"Fakat inan ki kimse seni bir köle gibi, bir köpeğin sadakatle sahibine kendini adadığı gibi, o zaman olduğum ve senin için hep öyle kalan ben gibi sevmemiştir; çünkü yeryüzündeki hiçbir şey kuytulardaki umutsuz bir çocuğun fark edilemeyen aşkıyla kıyaslanamaz."
Okumakta çok geç kaldığım, gözyaşları içinde bitirdiğim bir kitap oldu Şeker Portakalı. Hakkında birçok kişinin inceleme yaptığını biliyorum ama bir gün dönüp baktığımda kendi hislerim ve kendi cümlelerimle hatırlamak adına yazıyorum bu yazıyı. Kitap "Zeze" adlı baş karakterin ağzından anlatılıyor. Yaptığı yaramazlıkları,yediği dayakları, nadir de olsa mutlu olduğu anları ve çektiği acıları...
Basit dili ve akıcı anlatımı sebebiyle bir çırpıda okuyabilirsiniz. Her sahneyi kolaylıkla zihninizde canlandıracağınıza, kendinizden ve çocukluğunuzdan çok şey bulacağınıza eminim. "Güneşi Uyandıralım" ve "Delifişek" adında devam kitapları olduğunu kitabı okurken öğrendim. Daha önce biliyor olsaydım seriyi daha anlamlı kılmak adına bütün bir şekilde art arda okumayı tercih ederdim. Yine de bana çok şey katan, kitaplığımın en değerli kitaplarından biri oldu. Fazla uzatmadan bitirmek üzere bu yazıyı, sizinle bir düşüncemi daha paylaşmak isterim.
Kanatları ile dünyadaki tüm çocukları koruyan, onların mutluluğu için çabalayan bir melek olmasını çok isterdim. Belki o zaman savaşlar, bunalımlar, şiddet ve cinayetler olmazdı. Belki daha yaşanılası bir gezegen olurdu dünya. Belki...
Keyifli okumalar.