Hayatımızın ilk beş yılında öğrendiklerimiz hayatımızın geri kalanında öğrendiklerimizden daha fazladır. Sevgiyi, nefreti, insanlığı, hayatın ilk beş yılında büyük ölçüde öğrenmiş oluyoruz. İlerleyen yıllarda entelektüel enerjimizin çoğunu yanlış öğrendiklerimizi
düzeltmeye harcarız.
Mutlu olmak, tıpkı bir sanatçının enstrüman çalmayı öğrenmesi, sporcunun alanında çalışması gibi doğru teknikler kullanılarak geliştirilecek bir yetenektir. Zindanda olduğu halde mutlu olan, ama sarayda yaşamasına rağmen mutsuz olan insanlar bunu nasıl başarıyorlar? Açık ki, mutluluğun bazı türleri eğitimsizlikle ilgilidir. Fakat bazı mutsuzluklar da vardır ki ancak eğitimde elde edilir. Napolyon gibi güç sahibi bir insan "Hayatında mutlu olduğum gün sayısı altıyı geçmez" demiş. Demek ki sadece maddi anlamda güçlü kuvvetli olmak mutlu olmaya yetmiyor.
Hayvanlarda geçmişi hatırlama ve geleceği öngörme kapasitesi yok. Bir örümcek bin yıl önce yuvasını nasıl örüyorsa, bugün yaşayan örümcek de yuvasını aynı biçimde örüyor. Hayvanlarda kimlik duygusu da olmadığı içi onlar varoluşu ve hayatı sorgulamıyorlar ama insan kendisine sürekli "Ben kimim? Ne için varım?" sorusunu soruyor. Beynimizde nasıl bir özellik var da bu fark ortaya çıkıyor?