-Orospu çocuğunun tekiysem bile bunu kabul edebilirim. Yeter ki birisi beni orospu çocuğunun teki olduğuma inandırsın.
+Kesin olan şeyler bellidir, tartışılmaz.
Beyaza siyah diyen birine "o beyazdır, siyah değil" demeliyiz. İki kere iki dört eder.
-Üzgünüm ama ben "iki kere iki beş de edebilir hatta etmeli" diyen biriyim. Ayrıca beyaza siyah da diyebilirdi, beyazı beyaz olarak kabul ettiren kişi.
Sartre'a göre, "insan, varoluşu özünden önce gelen bir varlıktır." Burada özne, yani insan, kendiliğinden oluşmuştur demiyor. Kendini gerçekleştirmeye özünü oluşturan materyallerin farkına vardıktan sonra başlamıştır diyor ve herhangi bir kişi, özgürlüğünün kısıtlanmasını isterken bile, örneğin özgürlüğünü kısıtlayan bir iktidara oy verirken, kendi özünde sığ ve vasat bir özgürlük anlayışını tercih ettiği için o iktidarı benimser. Kaldı ki toplumun özgürlüğünü aşırı kısıtlayan her iktidar, aslında kendi özgürlüğünü de kısıtlar. Her zaman korku içinde yaşar. Burada diyebiliriz ki, kişi ne kadar özgür olursa, o kadar cesur olabilir. Aynı zamanda zorba. Ne kadar tutsak olursa da o kadar korkak. Aynı zamanda riyakar. Eskiden diktatörü destekleyenlere karşı daha sert bir üslup takınırdım, şimdiyse daha pozitif yaklaşmaya çalışıyorum. Çünkü fark ettim ki, ben de onlarla aynı çukura düşüyorum. Neyse ki felsefenin sonsuz karanlığa götüren ışıklı yoluna girdim. Şimdi daha sakinim. Bu sakinlikte düşünürsen, sen de anlarsın ki, siyahı siyahta, beyazı beyazda bırakmak gerekir. Zamanla ikisininde değişebildiğini göreceksin. Sadece renk olarak da değil. Belki renk olmayı bile reddedip, varlıklarını başka bir şey olarak sürdüreceklerdir.