Olmaktan korktuğum kişiyim; Anneannem.
3/10
·320 syf.··
2026 11. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:43
Ben artık iflah olmaz bir komplo teoricisi, bir numaralı Batı düşmanı olmuşum; yani anneannem. Yaş almak, sen nelere kadirsin! Düşünüyorum da gençliğin verdiği o toyluk, o cahillikle bu kitabı birkaç yıl önce okumuş olsam, şu an beni çok rahatsız eden şeyler o zaman da eder miydi? Galiba evet ama benim bugün geldiğim durum yılların nefreti. Bu Batılıları Allah bildiği gibi yapsın; adamlar yıllarca sömürgeden sömürgeye koşsunlar, köle ticaretlerinin, akla hayale gelmeyen etik ikilemlerin içinde yüzsünler, sonra gelsinler romanlarında bilim adı altında yaptıkları hayali, sözde “kahramanlıkların” propagandasını yapsınlar. Çocuk klasikleri diye milyonlarca çocuk okusun, beyinleri yıkansın. Hadi oradan! Üç puan niye verdim diye sorarsanız; kitabın başı ne kadar sıkıcıysa balona bindiklerinden sonraki kısım bir o kadar sürükleyiciydi, o yüzden. Bir de Jules Verne çok değişik bir adam. Yazım dili öyle bir dil ki teoride mümkün olmayan hem balon icadını olsun hem yolculuğun kendisini olsun öyle bir yazıyor ki şahsen ben kendimi,”bu yazılanların gerçeklik payı var mı?” diye araştırırken buldum.
Balonla Beş HaftaJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,3bin okunma
Puan vermedi·143 syf.··
2026 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 14:42
90'ların başında biri komünist, diğeri ehl-i tarîk olan iki dayım vardı, benden 6-7 yaş büyükler.Beraber büyüdük sayılır...İkisi de taban tabana zıt fikirleriyle beni etkilemeye çalışırlardı, ben de çocuk halimle rüzgar nereden eserse öyle takılırdım:) Ahmet Kaya ve Edip Akbayram dinlerdik küçük olanla, büyük bir ciddiyetle defalarca çevirirdik kasetleri... Şimdi o şarkıların sözlerini şiir halinde okumak çok kiymetli bir deneyim oldu benim için. Memlekette de , şahsi hayatlarımıza da o köprülerin altından çok sular geçti ama ben hiç kopamadım Ahmet Kaya'dan ve şarkı sözlerinin yazarı Yusuf Hayaloğlu'ndan... Hey koca Yusuf! Yusuf'cuk, ah yusufçuk! Rüzgarlara savurdun hep, şarkını. Herkesten saklandın, Her şeye gücendin durdun. Yoruldun, İflah etmezsin sen. Ömrün gitti bir yana Hüznün gitti bir yana, Şiirin kaldı ortada... Yusuf Hayaloğlu Gözleri İntihar Mavi
Gözleri İntihar MaviYusuf Hayaloğlu · Ağaç Kitabevi Yayınları · 20091,208 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bavulsuz Yolcu
9/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
Okurken sürekli merak duygusunu canlı tutan ve beni son sayfasına kadar kendine bağlayan bir kitaptı. Zaten yazarın başka kitaplarını da okumuş biri olarak kalemini gerçekten çok seviyorum. Hikâyede verilen küçük detayların ilerleyen bölümlerde anlam kazanması ve tüm olayların mantıklı bir şekilde birbirine bağlanması beni gerçekten etkiledi. Kurgusu kesinlikle çok zekice hazırlanmış. Hayranlık verici gerçekten. Kitap boyunca karakterin yaşadığı karmaşayı ve çaresizliği hissedebiliyorsunuz. Finalde ortaya çıkan gerçekler de oldukça şaşırtıcıydı. Yazar bunu çok iyi yansıtıyor. Bununla birlikte, iflah olmaz bir romantik olarak kitabın sonunda karakter için çok daha farklı bir son hayal etmedim değil Yaşadığı tüm zorluklardan sonra böyle bir son bana daha tatmin edici gelebilirdi. Ama böyle bir sonun daha akılda kalıcı olacağı kesin. Sürükleyici anlatımı, güçlü kurgusu ve yarattığı merak duygusuyla severek okuduğum bir kitap oldu.
1000Kitap
Sisle Gelen YolcuJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20246bin okunma
7/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 20:24
Otomatik Portakal’ı elime alıp okumaya başladığımda, açıkçası bu kadar tekinsizbir dünyaya adım atacağımı düşünmemiştim. Kitap, geceleri sokakların tozunu atan ve etrafa kötü salan 15 yaşındaki Alex’in hikayesini anlatıyor. Alex tuhaf bir karakter; bir tarafta Beethoven dinleyip ruhunu dinlendiriyor, diğer tarafta çetesiyle birlikte önüne çıkan her şeye, herkese zarar vermekten çekinmiyor. İçinde hem çok ince bir zeka hem de kapkaranlık bir öfke var. Hikayenin beni en çok sarsan kısmı, bir insanın içindeki o çiğ ve vahşi doğanın, sistemin çarkları arasına sıkıştığı an oldu. Toplum düzenini sağlamak adınainsanın içindeki kötülüğü zorla söküp almaya çalışıyorlar. Ama o an fark ediyorsunuz ki, bir insanı zorla iyi yapmak, onu iyileştirmek değil, sadece ruhunu evcilleştirmekmiş. Dışı taptaze, canlı ve organik olan bir şeyi alıp, içini mekanik bir makine gibi kuruyorlar. Ortaya çıkan şey artık bir insan değil, sadece kurmalı bir oyuncak oluyor. Kendi iradesiyle hata yapamayan, günah işleyemeyen birinin iyiliği de sahte kalıyor haliyle. Özgür iradesiyle iyilik yapmayı tercih etmeyen birinin kötülük yapmasını engelleyerek ona iyilik yapmaktan başka şans tanımayan bir sistem var. kobay olarak kullanılan Alex’in kötülük mekanizması bilinçli şekilde devredışı bırakıldığında aslında kendisini savunma olanağı da elinden alınıyor. Toplumda süregelen suçları azaltmak için iflah olacağı düşünülmeyen azılı suçluları topluma yeniden kazandırma ümidiyle yapılan bir uygulamanın nasıl bir fiyaskoya dönüştüğünü kitapta okuyoruz.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
Off Campus Serisi, Hesaplaşma Kitabı
8/10
·400 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 21:48
Eğer kızmayacaksanız ben bu kitabı bayağı beğendim. Platformdaki incelemeleri okuyunca da nefret yorumlarına şaşırdım aslında. Hak verdiğim bazı noktalar var tabii. İflah olmaz erkeğin sonradan tatlı bir kız ile tek eşliliği kolayca kabul etmesi zaten çok klişeyken, serinin tüm kitaplarında olması çok monotondu. Ve yazarın Dean karakterini başlangıçta vurdumduymaz ve keyif düşkünü yazıp bir anda “boş adam değil ya, aslında çok zeki ve sofistike” olarak pazarlaması değişikti. Ama karakterlerin çevrelerindeki aile üyeleri ve arkadaşlarından dolayı zorlayıcı deneyimler yaşamaları, kariyerlerini keşfetmeye çalışmaları ve hayatları ile ilgili büyük kararlar vermeleri gibi nedenlerle diğer kitaplardan daha zengindi. Aynı zamanda yazım dili eğlenceliydi. Çiftin arasında fiziksel uyum daha ön planda olmasına rağmen daha az sayıda olan romantik olaylar daha vurucuydu. Sürekli birbirleriyle laf dalaşına girmeleri de komikti bence. Uzun lafın kısası bu kitap da beni sardı. İki günde bitirdim ve bazı zamanlar elimden bırakamadım. Eğer kötü çocuk konseptli romanları seviyorsanız bu kitaba da bayılırsınız. Önceki yorumlardaki uyarımı tekrarlıyorum. Kitapların kapaklarının çocuksuluğuna aldanmayın içerik olarak yetişkinlere yönelik bir kitap! (İçeriğiyle ilgili uyarı arka kapağın en altında minnacık olarak yazıyor)
HesaplaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20221,722 okunma
Puan vermedi·183 syf.·
2026 4. kitabı
"Bizi biz olmaktan çıkarıp boyu boyumuza, huyu huyumuza uymayan bir iğreti kaftanın içine hangi sapık zihniyet soktu?" _____________ Vaktiyle İstanbul'un o heybetli ahşap konaklarından birinin son vârisi , o güzelim hâne cayır cayır yandıktan yıllar sonra bile cebinde devasa, paslı bir demir anahtar taşırmış. Kendisine acıyarak bakanlara hüzünlü ama vakur bir tebessümle karşılık verir; "Kapı kül oldu evet , ama benim yurdum bu anahtarın ucunda asılı duruyor hâlâ," dermiş. Bence hatırat denilen şey de tam olarak budur işte. Yitirilmiş, tarumar olmuş, rüzgâra karışmış bir dünyanın cebimizde kalan o paslı anahtarıdır. Sâmiha Ayverdi’nin Bir Dünyadan Bir Dünyaya adlı eserinin satırları arasında dolaşırken içimi kaplayan his tam da bu oldu. O, gözlerinin önünde yıkılan bir imparatorluğun, kaybolan bir medeniyetin anahtarını kendi avuçlarında sımsıkı tutuyor ve o ağır anahtarı sessizce , incitmeden bizim avucumuza bırakıveriyor. Zannımca , edebiyat fakültesi sıralarında gencecik, hevesli bir talebe olan Kâzım Yetiş, o isabetli mezuniyet tezi sorusunu sormasaydı,yazarın çocukluk hâtıralarının o gizemli ve derin mahzenine belki de hiç inemeyecektik. Kitabın kapısını aralayan isimlerden Nihad Sâmi Banarlı'nın o kıymetli önsözde gayet haklı olarak işaret ettiği gibi, elimizde tuttuğumuz bu metin muztarip bir devrin en sahih aynası. Kemâl Yurdakul Aren'in kelimelerin "aşk izdivacı" yaptığını söylemesi de boşuna değil elbet. Sayfaları çevirirken öyle sıradan bir "ben çocukken şöyleydim, şu oyunları oynardım" anlatısı beklemeyin; daha ilk bölümlerde, koca bir milletin makûs talihiyle o küçük kız çocuğunun şahsî şaşkınlığının nasıl da iç içe geçtiğini, nasıl hemhâl olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. İnsan o loş sayfalarda gezinirken durup kendine sormadan edemiyor: Sâmiha Ayverdi
Bir Dünyadan Bir Dünyaya Sâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2012139 okunma