Japonya ve Çin: İçtimai Teşekkül Problemi
Uzak Şark bu sırada bize iki muamma, mütenakız gibi görünen iki problem gösteriyor. Son harpler bu problemin Önemini büsbütün arttırmıştır: 1. Asla değişmez görünen bir içtimai tip: Çin. 2. Yanıbaşında, şaşılacak ani istihaleler geçiren bir içtimai tip: Japonya. Halbuki ikisi de aynı tarihin iki unsuru, az çok aynı ictimai tekâmülü geçirmiş iki cemiyettir. Fakat bu iki cemiyetin teşekküllerini daha vakından tetkik edersek aralarındaki fark meydana çıkar. a. Çin, aile cemaatleri halinde küçük köylülerden ibaret (küçük arazi sahibi). müstevli çobanların hâkimiyetine bağlı bir memlekettir. b. Japonya, kasaba cemaati halinde küçük zanaatkâr-köylüden mürekkep; fakat büyük arazi ve burg sahibi muhtelif reislere tâbi bir memlekettir. Bu iki sınıf teşekkülü ve iki terkipten birincisi imparatorluk bünyesini ve kati hareketsizliği doğuruyor, ikincisi bir nevi feodaliteyi, servet birikmesini ve seri istihaleleri meydana getiriyor.
Sayfa 47 - Türkiye İş Bankası Kültür·Kitabı okuyor
Alıntı
Her erkek, her kadın iki taraflıydı ama kusursuz bir birlik içindeydi. Mesela insanların sizin ve benim gibi iki kol iki bacağı yoktu; dört kol ve dört bacakları vardı. Sizin ve benim gibi bir yüzleri yoktu; biri önde biri arkada iki yüzleri vardı. Sizin ve benim gibi tek cinsel organları değil, iki cinsel organları vardı: Bazıları iki erkek cinsel organına sahipti, onlara erkek deniyordu; diğer bazıları iki kadın cinsel organına sahipti, onlara kadın deniyordu; diğer bazıları ise bir kadın bir erkek cinsel organına sahipti, onlara androgynos deniyordu, yani Yunancada tam anlamıyla erdişi. Gelecek kuşaklara en fazla hayal kurduran bu üçüncü tür olmuştur ki bu, ilk insanlığın yalnızca bir kısmını, belki üçte birini temsil etmelerine rağmen, Aristophanes'in söylevini belirtmek için, genellikle "androgynos mitinden bahsedilmesini açıklamaktadır. Bu ilk insanlar dört kolları, dört bacakları, iki yüzleri, hiç şüphesiz iki beyinleri vb. ile öyle inanılmaz bir güç ve cesaretteydiler ki tanrılara saldırmak için göğe tırmanmaya giriştiler. Ve tanrılar bundan hiç hoşlanmadı. Bir müdahalede bulunmasını istemek için tanrılar tanrısı Zeus'u görmeye gittiler. Zeus'un ilk düşüncesi, insanlığı tümüyle ortadan kaldırmak oldu, mesela bir yıldırımla bir seferde tüm bu can sıkıcı insanlardan kurtulmak! Bununla birlikte bunun bazı sakıncaları vardı. Doğru, bu insanlar can sıkıcı; ama sonuçta bize tapınaklar inşa ediyorlar, bize dualar ediyorlar, adaklar adıyorlar, buhur yakıyorlar... Bir Yunan tanrısı için bir sürü hoş sunu: Bunlardan vazgeçmek istenmez! Zeus, düşünüp taşındıktan sonra, tanrı dostlarına özetle daha iyi bir fikri olduğunu söyler: Bu can sıkıcı ve tehdit edici küçük insanları, yukarıdan aşağıya, ortalarından ikiye böleceğim! İki faydası olacak bunun: Sayıları iki kat fazla
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İdare eden, 'idare'lik olur himm
Bir de huzursuzluk olmasın diye, kayınvalidesinin her istediğini sorgulamadan yapan, her çıkışını alttan alan gelinler vardır. Bu tip insanlar kendilerine zarar verirler. Geleneksel yapıya sahip ailelerin kız çocukları, “İdareci ol, aman alttan al, fedakâr ol; kızlar fedakâr olur.” tavsiyeleriyle yetiştirilirler. Bu mesajları alan genç kız da evlendiği zaman ezilir ve ruhsal sarsıntı yaşar. Buna örnek olacak bir danışanım vardı; çok ağır depresyonla gelmişti. Kadının üç çocuğu vardı ve kayınvalidesi de onlarda kalıyordu. Başta danışanın depresyonuna bir neden bulamadık. Kayınvalidesiyle problem yaşayıp yaşamadığını sorduğumuzda, “Hayır, hiç şikâyetim yok, çok iyi biri.” cevabını veriyordu. Sonra hastaneye yatırıldı. Tedavi başlayınca gelinin bastırdığı duygular ortaya çıktı. Kayınvalide kontrolcü yapıdaydı ve gelini üzerinde psikolojik baskı kuruyordu. Danışanımız, çocuklarını bile kayınvalidesinin yanında sevemiyordu. “Aman kızım, idare et, iyi geçin, alttan al, kayınvalidene karşı çıkma, fedakâr ol.” gibi tavsiyelerle yetiştirilen kadın, ilişkinin zaten böyle olması gerektiğini düşündüğü için bize kayınvalidesinin tutumunu anlatma gereği bile duymamıştı. Halbuki bu kişiye, “Kayınvalidene saygısızlık etme ama kendini de ezdirme.” tarzında eğitim verilmiş olsaydı, bu durumlar yaşanmayacaktı. Kayınvalide yanlış bir şey yaptığı ya da söylediği zaman, “Ben böyle düşünmüyorum, benim için doğrusu budur.” diyerek sınırları koyabilmek, doğru duruş gösterebilmek gerekir. Bunu yaparken üslup, seçilen kelimeler, ses tonu, beden hareketleri çok önemlidir. Eğer bir insan, karşı tarafı incitmeden kendi kişilik sınırlarını çizmeyi başarırsa, iki taraf da birbirini daha rahat tanır. Duyguları bastırıp biriktirmek ise, örneğimizdeki gibi kişinin psikolojik rahatsızlıklar
Sayfa 119·Kitabı okudu
Beyin Çürümesi
Beyin Çürümesi Brain Rot (2) Bir işe girmeye çalışan birinin basit örneği ile anlatayım. Bu kişi bu işe girmek için gerçekten çok çalışıyor ve kendisi ile mücadele ediyor. Kaygısının üstesinden geliyor ve işe başvuruyor ama şirket kendisini reddediyor. Eğer nesnel olarak düşünürsek, reddedilmek öyle büyük bir problem değil ve sürecin doğal bir parçası. Genel olarak bir insan iş bulana kadar bir düzine ya da bazen iki üç düzine iş tarafından reddediliyor. Ben bir tıp okuluna girmeden önce 120 tıp okulu tarafından reddedilmiştim. Yani reddedilmek hayatın normal bir parçası. Ama beyin çürümesi yaşayan biri tek bir reddedilmeyi bile başka bir şeye dönüştürür. Tek bir reddedilme sonucunda bile zihni, çabalamanın bir anlamı yok der. Kişi, “benim için bir iş bulmanın hiçbir yolu yok” diye düşünür. Böyle biri gerçeklere dayalı bilgilere bakarak düşünmek yerine, zihnini bu tür negatif düşüncelerle doldurur. Bir işe girmeye çalışan birinin basit örneği ile anlatayım. Bu kişi bu işe girmek için gerçekten çok çalışıyor ve kendisi ile mücadele ediyor. Kaygısının üstesinden geliyor ve işe başvuruyor ama şirket kendisini reddediyor. Eğer nesnel olarak düşünürsek, reddedilmek öyle büyük bir problem değil ve sürecin doğal bir parçası. Genel olarak bir insan iş bulana kadar bir düzine ya da bazen iki üç düzine iş tarafından reddediliyor. Ben bir tıp okuluna girmeden önce 120 tıp okulu tarafından reddedilmiştim. Yani reddedilmek hayatın normal bir parçası. Ama beyin çürümesi yaşayan biri tek bir reddedilmeyi bile başka bir şeye dönüştürür. Tek bir reddedilme sonucunda bile zihni, çabalamanın bir anlamı yok der. Kişi, “benim için bir iş bulmanın hiçbir yolu yok” diye düşünür. Böyle biri gerçeklere dayalı bilgilere bakarak düşünmek yerine, zihnini bu tür negatif düşüncelerle
Duygu ve Düşünce
KİTABIN ÖZETİ
Ortalama Amerikalı hayatı boyunca 7 milyondan fazla reklam görmüş veya işitmiş olacak. 17. Yüzyılda bir Püriten 3000 vaaz dinlemiştir (29). Eleştirel Düşünce Bilgi bombardımanı altında düşünmeye zaman kalmıyor. Zihin bir uyarandan diğerine atlıyor. Instagram sürekli resim akıyor. ARABA REKLAMI (araba kültürünü yerleştirir) Renault bir araba markasıdır. Renault reklamının amacı nedir? Renault’un reklamını rakipleri nasıl algılıyordur? Bir ürünün reklamını yedi günlük sürede en az bir kere seyretmenin o ürünü satın alma ihtimalini %6 arttırdığı bulundu (45). Çok görünen adayı seçme olasılığı %70 daha fazla (45). Şu sözcükleri kullanmak reklamlarda daha fazla ürün satılmasını sağlıyor 1. Yeni 2. Hızlı 3. Kolay 4. Geliştirilmiş 5. Şimdi 6. Hemen 7. Şaşırtıcı 8. Sunar (49) Marketlerde alışverişin %62’si önceden almayı planlanmayan şeylerin alınması oluşturuyor (50). Nedenselliğin Önemi (Bunu düşüncenin gelişiminde insanın nedensellik arayışı noktasında anlatabilirim) İşin ilginç kısmı ise şimdi geliyor. Langer, bu ricaya makineyi kullanmak istenmesinin sebebi gibi bir detay eklendiğinde hemen hemen herkesin sırada önlerine geçilmesine izin verdiğini buldu. Langer’ın araştırmasının ortaya koyduğu garip sonuç ise bu söylenen sebeplerin bazılarının mantıklı hiçbir yanı olmasa bile “afedersiniz fotokopi makinesini kullanabilir miyim, bunların fotokopilerini çıkartmam gerekiyor.” Bahsi geçen araştırmadaki insanların çoğu hiç kafa yormadan bu isteği kabul ettiler. Sebep ne olursa olsun (51). Küsuratlı Para İste SORU: Bana 17 sent verir misiniz diyen kişiye mi yardım edersiniz yoksa bana biraz para verir misin, 50 kuruş verir misin diyene mi? 17 sent isteyene yardım edenler 50 sent isteyenden %60 fazla (52). Rasyonelleştiren Hayvan Clarion gezegeninde aldığı mesaja göre uçan
KİTABIN ÖZETİ
Derse giriş sorusu: Çocukken en çok oynadığınız oyunlar nelerdi? Çocuklar neden yerlerinde oturamazlar? Neden bağırarak konuşurlar? Oyunun işlevleri • Enerji boşaltımı • Gelişimi desteklemek. • Kendini ifade etme ortamı. • Çocuğun gelişimini tanımlama • Çocuğun psikolojik durumu ve yaşamı ile ilgili bilgi sağlamak • Çocuk, başarısı büyük olmasa bile bir şeyler yapmaya ve değilik bir şey olmaya özen gösterir. Bilinip tanınma, benlik ispatı. • Oyun denetimli risk alma olanağı sağlar. Bu da gelişim için çok gereklidir • Oyunu destekleyen öğretmen çocukların stresini düşünerek çocukların problem çözme becerileri ve öğrenmelerini geliştirir. Hızlı gelişim sürecinde oldukları için eşgüdüm sağlayamazlar. Bu nedenle alıştırma yapmaları gerekmektedir. Fiziksel alıştırma, konuşma alıştırması, toplumsal ilişki alıştırması. Çocuk henüz kendisinin farkına varmaktadır. Çevresinin farkına varacaktır. Merak ve etkinlikte bulunma gereksinimi çocuğu oyun oynamaya iter Basket topunu çemberden geçirmek için neler yapmak gerekiyor? (Örnek üzerinden giderek oyunun gelişim üzerindeki etkisi gösterilebilir) Amaç oyalanmak değil eğitmektir. Kapitalizm oyalar. Bunun için pek çok oyun, oyuncak sunar önemli olan kendinize dönüp bakamamanızdır. Aile, öğretmen de oyuna oyalama olarak bakarsa oyun eğitsel önemini kaybeder. Zararlı bir hale bile gelebilir. Sağlık, iyi besin, yeterli uyku ve kaygısız bir yaşam sürdüren çocukların, bunlardan mahrum olanlara oranla daha fazla oyun oynadıkları görülür (10). Ana-baba, çocuğa oyun yeri temin ederek onu oyuna teşvik etmelidir.. Fazla oyuncak dikkatini dağıtır. Kişilik Gelişiminde Oyunun Yeri Oral Devre Anal Devre Fallik Devre Doktorculuk vs. gibi bazı muaynelere olanak veren oyunlar bu devrede başlar. Bunun için bu çağa “Oyun çağı” diyoruz. Bu yaş grubu