İlk defa oyuna başlayacak çaylakların Wall Street hayatı, 3 ila 30 hafta arasında değişirken ikinci sınıf çaylakların iflas etme süreleri yaklaşık 3 ile 3.5 yıl arasındadır. Ünlü borsa aforizmalarını ve klişe oyun kurallarını alıntılayan kişiler de bu yarı çaylak yatırımcılardır. Onlar borsa hakkında yapılmaması gereken eskilerin kehanetlik dudaklarından dökülen her şeyi bilir de şu tek şeyi bilmezler: Çaylaklık etmemeyi!
Tarih hakkındaki gözlemim bana, tavırlarını Batı’ya yönelik sistematik bir düşmanlığa dayandıranların genellikle barbarlığa, gericiliğe savrulduklarını ve sonunda acziyete düşüp kendi kendilerini cezalandırdıklarını öğretti.
…Bir zamanlar Hindistan İmparatoru, İran Şahı’na, yardımcılarına bir oyun icat ettirip buldurduğu satranç oyununu hediye eder. Hediyeyi verirken, “Bu bir strateji oyunudur, savaş gibidir, önceden her alternatifi hazırlayan kazanır.” der. İran Şahı da aynı şekilde karşılık olarak vezirlerinden Hindistan Kralı’na bir oyun hazırlamalarını ister. Hint İmparatoru için, zarla oynanabilen tavla oyununu hazırlarlar. Tavlayı Hindistan Kralı’na gönderirken İran Şahı içine bir de mektup koyar; “Hayatta strateji, hazırlıklar önemlidir ancak şans faktörü de örneklidir,” der. Zarlar işte bu şans faktörüdür.
Ülkemiz için asıl tehlike askeri veya mali zayıflığından ya da siyasi kargaşaların getirdiği parçalanma risklerinden kaynaklanmıyor. Asıl tehlike, tüm Çin halkının zihinsel evreninin boşluğu ve yıpranmışlığıdır. 400 milyonluk nüfusun 390 milyonu batıl inançların peşinden gitmektedir. Ruhlara, hayaletlere, kehanete, kadere ve despotizme inanmaktadırlar. Bireyi, kişiyi, gerçeği hiçbir şekilde kabullenmezler. Çünkü bilimsel düşünce gelişmemiştir. Çin sadece isim olarak cumhuriyettir; aslında bir otokrasidir ve bir rejimden diğerine geçilmesi işlerin daha da kötüye gitmesinden başka bir şeye yaramamıştır. Halkımızın büyük çoğunluğunun demokrasinin ne olduğu hakkında en ufak bir fikri bile yoktur.