Ve Diyarbakır ve dostluk ve aşk, adalete , insana aşk…
Önyargılarınızdan kurtulmak için, gerçeği görmek için, vicdanınızla öğrenmek için okuyunuz. Okumalısınız.
“Diyelim tüm çocuklarımız ölüm oruçlarında öldü. Boş mu kalacak o hapishaneler? İnsan kendisi için ölür mü? Başkası için ölür. Benim oğlum da başkaları için ölmek istedi.”
F tipi cezaevlerini, ölüm orucu direnişlerini ve memleketin en günahlı hikayesi olan "hayata dönüş" operasyonu adı altındaki 19 Aralık Katliamı'nın bir çok ayrıntısını gözler önüne sererek anlatıyor. O eli ayağı öpülesi, direnen annelerin ‘ne anlatayım ben sana’ cümlesiyle başlayan, anlatılacakların daha hatırlanırken insanı yorduğu o acı hikayelerin gerçekliği tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne.
Asıl barbar olanlar; toprakları, kültürleri, yaşam alanları işgal edilen, talan edilenler midir yoksa kendilerine uygar diyerek her türlü zulmü hak gören, gücü elinde tutan sömürgeciler midir? İnsanın kötülükte sınır tanımayan vahşi doğasını görmek ve vicdanının sesine kulak veren bir hakim gözüyle ‘öteki’lere bakmak.
Bir acayip hikaye! Birden bire kayboluşların, beklenmedik geri dönüşlerin, garip ölümlerin anlatıldığı, sanrılarla gerçeklerin karmaşıklığında bocalayarak okuyacağınız, ‘belki’ler ve ‘sanki’lerle yoğrulmuş gölgesizlerin hikayesi. Ve sonunda yanıtını aradığınız bir soru;
''Kaar nedeen yağaaar, kaaarrr?''
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
70’li yıllar İstanbul’unda, üç çocuk annesi evli bir kadının sessiz çığlıklarına, görünen yaşamı ile iç dünyasındaki çelişkilerine, kendini, bedenini keşfetme ve sevme çabasına, arka planda siyasi çatışmalar, evlilik hayatı, azgelişmişliğin etkileri ve sözde aydınlar eşliğinde tanık olacaksınız. Şiirsel dili de cabası...