Psikoloji ————-FELSEFE————- Tövbe etmezsen mümkün değil iyileşemezsin Sıratı mustakimin önemi Sana o hal ve davranış gelmediği sürece böyle davranmamalısın Sana o halin zuhur etmesi lazım -S Kulum bana şu şu günahlarla gelme “Rabbim önce kişiyi hazırlıyor.Hani bir saraya layık bir halıysan saraya giderkende çamurlu kirli olmamak lazım.İlkönce bir temizleneceksin. Bunu yaşayacaksın yaşadıklarına binaen cenabı Allah merhametlerin en merhametlisi benim için sabrediyor benden istiyo ve hala daha istiyo bunu verdim gene istiyo gene sabrediyo en iyisini en iyi şekilde donanmış halde veriyor.” -Synergykendiyas/Burak Ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil. MalcomX Bak çokça hata yapacaksın Çokca hatanın içindende hepsinden Allahütealayı razı edecek şekilde ayrılman gerekiyor
Çocuklar Neden Yapay Zekâya Dert Anlatıyor?
🙍‍♂️Çocuklar yapay zekâ sohbet robotlarını arkadaş olarak görüyor, onlara duygusal yakınlık geliştiriyor, kendine zarar verme gibi tehlikeli davranışları normalleştiren sohbet veya terapi botlarıyla saatler geçiriyorlar. Çocukların çatışma çözme, psikolojik dayanıklılık, empati gibi becerileri kazandığı gelişimsel dönemlerinde, yapay zekâ dünyası giderek gerçek insan etkileşiminin yerini alıyor. Bazı köşe yazılarını bir kez okur geçerim. Gazeteleri kâğıttan okuduğumuz, dijital dönüşüm öncesinde klasik habercilik reflekslerinin son güçlü dönemi olan o güzel yıllarda, Radikal ve Referans’taki bazı köşe yazılarını ise kesip dosyaladığım olmuştur. Dönüp dönüp yeniden okuyayım diye… Geçen gün Financial Times’tan Simon Kuper’in Gazete Oksijen’de Türkçe çevirisiyle yayımlanan bir köşe yazısı (“Ebeveynlik bu muymuş?”), bende tam da o nostaljik hissi yeniden doğurdu: “Bugünkü ebeveynler telefonlara hazırlıklı. Bizim kobay jenerasyonla yaptığımız hatalardan ders aldılar. Dünya genelinde sosyal medyayı çocuklara yasaklamaya ve okullara telefon sokmamaya yönelik önlemler var. Bugünkü ebeveynleri gafil avlayan ise yapay zekâ,” diyor Kuper bu yazıda. Altını kalın kalın çizip duvara asmayı hak eden bir tespit, değil mi? Evet, yetişkinler olarak gafil avlandık. Herkes birbirine bu konuda akıl veriyor; kendi deneyimini paylaşıyor. Kimisi “modern ebeveynlik” kisvesi altında, kimisi umursamaz, kimisi aşırı korumacı, kimisi sonsuz endişeli... Çocuklar ve yapay zekâ kullanımı tartışması, çok katmanlı ve tek bir doğru cevabı olmayan bir alan. Tabletler, akıllı telefonlar ve yapay zekâ sohbet botları artık çocukların gündelik yaşantısının bir parçası. İçlerinden YouTuber’lar çıkıyor, kod yazabiliyorlar, çünkü dijital dönüşümün içine doğdular. __Bir yandan
Makale|Yazı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Takviye Kültürü: Bilim, Pazarlama ve Belirsizlik”
“Takviye Kültürü: Bilim, Pazarlama ve Belirsizlik” Son yıllarda vitaminler, mineraller, kolajenler, omega-3 ürünleri ve bitkisel takviyeler hiç olmadığı kadar görünür hâle geldi. Sosyal medya, influencer kültürü ve “iyi yaşam” endüstrisiyle birlikte takviye kullanımı adeta gündelik hayatın normal bir parçasına dönüştü. Fakat burada önemli bir problem var: Bilgi arttıkça, dezenformasyon da artıyor. Aslında birçok durumda temel mantık oldukça basit. Bir eksiklik varsa, yerine koyma tedavisi anlamlı olabilir. D vitamini eksikliği, demir eksikliği ya da B12 eksikliği gibi durumlarda takviye kullanımı bilimsel olarak daha makul bir zemine oturur. Ama mesele burada bile tamamen net değildir. Örneğin ferritin, D vitamini ya da B12 düzeyleri konusunda farklı yaklaşımlar bulunabiliyor. Koruyucu tıp bazı değerleri “optimal” kabul ederken, başka bir yaklaşım aynı değeri normal sınırlar içinde değerlendirebiliyor. Takviyeler söz konusu olduğunda insanlar çoğu zaman net cevaplar bekliyor: “Faydalı mı?” “Zararlı mı?” “Omega-3 kesin işe yarıyor mu?” “Kolajen gerçekten etkili mi?” Fakat bilim çoğu zaman sosyal medyanın istediği kadar kesin konuşmuyor. Özellikle omega-3 gibi alanlarda yayınlar hâlâ tartışmalı. Son yıllarda bazı meta-analizler ve sistematik derlemeler yeni soru işaretleri de doğurdu. Burada önemli olan şeylerden biri; kullanılan doz, kullanım süresi, kişinin klinik durumu ve çalışmanın metodolojik kalitesidir. Çünkü bazen aynı başlık altında yapılan çalışmalar birbirinden tamamen farklı koşullarda yürütülüyor. Farklı dozlar, farklı ürün içerikleri, farklı hasta grupları ve farklı takip süreleri kullanılıyor. Bu yüzden sonuçlar arasında çelişkiler çıkabiliyor. Kolajen ürünleri için de benzer bir durum söz konusu. Bazı çalışmalar umut verici görünürken, birçok
Bibliyosmia
Wattpad Kitaplarını ve yazarlarını okuma!
Wattpad Kitaplarını ve yazarlarını okuma! Son yıllarda özellikle gençler arasında yaygın olan bir plartformdan bahsetmek isterim; Wattpad hakkında birkaç kelam söylemek istiyorum. Bu yazıyı linç edilmek ya da beni karalayın diye yazmıyorum ben bu yazıyı içimde biriken rahatsızlığı gidermek adına yazıyorum. Çünkü bu platformun adı sözde kitap okumak ya da yazmak idi. Ama bu uygulamanın amacı artık hat safhadan çıktı. Bakın bende Wattpad iki defa kullandım. Yalan söylemek istemiyorum eet kullandım ama ben sadece şiirlerimi daha iyi yerlere gelir amacıyla kullanmıştım ki fark ettim ki burası benlik olmadığını ve hesabı kökten sildim. Ardında zaten ülkemiz de yasaklandı. Dışarıdan bakıldığında Wattpad kitap yazma ya da okuma gibi görünse de hiç öyle değil sevgili arkadaşlar. Nasıl bir tezgâh kurduysalar artık orada edebiyatımızı şiirlerimizi ve en önemlisi de senin için iyi olan kitap okumak ya da yazma seviyen iyi olsa bile sen orada bulunduğun zaman özellikle de popüler olan kitaplar ya da yazarların eserlerine hepsi belden aşağı küfür hakaret içeriyor. Peki, soruyorum sizlere; Bir kitap da küfür hakaret mi içerir? Yoksa bir kitap edebi bir üslup ile insanlara bir şeyler mi katar? Kitap dediğimiz şey; İnsanı yüceltmeli, insana bir şey katmalı ve hatta düşündürmelidir. Bir insan bir kitabı elinde aldığında ona bakarken bu kitap bana iyi gelir mi? Sorusuna yanıt arar bence. Ama Wattpad dediğimiz saçmalık şey o kitap eline aldığında acaba yine ne tür küfür duyacağım? Acaba yine ne pislikler dönecek? Yahu bir kitap da bunlar yer almamalı. Wattpad zaten artık başlı başına bir tehlike olduğu i.in edebiyatı da bence az kitap okumanın da bence en önemli faktörüdür. Neden biliyor musun? Çünkü bir ülkede az kitap okunursa bilin ki o ülkede huzur yoktur. Mutluluk yoktur, adalet
1000Kitap
Həyat kifayət qədər qısa və mürəkkəbdir. Amma bəzi insan tipləri var ki, bu mürəkkəbliyi daha da dözülməz hala gətirirlər. Şəxsi "qara siyahım"da iki tip insan var ki, onlarla ünsiyyət qurmaq mənim üçün əsl imtahandır: nə istədiyini bilməyən qeyri-müəyyən adamlar və hər şeydən şikayətlənənlər. Birinci qrupa daxil olanlara sadə bir sual verirsən, aldığın cavab "bilmirəm", "ola bilər", "bəlkə sabah" kimi dumanlı ifadələrin içində boğulur insan. Hətta ən bəsit seçim qarşısında belə məsələn, "çay, yoxsa qəhvə?" sualına - "fərqi yoxdur" deyirlər. Ay insan, necə fərqi yoxdur? Önündə iki fərqli seçim, iki fərqli dad var bir fərdin necə heç birinə meyli və ya rəyi olmaya bilər? Digərləri isə səhərdən axşama qədər şikayətlənir. Əgər bir problem səni narahat edirsə, qarşında cəmi üç sağlam yol var: 1. Ya həll yolu tapıb hərəkətə keç, 2. Ya o mühiti tərk et, 3. Ya da sadəcə sus. Öz gününü zəhər etdiyin azmış kimi, ətrafındakı insanların enerjisini də sormaq ən böyük haqsızlıqdır. Neqativlik yoluxucudur və mənə görə həlli təklif olunmayan hər bir şikayət sadəcə vaxt itkisidir.
Duygu ve Düşünce
MADEM KUR'AN YETİYOR! BUYUR HADİ CEVAP VER?
Ebubekir Sifil'in özellikle Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk'ü hedefe koyarak yazdığı, — "Modern İslâm Düşüncesinin Tenkidi" kitabını yıllar önce (2001) okumuştum. Kitabından ajandama notlar da almıştım. Hakkını yemeyelim, çok güzel tespitleri de var kitabında. Konu uzayacak ama hadi bir örnek vereyim: 👉 İslâm’ın “Ekber-i Kebâir” (Büyük günahların en büyüğü) olarak nitelediği üç temel fiil vardır: ​Şirk ​Haksız yere insan canına kıymak. ​Zina ​Furkan 68'de ifadesini bulan bu üç büyük tehlikeli fiilin her biri, aynı zamanda insanın yaratılıştan getirdiği üç ayrı kuvvete de işaret etmektedir. Bunlar: Akıl, Öfke Şehvet. İnsana insan olma vasfını veren de bu üç unsurdur. ​Ontolojik olarak insandan başka hiçbir canlı, bu üç unsurun birleşiminden meydana gelmemiştir. İnsan, yaratılışından getirdiği bu üç kuvveti yerli yerinde kullanmaktan uzaklaştığı anda kendisini tehlikenin, yani "Ekber-i Kebâir" sınırında bulur: — ​Aklını fonksiyonel olarak işletmeyip fesada verdiği zaman şirke, — ​Öfke ve gazap gücünü fonksiyonel olarak işletmeyip fesada verdiği zaman öldürmeye, — ​Şehvet gücünü fonksiyonel olarak kullanmayıp fesada verdiği zaman da zinaya gider...