Televizyonda şöyle bir reklam görmüştü: “Sıradan olandan vazgeçin.” Cümle içini parçalamıştı. Biraz sıradanlık için neler vermezdi ki. Sıradan insanlardan bir kitlenin içinde erimek için, iki ebeveyn, üç çocuk, dağda bir ev için. Şarkılı sabahlar, müsait bir ağabey, salonda müzik, cuma akşamları arkadaşlar. Bu ayrıcalığın azıcık da olsa bilincinde sıradan bir aile.