"... bazıları tarafından dinin, adeta nesnesi olarak görülmesidir. Halbuki insan, dinin öznesidir. Zira din; tefekkür ister, irade/özgürlük ister. Kur'an'ın birçok ayetinde, insanın aklını kullanmasından, düşün mesinden, çıkarımlarda bulunmasından bahsedilir. Her konuda illâ da bir delil mi olması lazım? “Lafın tamamı ahmağa söylenir” demiştir ecdadımız. Arife tarif gerekmez. Akıllıya bir işaret yeter. Bazıları istiyorlar ki; her şey hazır olsun; biz hiç kafayı yormayalım, zihin konforumuzu bozmayalım. Böyle hazır bir şey yok. İfade ettiğimiz gibi Kur'ân insanı nesne değil, özne yapıyor. İkra' (Hakikati Oku, O'na çağır!) diyor. Bu, vahyin verdiği ilk ders. Hayat okulunun ilk dersi; içinde yaşayacağımız doğa ve sosyal yasaları (sünnetullah) bilip, ona göre yaşamayı öğrenmektir. Son derste de; Hz. Peygamber, yine insana sesleniyor. Bu sesleniş; öz itibariyle insan haklarını, bütün insanların yaratıcının katında eşit olduklarını, herkesin can ve mal emniyetinin sağlanması gerektiğini, kutsalın yapısal değil, fonksiyonel olduğunu ve insanın kutsal adına ihmal edilmemesi gerektiğini içeren veda hutbesi olarak biliniyor. O veda hutbesi var ya, muhteşemdir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesindeki ana fikirler dünyada ilk defa hem de aşîret ve kabile düzeninin egemen olduğu bir çölde insanın vicdanına emanet edilmiş ve hemen neticesini vermiştir. Enternasyonal, nasyonal bütün kurum ve kuruluşlar hâla bunları gerçekleştirmeye çalışıyor.
Sayfa 83 - Marmara Akademi Yayınları·Kitabı okuyor
«- İKRÂ (OKU)!..»
İnsanoğlunun Ufku, madde gözüyle insanoğluna mahsus olmayan ufukların ötesindeki bu manzara karşısında ne hâle gelmiştır? Birdenbire gökler bir perde gibi açılır ve arkasından sonsuzluk âleminin kadrosundan bir şahsiyet, bütün madde tezahürlerini yakıp kül edici, cisim üstü bir cisimlenişle görünüverirse insan ne hâle gelir? Melek, o ânâ kadar öteler âlemini tanımayan, fakat bütün Âlemlerin Tacı ve Efendisi olarak yaratılmış bulunan «Gâye-Insan ve Ufuk-Peygamber»e hitap etti. «- İKRÂ (OKU)!..» Alemlerin Fahri, dehşetler ve haşetler içinde cevap verdi: «- Ben okuyucu değilim. Ne okuyayım?..» Sultan Melek ilerledi. Allah'ın Resülünü kucakladı, kuvvetle sıktı ve sonra bırakarak tekrar etti. «-OKU!» Ve kendisinden yine aynı cevabı aldı. Bu hâl üç kere tekrarlandıktan sonra, Melek, Allah'tan aldığı ve Resülüne teslim etmeğe geldiği ilk âyeti, başından sonuna kadar okudu. Meâli: «-OKU!.. RABBİNİN İSMİYLE BAŞLAYARAK OKU!.. O RABBİNİN İSMİYLE Kİ, İNSANI UYUŞMUŞ KANDAN YARATTI. KALEM VASITASİYLE İNSANLARA İLIM VEREN, BİLMEDİĞİ ŞEYLERİ ÖĞRETEN VE YARATMAK YALNIZ KENDİSİNE MAHSUS OLAN KEREM SAHÍBİ RABBİNİN İSMİYLE OKU!»
Sayfa 135 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bayram gelir, yine gelir. Ama bazılarına çok sessiz gelir ve biz de unutursak şayet onları, kurur gönlümüzde bir şeyler.
Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak Halbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın azabından kurtulamayacaklar
Ah âdemoğlu, Kabil'den beri aldığın ders yetmedi mi sana? 'Dünya' dedin kardeşini öldürdün, şeytanı dahi parmağında döndürdün. Gökten kızıl yağmur mu indireceksin, fezada güneşi mi söndüreceksin, kıyameti erken mi getireceksin? Bu kadar acıya sen sebepsin, bilmiyor musun?
Bölüşürsek tok oluruz Bölünürsek yok oluruz