Her şeyde organiklik arıyoruz, yediğimiz meyve sebze yemek vs her şeyin en az değiştirlimişini kullanmak istiyoruz. İnsan da değiştirilmeden, organik olsa ya da daha doğrusu ‘fabrika ayarlarına dönse’. ‘İnsanın Fabrika Ayarları’ serisi , insanın (evrimsel bakış açısıyla) var oluşunu, bu hayata tutunmasını ve gelişmesini tarih, antropoloji ve biyoloji mercekleri altında bize sunuyor. Öncelikle yazarımız Sinan Canan’ın tanınması ve anlaşılması gereken bir şahsiyet olduğunu düşünüyorum. Tıp alanında çalışmaları ve fizyolojiden doçentliği bulunan Canan genel olarak (bana göre) olaylara farklı bakış açısıyla bakarak insanda yeni ufuklar açıyor ve insanı düşünmeye sevk ediyor. Günümüzde yaptığı çalışmalar, yaz okulları, seminerler ve YouTube üzerinde yaptığı yayınlarla insanlara yeni bir düşünce sunma ve onlara fayda sağlama çabasında olduğunu görüyor ve takdir ediyorum.
Eserimize dönersek, İnsanın Fabrika Ayarları serisi insanı evrimsel bir bakış açısıyla inceleyen ve milyonlarca yıllık ilk hücreden on binlerce yıl önce var olduğu düşünülen insan ırklarının atası baz alınarak aslında bugünkü yaşantımızda var olan birçok sorunun kaynağına iniyor ve atalarımızdan ‘antik’ çözümler sunuyor. Öncelikle bu hayatı anlamamızda sadece bilim yapmanın ve bilimsel bakış açısıyla bakmanın hata olduğunu; insanın duygusal ve manevi amaçları olan bir varlık olduğunu ve ‘antik öğretiler’ olmadan bu hayatın yaşanılmaz olduğundan bahsediyor. Daha sonra evrimsel bir bakış sunarak aslında insanın ‘gökten düşen ve her şeyin efendisi’ olan bir yaratık değil de ‘atası ilk hücre olan’ yani her canlıyla akraba olan böylece kendini her şeyin üstünde gören değil her şeyin içinde gören ve dünyaya yön veren bir varlık olarak bize sunuyor. Bu anlayış (evrim doğru kabul edilsin veya edilmesin) insana çok