›idill ✿

Hüzün; yüreğin, ruhun terbiyecisi. Hüzün; direnen bir dilin yaşam kaynağı. Hüzün; en çıplak, en ince, en yalın duyguların yaşandığı mekan. Hüzün; acıyı, ezikliği, sıkışmışlığı, şaşkınlığı, yenilgiyi, kaybetmeyi ve çaresizliği yaşayan insanın anayurdu...
Reklam
Değişmek, kendine yabancılaşmak demekti. Dişindeki küçük bir oyuğun içine giren bir yemek atığına, dilim nekadar şiddetle saldırıyor, o küçük oyuğa giremeyeceğini bildiği halde, bütün yumuşaklığıyla kendini katı duvarlara vuruyor. Barınamazsın o kovukta yabancı, diyor. Tükürük bezleri, o küçük parçayi eritmek, boğmak için seller akıtıyor; dil, bir yilan gibi tekrar saldırıyor, küçük bir gedik bulup dalmaya çalışıyor. Boğazım yutkunuyor: büyük anaforlar yaratıp yutmak istiyor bu bilinçsiz küçük parçayi. Hepsi el birliğiyle uğraşıyorlar, kendilerini harab ediyorlar. Dilin ucu parçalaniyor, boğaz kuruyor. Amaç, canlınin bütünlüğünü korumak. Değişmesini önlemek. Yeni olan herşeye isyan ediyor vucut.
"Gelecek mi? Ona başkalarının ayaklarıyla yürümemiz imkânsız. Yarınlara ancak kendi adımlarımızla yürüyebiliriz. Öteki ayak seslerinide duyabiliyorsak yürürken gerçekten başarılı sayılırız."
İnsanın aklı her zaman iki imkansız şeyi yapmaya çalışır!!! Birisi yapılamaz bir şey olan, geçmişi yeniden düzenlemektir. Geçmiş gerçekleşmiştir. Geçmişe gerçekten gidemezsin. Geçmişe gitmeyi düşündüğünde, en iyi ihtimalle onun anılarına gidebilirsin, o gerçekten geçmiş değildir, o sadece bir anıdır. Geçmiş artık yoktur, dolayısıyla onu yeniden düzenleyemezsin. Bu insanlığın gerçekleşmesi imkansız amaçlarından birisidir ve insan zihnini her zaman meşgul etmiş diğer imkansız düşünce de geleceği kurmaktır ;bu da, yine yapılamaz. Gelecek henüz olmamış olan demektir:Onu kuramazsın. Gelecek kurgulanmadan kalır, gelecek açık kalır.
"İnsan ümidini asla kaybetmemeli, en imkânsız durumlarda bile kudreti her şeyi çözmeye yeten Rabbimizin varlığını hatırlamalıdır."