İdris Yılmaz

İdris Yılmaz
@idolika
"İnsan bir muammadır."
Jose
Şimdi n'olacak, Jose? Parti bitti, ışıklar söndü, herkes gitti, gece soğuk, şimdi n'olacak, Jose? Ne diyorsun ha? adsız Jose, başkalarını kızdıran şiir yazan, kavgadan hoşlanan şimdi n'olacak Jose? Kadının yok, ne söyleyecek sözün, ne sevgin kaldı, ne içki içebilirsin artık, ne de cıgara, tüküremezsin bile, gece soğuk, gün doğmadı, ne otobüs geldi, ne de ütopya, gülen kimse yok, her şey sona erdi, her şey çekip gitti, her şey çürüdü, şimdi n'olacak, Jose? Şimdi n'olacak, Jose?
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Toksiklik
Tüm toksik insanlar zalim ve umursamaz değildir. Bazıları bizi çok sever. Ama onlar varlığımız için toksiktir çünkü ihtiyaçları ve dünyada var olma biçimleri bizi kendimizden ve mutluluğumuzdan ödün vermeye zorlar. Tabii öncelikle toksikle normalin ayrımını yapabilmek için kendine şunları sorman gerekiyor: ben, yüreğim kan ağlarken ve kendi içimde yalnızlıktan geberirken dışarda toksik insanlar gibi mutlu insan rolü mü yapıyorum yoksa mutsuzluğu delikanlı gibi kabullenip mutlu olmak için çaba mı gösteriyorum? Birisi bana büyük/küçük farketmez, bir kötülük yaptığında, normal insanlar gibi hesabını mı soruyorum yoksa toksik insanlar gibi öfkemi sosyal medyada linç kültürüne katılarak, sporcu olma amacım yokken spora giderek, yoga yaparak vesaire doğal olmayan yollarla yatıştırmaya ve içimde biriken nefreti yaymaya mı çalışıyorum? Ben, ülkemde ya da dünyada yahutta sadece evimde bir şeyler ters giderken, normal insanlar gibi her şeyi yoluna koymak için olaylara müdahale mi ediyorum yoksa toksik insanlar gibi sadece durup seyretmekle mi yetiniyorum? Pasif ama kendini önemli zanneden biri mi yoksa aktif ama mütevazı biri miyim? Zehir miyim? Panzehir mi? Ben, kimim? Ben, neyim? Ben, bu hayatın neresindeyim? Hiç düşündün mü, toksik dediğin insanların aslında sadece doğal davranan insanlar olup, senin onlardan daha toksik olduğunu? Eline bir güç geçtiğinde zalim dediğin insanlardan daha zalim olacağını hiç düşündün mü? Onlar haklarını kazanmak için mücadele edip güçlenince hak etmedikleri bir baskı altında kaldıklarını ve böylelikle iradelerinin zayıflayıp kişiliklerinin zehirlendiğini ama senin zayıf iken bile zehirli olduğunu, bunun da iradenin zayıflığından kaynaklandığını ve böyle devam ederek güçlenmenin de imkânsız olacağını, en azından sağlıklı bir psikoloji ve ruhla
1000Kitap
Anı yaşamak
Toplum artık öyle bir sistemin, öyle bir düzenin içine hapsolmuş durumda ki, farkında mısınız bilmiyorum ama insanların eğlence anlayışı, yani mutlulukları, çılgınlıkları, maceraları bile artık hep bir plana bağlı. Şöyle anlatayım. Örnek olarak kulübe giden birini düşünelim. Bu kişi, anı yaşayalım dedikten sonra kulübe gitmiyor, kulübe gittikten sonra anı yaşayalım diyor. Yani anı yaşa felsefesini bir plana dahil ettiğinin bile farkında değil. Bu kişi kulübe ani bir kararla gitmiyor. Sorumluluk dediği ama aslında sistemin ona tam anlamıyla kabul ettirilmesi için dolaylı olarak dayattığı şeyi geride bırakıp gitmiyor. Aksine, sorumlulukları arasına kulübe gitmeyi de ekleyip gidiyor. Özgür bireyler olduklarını en çok iddia edenler de bu tip kuklalardır aslında. Oysa özgürlük, programlanmış bir şey değildir. İnsan da bir bilgisayar programı değildir. Artık herkes bir veri gibi hayatta. Üstelik düşük mb'lık veriler. Yani içleri de bomboş ama hepsinin ortak hastalığı, "kendini bir bok sanmak." Kısacası, önemli olan, kulübe gittikten sonra anı yaşamak değil, kulübe gidebilmek için anı yaşamak. Tabii ki burada mesele kulübe gitmek değil, kendine gelmek lan!
1000Kitap
Evlilik Üzerine
"Evlenmeden önce kendinize şu soruyu sorun: Bu insanla hayatımın sonuna dek konuşabilir miyim? Evlilikte bunun dışındaki her şey geçicidir" der Nietzsche. Sonuna kadar katıldığım bir tespit. Amacım aile kurumunu küçültmek değil ama dikkat ederseniz, cahiller, vasatlar, kendini insan ilişkilerinde hiç geliştirmemiş kişiler ve siyasetçilerden başka kimse evliliği yüceltmez. Başkalarının evliliği, siyasetle ilgilenen kişilerin işine gelir. Çünkü onlar, yani siyasetçiler evlilerden ve onların çocuklarından her alanda ekonomik olarak faydalanırlar. Vasatlar zaten evlilik, toplum, insan ilişkileri ve siyaset hakkında çok az bilgiye sahiptir. Medyanın onlara sunduklarıyla ve kulaktan dolma bilgilerle yaşarlar. Bazıları "evlilik aşkı öldürür" derler. Evlendiğin kişiye olan aşkı elbette öldürür ama bir yandan da aşkı özletir. Birçok insan evlendiği kişiyi seçmesine kaynak sebep olan tutku ve heyecanı yeniden hissettiği için aldatır zaten. Zamanla eşine karşı merakı kalmayınca mutluluğu başkalarında aramaya başlar. Yani aşk bir merak mıdır sadece? Aşk, birçok duygu ve kavramın birleşiminden oluşmuştur. İşte tam da bu yüzden, derin bir aşk ilişkisi için partnerinizle ergenliğin hülyasına kapılmadan, onda sevdiğiniz bütün özellikler ve ilgi alanlarınızla ilgili ölene kadar sohbet edebilecek seviyeye gelmeden evlenirseniz, hata edersiniz. Özellikle günümüzde evlilik kurumu, birçok mutsuz ve kendini boşlukta hisseden insanın çıkış yolu haline gelmiştir. Oysa bu büyük bir tuzaktır. İnsan ilişkilerinde derinlik ve anlam arayan bir kişi için evlilik bir çözüm yolu değil, aksine ruhunu bütünüyle kaybedenlerin mezarlığına giden yoldur. Boşluğu doldurmak için evlenirseniz, ergenliğinizde aşıkken yaptığınız ama olgunlaştıkça saçma bulduğunuz şeyleri bile bir gün özlersiniz. Sosyal
1000Kitap

İdris Yılmaz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·128 syf.·
2025 1. kitabı
Jean-Paul Sartre
8.2/10 · 3.861 okunma