Bir gerçeğin farkına vardım. Dünyanın hiçbir tertip veya tedbiri imana giden yolları kesemiyor, oraya açılan caddeleri tıkayamıyordu. Çileli oluyordu, sıkıntılı oluyordu ama yolcular hep yolda oluyordu. Yolun sahibi Allah'tı ve dilediğine yürütüyordu. Yürüyüşün çilesi, erişilen nimetin dengesiydi. Mükâfat Allah'ın cemali olunca sıkıntı üstüne sıkıntı kimin umurundaydı?
Her şey itibar ve menfaat içindi. Dağlardaki kurtların böyle yaptığını düşündüm. Fırsat bulunca sürüdeki diğer kurtları parçalıyorlardı. Zayıf kurdun ölümden asla kaçamadığı bir dünya idi bu.
Denizin derinliklerinden haberi olmayan biri elindeki çakıl taşını denize attığında bir şeylere vakıf olduğunu zanneder. İnsan ancak bilgisi arttıkça bilmediklerinin ne kadar çok olduğunu anlamaya başlar.