"Yalnız kalacaktım. Daha da yalnız. Dalın tepesine tünemiş son zeytin kadar yalnız. Kimse ilişmez yanına, kimse koparıp yemek için bile uzanmaz. Düşmesini dahi beklemez kimse. Ve açılan kolların arasına değil, kuru toprağa düşer sonunda. Eskiden, çocukken yani, ben de dalda sallanan bir yemiştim.
Düşmek büyüklerin işi."
"Ne var ki hasretle beklenen insanlara daha çabuk kavuşulamadığı gibi, aceleyle koşulan yerlere de daha hızlı varılamıyor bazen. Sabırsızlandığında, insanın ayağı en çok kendi telaşına takılıyor."
"Çünkü bazı sızılar bir defa başladı mı artık geçmiyor. Bazı yaralar hiç kapanmıyor. Bazı eller bazı saçları okşamayınca, bu minicik, aptal, önemsiz şey yaşanmayınca, bazı hayatlar geri dönüşsüz biçimde tarumar oluyor. Belki siz bunu bilmiyorsunuz. Umarım hiç öğrenmezsiniz. Bazı durumlarda sadece bilmeyenler yaşamayı beceriyor. Hayatta kalmakla yaşamayı becermek aynı şey değil."