Mahmut Makal Köy Enstitüsü'nden mezun olunca Aksaray'ın bir köyünde öğretmenlik yapmaya başlar ve bu kitabıyla gerçek Anadolu ile yüzleşmemizi sağlar. Kitapta süslü cümleler ve betimlemeler yok sadece bu toprakların gerçeği var.
İnsan bir gerçeği hayal etmekte ne kadar zorlanabilir? Yazarın anlattığı sefaleti hayal etmekte çok zorlandım o kadar da olamaz, yazar mübalağa etmiştir, diye düşündüm. Okuduğum yayınevi Arda Güler'in fotoğraflarına yer vermiş, insan zihninin sınırlarını zorlayan o sefalet fotoğraflarda da açıkça görülüyor.
Mahmut Makal ortaya bir başyapıt koymuş, döneminde büyük yankı uyandırmış farklı dillere çevrilmiş bu başarılı eseriyle tabi cezasız kalmamış ve bu kitap yüzünden tutuklanmış, beraberinde birçok tartışmaya da sebep olmuş.
Fransız basınından bir alıntı ile bitirmek istiyorum.
"Daha ilk sayfalarda bir gübre, sefalet ve pislik kokusu yapışıyor gırtlağınıza. Kitabın sonuna kadar da bırakmıyor. Türkiye'de Orta Anadolu'da 1950 yılında mıyız, yoksa yüz yıl, beş yüz yıl, iki bin yıl öncesinde miyiz? Kitapta öyle köy tabloları var ki, unutulur gibi değil."