesta'nın Ganimet'leri bulduğu kısmlar. Bilemiyorum, okurken keyif almıyordum. Genel olarak kitabın son kısmı dışında hikayeyi okumaktan keyif almıyordum. Sanki bir şeyler çok yavan kalmıştı. Serinin diğer kitaplarındaki o ruh bunda yoktu. Ayrıc okurken çok sıkıldığımı ve sabrımın sınandığını söylemiş miydim? Biraz da hoşuma giden yerlerden bahsedeyim. Kitabın son yani, dördüncü kısmı gerçekten güzeldi. Öyle akıp gitti ki bir baktım kitabı bitirmeme sayılı sayfalar kalmış. Her ne kadar Nesta'nın herhangi biriyle olan ilişkisi bana gram geçmese de, Gwyn ve Emerie ile mücadele etmeleri güzeldi. Ama bu dostluk da başlarda hiçbir şey hissetmedi yani. Bir de şu
Gümüş Alevler SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20211,621 okunma
33 Yıl ülkeyi idare eden Büyük Sultan
10/10
·256 syf.·
2026 40. kitabı
Sultan Abdülhamit Han'ın kişisel hayatından,ailesinden,anılarından bahseden çok özel bir kitap. Bir devleti yıkılmadan önce 33 sene idare edebilen bir deha. Tarihimizde Kızıl Sultan diye anlatılan ama gerçekte hiçte öyle olmayan, ülkenin dört bir tarafına okullar açan, her kasabaya ulaşan haber ağıyla,ülkenin dört bir tarafından haberdar olan bir sultan. Sadece bu dünya için değil ahiret için de yatırımlar yapan,devletin evrakını abdestsiz imzalamam diyen bir hükümdar. Nedense lisede gördüğüm tarih derslerinde bunların hiçbiri anlatilmadi bize. Bize anlatılanlara içimden bir ses inanma derdi ve gerçekten de inanmadım. Abdülhamid han ile ilgili bir sürü kaynaktan araştırma yaptım. Ancak Talha ugurluel bu konuda yine farkını konuşturarak muhteşem bir eser ortaya çıkarmış. Tarih bu sultana borçlu. Son yıllarında bile savaşta olan ülkesine esir tutulduğu yerden destek vermek için çabalayan bir sultan. Mekanı cennet olsun inşallah.
Bir Dehanın İzleri: II.Abdülhamid HanTalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 20181,473 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·326 syf.··
2026 50. kitabı
Merhabalar! Bugün sizlere severek okuduğum ve etkisinden bir türlü çıkamadığım bir kitaptan bahsetmek istiyorum. ​Levent Aslan’ın "Ruh Parçalayıcı" isimli bu eseri, yazardan okuduğum ilk kitap olma özelliğini taşıyor. Serinin ikinci kitabı olan bu çalışma, beni ilk andan itibaren içine çekmeyi başardı. Yazarın dili o kadar akıcı ki, 326 sayfalık bu heyecan dolu yolculuğu sadece iki günde bitirdim! ​Nasıl bir kurgu, nasıl bir hayal gücü anlatamam... İnsan okurken gerçekten bambaşka dünyalara kapılıp gidiyor. Kitap bittikten sonra bile o gizemli atmosfer bir süre insanın üzerinden çıkmıyor, aklınız hala satır aralarında kalıyor. ​"Sosyolojisinin Uç Değişmez Yasası, Evrensel İdare Mekanizması tarafından yürürlüğe girdi ve üçüncü yasa uygulandı" cümlesiyle başlayan arka kapak yazısı, daha ilk sayfadan sizi nasıl bir mücadelenin beklediğinin sinyalini veriyor. Savaşçı Ruhlar ile İblisin Gölgeleri arasında başlayan o sessiz savaşın ayak seslerini satırların arasında adeta duyuyorsunuz. ​Ruh, evrenin en bilinçli enerjisidir; peki ama ruhlar dünyası tamamen başıbozuk bir yer mi? Yoksa onların da uymak zorunda olduğu katı yasalar mı var? Şeytan bu kurgunun neresinde? Tüm bu soruların peşinden sürüklenirken kendi ruhunuza kulak vermeyi de unutmuyorsunuz. ​Fiziksel kopyasını kütüphanemde severek sakladığım bu etkileyici kurgu, okuma listenize mutlaka eklemeniz gerekenlerden. İyi okumalar!
Ruh ParçalayıcıLevent Aslan · Ateş Yayınları · 20261 okunma
7/10
·284 syf.··
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:19
Jules Verne çok sevdiğim yazarlardan birisi. Şimdiye kadar okuyup da pişman olduğum bir kitabı yok. Bu eserinde de geçmesi zorlu olan, fırtınalı bir arazide inşa edilmiş bir fenerde yaşananlardan bahsediyor. Hikaye ile bağlı fazla detaya girip de heyecanını kaçırmak istemem, o yüzden kısa bir yazı olacak. Feneri idare etmek için oraya 3 kişiyi bırakıyorlar; 3 ay sonra yerlerine yenileri gelene kadar orada kalmalıdırlar. Bu süreçte başlarına gelenler kitaptaki olaylara büyük bir heyecan yüklüyor. İnsan her sayfada "şimdi ne olacak?" demekten kendini alamıyor. Coğrafyanın o yalnızlığı ve sertliği karakterlerin psikolojisiyle o kadar güzel birleşmiş ki, yazarın ustalığı bir kez daha kendini belli ediyor. Kısacası, macera sevenlerin kesinlikle şans vermesi gereken, bir solukta bitecek çok akıcı bir eser
1000Kitap
Dünyanın Ucundaki FenerJules Verne · İthaki Yayınları · 20122,920 okunma
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma
Karahanlılar ve Türk Devlet Geleneği
8/10
·265 syf.··
2026 76. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:54
Türkler tarih boyunca yalnızca kılıçlarıyla değil, devlet kurma kudretleriyle de tarih sahnesinde yer almışlardır. Hunlardan Göktürklere uzanan bu büyük devlet geleneği, İslamiyet'in kabulü ile yeni bir safhaya geçmiş ve Karahanlılar devrinde eski Türk töresi ile İslam devlet anlayışı aynı nizam içinde birleşmiştir. Bu sebeple Karahanlılar, Türk tarihinin kırılma noktalarından biri olarak görülür. Eserin satırları arasır dolaşırken devletin yalnızca bir idare mekanizması olmadığı, aynı zamanda bir mefkure olduğu hissedilir. Nitekim bu anlayış şöyle ifade edilmektedir: "Devlet, yalnızca hükmetme vasıtası değil; töre, nizam ve inancın birlikte yürüdüğü bir yüksek düzendir." Satuk Buğra Han ile başlayan İslamlaşma süreci, eski Türk devlet geleneğini ortadan kaldırmamış; aksine onu yeni bir medeniyet zemini üzerinde yeniden şekillendirmiştir. Hükümdarlık anlayışı, saray teşkilatı, ordu sistemi ve idari yapı bu dönemde yeni bir hüviyet kazanmış ve kendisinden sonraki Türk-İslam devletlerine temel teşkil etmiştir. Prof. Dr. Reşat Genç, "Karahanlı Devlet Teşkilatı" adlı eserinde bu yapıyı bütün yönleriyle ele almakta; yalnızca kurumları değil, bu kurumların arkasındaki devlet anlayışını da ortaya koymaktadır. Böylece Karahanlılar, bir geçiş devleti olmaktan ziyade bir temel devlet modeli olarak karşımıza çıkar. Karahanlılar üzerine yapılan en kıymetli çalışmalardan biri olan bu eser, Türk devlet geleneğini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak niteliğindedir.
Karahanlı Devlet TeşkilatıReşat Genç · Türk Tarih Kurumu · 06 okunma