En gelişmiş düzenin bile ulusların güçlerini insanlığa hizmet için kullanmak yerine, canavarlığın hizmetine koşmasını engelleyemediğini, Avrupa medeniyetinin çeyrek asır içinde kendine ikinci kez ihanet ettiğini gördük. Bu sebeple, bir halkın endüstriyel, ekonomik ve askeri gücüne göre sıralanan bir hiyerarşiyi artık kabul etmiyor, ideal ülke ölçütünün barışçı zihniyet ve insani tavır olduğunu düşünüyoruz.
Sizi seçen kişiye ihanet edemeyeceğiniz düşüncesi, o kişiye karşı bir sorumluluğunuz varmış gibi hissettiriyor, sizi ona bağlıyor. İnsanları belli bir mesafede tutmak ya da ilişkiye başladıktan sonra bir kenara atılmamaya çalışmanın çaresiz anksiyetesiyle yaşamak yerine, daha ziyade, "Bu kişiyle gerçekten o kadar uyumlu muyum? Onun tam olarak nesini seviyorum ve nesini sevmiyorum?" diye düşünmeyi denemelisiniz.
Ama bilmiyordu ki vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer,içer,yaşar.