içimden kendim de haberdar değilim. ya da saklanıp gizleniyor muyum kendimden acaba. insan kendinden nereye kaçabilir? işaret parmağımın kendime dönmesinden sonra da ellerimi yavaşça yukarıya kaldıracak olmaktan ölesiye korkuyorum. aferin bana, bastırdıkça bir yerlerden sızıp patlayacağından haberdar değilmişim gibi davranmaya devam ediyorum. iflah olmaz gıcık bir tıynet. ölürsün çünkü en azından kendine itiraf etsen.
gecenin şarkısı:)
Ben değilim bu gördüğün İflah olmaz bir kördüğüm Yazmış yazan sayfa, sayfa Her gün sayıp sövdüğüm
Müzik
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ya Habibi, Ya Muhammad (Benim sevimlim, Ya Muhammet) Ya Shafi’i ya Muhammad (Benim şefaetcim, ey Muhammet) Khayru khalqillahi Muhammad (Allahın yarattığı en güzel varlıktır Muhammet) Ya Mustafa ya Imamal Mursalina) (Ey seçilmiş, ey peygamberlerin imamı) Ya Mustafa ya Shafi’al ‘Alamina Ey seçilmiş, ey alemlerin şefaetcisi Diğerleri uyurken, o ibadet etti Diğerleri yemek yerken, o oruç tuttu Diğerleri gülerken o ağladı Son nefesini verene kadar Onun tek arzusu bizim İflah olanlar arasında olmamızdı Ya Mu'allim, selam olsun sana Gerçekten sen bizim öğretmenimizsin Ah Mu'allim Ya Bashiri ya Muhammad (Ey güzel haberleri getiren, ey Muhammet) Ya Nadhiri ya Muhammad (Ey haberdar eden, ey Muhammet) Ishqu Qalbi ya Muhammad (Yüreğimin sevgisi, ey Muhammet) Nuru ‘Ayni ya Muhammad
Geleneksel yanılgı, zekayı genetik mirasa, davranışları ise çevreye bağlar. Oysa insan, sadece göz rengini değil, karakterinin gölgelerini, ruhundaki o durdurulamaz dürtüleri ve taşınan travmaları da anne ve babasından devralır. Mark Wolynn’in 'Seninle Başlamadı' kitabında da çarpıcı bir şekilde anlattığı gibi; kökleri geçmişe dayanan acılar, korkular ve bağımlılık eğilimleri kalıtımsal birer kod olarak kuşaktan kuşağa aktarılır. 'Doğduğun ev kaderindir' sözü, duvarların soğukluğuyla değil, anne-babamızdan bize üflenen bu görünmez mirasla ilgilidir. Ebeveynlerin öfkesi, takıntıları veya bağımlılıkları, çocukta birebir aynı maskeyle hayat bulmaz; bazen yıkıcı bir alışkanlığa, bazen de iflah olmaz bir işkolikliğe ya da okuma tutkusuna dönüşür. Genetik potansiyeli tamamen yok edemeyiz belki ama bilincimizle ve doğru bir çevreyle onun yönünü değiştirebiliriz. Unutmamalı ki, bir anne ve babanın kendi içinde törpüleyip iyileştiremediği her yara, kırk yıl sonra bile olsa çocuklarının hayatında bir şekilde yeniden filizlenecektir. Bizler, bizden öncekilerin bitmemiş hikayeleriyiz; ta ki o zinciri kırma cesaretini gösterene kadar.
Hayata Dair
İnsan en çok kime kırılır bilir misin? Kendine. Dünyanın bütün hoyratlığına, o yarım kalmış aşkların vurdumduymazlığına, gidenlerin bıraktığı o ağır enkaza eyvallah dersin de... En çok, o hikayelerin tam ortasında kalbini bile bile o cellatların eline teslim eden kendi saf niyetine içerlersin. Asıl şaşırtıcı ve can yakıcı olan nedir biliyor musun? Seni yıkanlar, senin o yıkık dökük odana yabancı birer düşman gibi girmediler. O odanın anahtarını onlara bizzat sen verdin; duvarların nereye kadar dayanacağını, hangi tuğla çekilirse bütün tavanın çökeceğini en iyi onlar biliyordu, çünkü onlara haritayı bizzat sen çizdin. Şimdi o harabenin ortasında oturup 'Neden?' diye sorma. Bu gece o kırık aynaya bak ve o bin parçaya bölünmüş yüzün her bir parçasında, hala o insanları affetmeye hazır olan o iflah olmaz, o dahi çocukla tanış. En büyük ihaneti dünya değil, insanın o iyileşmek bilmeyen merhameti kendi kalbine eder."
Bir ayet ne kadar korkutucu olabilir ki?
De ki: “Ey kavmim! Elinizden gelen ne varsa yapın! Ben de yapacağım! İleride dünya yurdunun güzel akıbetinin kimin olacağını göreceksiniz. Şu muhakkak ki zalimler asla iflah olmazlar {En'am suresi 135}
1000Kitap