Ah bu öyle bir yanılgıdır ki... mesela yüreğinden bitmez tükenmez mutluluğuyla, bütün ebedî acılarıyla aşk fışkırabilir... Buna ikna olmak için ona bir kez bakmak da yeter!
Tıpkı çocukluğumdaki gibi yeniden ayrılmak üzereydik. Ancak bu sefer önemli bir derdimiz vardı: Birbirimize sarılmamız mı gerekiyordu, uzanıp elini öpmem mi, varınca aramasını söylemem mi lazımdı; bilemedim. “Yirmi beş yılın sonunda karşımdaki babama “baba”kelimesini dudaklarımın ucunda baba diyememek.” Sanırım vedalaşmak ve herkesin kendi yoluna gitmesi için bu kadar kâfiydi.
Fakat ben sahiden babamı kaybettiğim için mi kötüydüm, yoksa hayatım boyunca hafızamın içinde kavga edip durduğum o baba imgesinden artık yoksun kalacağım için mi kendimi çaresiz hissediyordum, bilmiyordum.
*Devamı yorumda
"Her şeyi gördüm de, türlü türlü ağlayanları, sevda için,keder için ölüm için ağlayanları gördüm de,umudun insanları ağlattığını ne görmüşlüğüm,ne de duymuşluğum vardır."