Koku en eski duyusal sistem olmasına rağmen belki de duygularımız arasında en az anlaşılmış olanıydı. İnsanda koku ile ilgili sistem her ne kadar köpek kemirgen ve diğer memelilere göre daha az gelişmiş olsa da sahip olduğu yaklaşık 350 farklı koku reseptörünün aktivasyonuyla 10.000’e yakın kokuyu çok düşük konsantrasyon da bile belirleyip ayırt edebilme yeteneğine sahiptik. Gözümüzde sadece üç rengi( kırmızı mavi yeşil) algılayan reseptörler ile bu kadar renkli bir dünya söz konusu iken, burundaki 350 farklı koku reseptörü ile neler yapılmazdı.
Canının ne kadar yanacağı senin elinde Meryam. Çatlamalar ve kırılmalar hayatın en önemli dinamikleridir. Burada önemli olan kırılmanın nasıl yaşandığıdır. Yumurtayı düşün meryem. Eğer yumurta içeriden kırılırsa hayat başlar. Yok eğer yumurta dışarıdan kırılırsa işte o zaman bir hayat son bulur. Yani içten başlamayan dönüşümler ölümcüldür. Şu an hayatın bir kabuk ve elinde duruyor. Karan senin. Bir kırılma olacak ve bu kırılmanın nereden olacağı tümüyle senin elinde.
Hayatın en önemli dinamikleri çatlaklardır. İnanılmaz ilginçtirler. Hani Leonard Cohen in bir lafı vardır. Çatlatklar kutsaldır çünkü ışığı sızdırırlar diye.
Eskiden Otobüste tek başına geçirilen birkaç dakika, işe yürüyerek gitmek veya bir randevuyu beklemek gibi insanın yalnız kalıp düşünebileceği sessiz zamanlar artık katlanılmaz geliyordu. Farkında olmadan insanların elleri sürekli telefonlarına kulaklıklarına oyunlara gidiyor teknolojinin bağımlılık yapan çekimine karşı koyamıyorlardı. Geçmişin mucizeleri yepyeni olana duyulan açlıkla silinip gidiyordu.