70’li yıllar İstanbul’unda, üç çocuk annesi evli bir kadının sessiz çığlıklarına, görünen yaşamı ile iç dünyasındaki çelişkilerine, kendini, bedenini keşfetme ve sevme çabasına, arka planda siyasi çatışmalar, evlilik hayatı, azgelişmişliğin etkileri ve sözde aydınlar eşliğinde tanık olacaksınız. Şiirsel dili de cabası...
“Kaderini kökten değiştirebilecek olanaklar aklına bile gelmiyordu Filiz’in. Bir şey biliyordu o, katlanmak, elinden geldiğince, ele güne karşı renk vermeden katlanmak. Eskisi itilmiş, yeni bir yaşam! Ölüm bin kez daha iyiydi bundan. Olsa olsa ölmeyi düşünebilirdi. Ama katlanmak iliklerine öylesine işlemişti ki gerekirse ölümü bile seçemeyecek, katlanacaktı.”
Sayfa 182 - Yapı Kredi Yayınları, 8. Baskı·Kitabı okudu