İdris Yılmaz

İdris Yılmaz
@idolika
"İnsan bir muammadır."
Okuyan çok, düşünen az. Yazan çok, anlayan az. Seven çok, sevilen az.
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnsanı ne kadar kısıtlarsanız, onu toplumdan, uzlaşıdan, insanca olandan da o kadar uzaklaştırırsınız. İnsanı ne kadar kısıtlarsanız, o da o kadar taşar sınırlarından; çatlar, sızar, kabına sığmaz. Ellerini bağlarsanız, dudaklarından taşar; dudaklarını mühürlerseniz, gözbebeklerinden sızar. Her kısıtlama, arzuyu doğurur; her yasak, başka bir ihtimalin kokusunu salar havaya. Korkutarak, acı çektirerek, canını yakarak kimseyi iyiliğe, güzelliğe, şefkat ve merhamete, adalet ve yargıya, yahut adına cennet denen o düşsel yere inandıramazsınız. Tanrıların ve dinlerin açmazı tam da buradadır: İnsana, boyun eğdiği, köleliği ve sınırlandırılmayı benimsediği ölçüde cenneti vadederler; fakat aynı anda güzel ve arzu edilir ne varsa, hepsini cehennem korkusunun gölgesiyle sınırlarlar. Üstelik bunu yaparken -cennet ve cehennem gibi kavramların varlığına dair- hiçbir somut kanıt sunmazlar. Böylesi bir şeye inanmak mümkün mü gerçekten? Varsayalım ki hepsi doğru; cennet de var, cehennem de. Öyleyse nedir bu garabet? İnsanların kaderini en baştan yaz, onları cennet yahut cehenneme uygun surette yarat; sonra da nefislerini dizginleyecek kudreti vermezken, dizginleyemedikleri için onları cezalandıracağını söyle... Saçmalığın daniskası bu. Hatta belki de bu satırları yazmaya kalkışmak bile saçmalık. Şayet oralarda bir yerlerdeysen, bu çelişkiler için beni bağışla Tanrım. Eğer uğrunda yanmamı, tutuşmamı, diz çöküp nefes nefese kalmamı istiyorsan; benden bu kahrolası bilinci al. Ya da bırak inancı, bırak sadakati... Şu lanetli hayatı, şu baştan çıkarıcı dünyayı doya doya yaşamak için al benden bu bilinci Tanrım! Al ki korkusuzca dokunayım, korkusuzca arzulayayım, korkusuzca yakayım ve yanayım. Noksanlığımı bağışla, çok yorgunum. Oyun istemiyorum, olgunluk istiyorum Tanrım... Beni hayalî
1000Kitap
Bazıları aşkla evrilir, bazılarıysa aşkla devrilir. Biz onunla yerin sonsuz kat altına devrildik. Artık ne onu suçluyorum ne de kendimi. Yapamadık. Olmadı. Olduramadık. Bu hikâyede herkes kaybetti. Çünkü sıfıra sıfır ekleyince, bir etmezdi.
1000Kitap
Soluk Soluğa
Hep yanıldı ve yenilgilere uğradı Ama atıldı yine de serüvenlere Vakti olmadı acıların hesabını tutmaya Durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı. Yangınlarla geçti ömrü ve hep yalnızdı - ki onlar daima birer yalnızdılar Nerde doğmuştu ve ne zaman kopup Gitmişti o kentten anımsamıyor artık Hangi sokaktaydı ilk sevgili ve hala Sürüp gider mi ilk öpüşmenin esrikliği Gizlice buluşmaya gelen ve ölürcesine Korkular geçiren o kız nerededir şimdi Sensiz olursam yaşayamam diyen O liseli kız hangi kentte kaldı Ve o sarışın O afeti devran bekler mi hala Atlas yataklara sererek yaşamanın anlamını Üşüten bir acıydı belki her ayrılık Her yolculuk yangınların başladığı yereydi Ama vakti olmadı hesabını tutmaya Aşkların, ayrılıkların ve acıların İstese de kalamazdı vakti gelince Geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda Yürek burkulması ve hüzün ve keder Aralıksız doldururdu acıların bohçasını Dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği
Şiir
Sikeyim
Irkçıları, faşistleri, milliyetçileri, homofobikleri, feministleri, ataerkilleri, dindarları, kafayı astrolojiyle bozanları, falcıları, numerologları, internet fenomenlerini, veganları, vejetaryenleri, Onlyfansçıları, porno ve kumar bağımlılığını, Amerikan sinemasını, "hayalin nedir?" diye sorulduğunda "dünyayı gezmek" yanıtını verenleri, sevgisinin büyüklüğünü sosyal medyada gösterenleri, teşhircileri, akraba evlilğini, kendine ait tek bir fikri olmayan kitap manyaklarını, birden fazla dil bildiği için kendini mükemmel zannedenleri, polisi yüceltenleri, herhangi bir yere 777 yazıp beklentiye giren beyinsizleri, mağarasından çıkmayanları, günde 10 dakikadan fazla reels izlemeyi, Auto-tune müziğini, elit, modern, seküler ama türbanlı okumuş cahilleri ve onların kasıntı erkeklerini, cinsiyetçileri, özgürlük adı altında götünü başını sergilemekten başka vasfı olmayanları, mavi/beyaz yakalı köleleri, işkolikleri, savaşı destekleyenleri, tercih edilmiş yalnızlığı, hayvan düşmanlarını, hayvanı insandan üstün tutanları, popüler kültürü, gym salonlarını dolduran kas yığınlarını, narsistleri, Animecileri, iflah olmaz yaşam sevincimi, korkularımı, arzularımı ve duyarlılıktan yoksun yersiz özgüveni, insanlığa dair içimde barındırdığım unufak umudu, gönlünde biri varken başkalarına da arkadaşlık adı altında umut verenleri, mesaj kutusunu yedek kulübesine çevirenleri, seni, beni, yogacıları, muhafazakârları, kaçak çay ve sarma tütün güzellemelerini, gündüz kuşağını, kıraathanede ülke kurtaran sapık dayıları, Arka Sokaklar'ı, üstinsanı ve aşağılık kompleksini, özeleştiri yaparken bile kendini övenleri, Ahmet Kaya'yı kahrından öldürenleri, çocukluğumu sikenleri, 30 yaşına geldiğim hâlde içimden atamadığım ergenliği, antidepresanı, metamfetamini, Hakan Günday okuyup her şeyi bildiğini
1000Kitap