Üç gümüşten tüy düştü, göğsünden güvercinin
Açılmış yarada, kuzgunun, kanlı pençesi.
Kalbi çarpıyordu henüz, küçücük bir saat gibi.
Ölüm çöktü simsiyah, yoktu bahanesi.
Gürültüyle açıldı zulmetin kafesi.
Sessizce çıktı ininden vahşet.
Ve iğrençti ölülerle beslenen nefesi
Tek kelime çıkıyordu ağzından dehşet
Seçilmişti kurbanlar hazırdı asılmaya.
Bir anda sustu sessizlik… duyuldu gözleri bağlı adaletin dilsizdi sesi.
İnsanlık yazan eşitlik yazan hak özgürlük yazan kalemlerin, kırdılar kalemini
Göz yaşını miras bıraktılar evrene gurur ve elemini
Gözleri sakin duruşları vakur sözleri müsterih
Kalemi kırılanlar ant içmişlerdi… yazılıyordu tarih
Oysa ne güzel uçardı güvercinler.
Renkli uçurtmalarla sevdalık.
Süzülürdü gök yüzünde., kır çiçekleri., henüz ölmemişti insanlık,
Hani özgür olacaktık zincire vurulsak bile
Üç damla kan düştü hayallerimize.
Hani kardeşçe doyacak özgürce yaşayacaktık
Dünya ile el ele
Elveda dedik uçup giden ideallerimize.
Artık kanat çırpmıyor göğe güvercinler.
Şarkılar yükselmiyor bulutlara, için için