Kandırıldık ey halkım unutma bizi
Önce hoca efendi dediler Tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. Kaf suresi Elmalılı Hamdi Yazır meali Önce Hoca efendi dediler Sonra fetöyü ülkeye davet ettiler İhanet tomurcukları dikildi böylece Hurma ağacı yetişirmi ihanet olan ülkede Fetö mensubu hain subaylar Binlerce fidana silah doğrulttular Cunta ve darbeyi önledi Yüce Türk devleti Fetönün tomurcuklarını içimize kim dikti Suçlumu içerde yatan tüm insanlar Hainmi tüm ekmeğinden olanlar Memleketimizde nice ağaçlar yetiştirdik Fakat meyveleri olgunlaşmadan biçtik Milletin parasıyla silahlar aldılar Fakat silahları milletimize doğrulttular Sn Cumhurbaşkanımız diyordu kandırıldık Peki sizler yapmadınızmı hiç haksızlık Vatandaşlarımız kurşunların hedefi oldu Bir ihanet şebekesi deşifre oldu Tomurcuklar büyüsün ağaç olsun Dilerim haksızlık eden Allahtan bulsun Muhalefet ve iktidar sözüm herkese Büyük bir inkılab olsun bu devlette Tüm hırsızlardan hesap soralım
Şiir
28 ŞUBAT POSTMODERN DARBE VE İRTİCA-ÖLÜRÜM TÜRKİYEM KİTABIMDA-KDY
28 ŞUBAT POSTMODERN DARBE VE İRTİCA SELİM GÜRBÜZER Bilindiği üzere 28 Şubat sürecinin tezgâhladığı Aczimendilik sahne aldıktan sonra Türk basınında ortaya çıkan irtica tartışmaları bütün hızıyla değişik türden yorumları beraberinde getirmişti. Malum çok satan kartel medya gazetelerinin olayı veriş şekli tezat teşkil etmesi bir yana mütedeyyin Müslümanları ve ehlisünnet tarikat ve cemaatleri karalamaya yönelik sinsi bir planın sahneye konuluş adımıydı. Öyle ki, Aczimendilik üzerinden aba altından sopa gösterilerekten ehlisünnet çizgisini takip eden tüm cemaatler mercek altına alınıp onları zan altında bırakma girişimi gözlerden kaçmaz da. Hatta bazıları işin ölçüsünü kaçırıp sözde İslamcı yazarların ağzından televizyon ekranlarında cümle ehlisünnet itikadı üzerine hareket eden cemaatlere hakaretler yağdırmaktan geri durmayacaklardır. Böylece 28 Şubat ruhuna çanak tutmuş oluyorlardı. İşte her daim kartel medyanın yazılı ve görsel ekranlarına konu manken bu sözde İslamcı aydınların ağzından dökülen zehir zemberek ifadelerle hadiseler çarpıtılarak İslam’ın ana caddesinde yürümeyi ilke edinmiş mütedeyyin Müslümanlara gözdağı veriliyordu. Daha da yetmedi tankların gölgesinde insanımıza sürekli psikolojik korku salmayı da ihmal etmezler de. Düşünsenize o kâbus dolu yılları, malum gazetelerde sürmanşet olarak aylar süren Aczimendi ve diğer benzeri gruplar üzerinde verdikleri haberlerle asıl dert davaları ehlisünnet çizgisi üzerine hareket eden cemaatleri ve tarikatları irtica yaygarasıyla hedef tahtasına oturtuyorlardı. Böylece bir taşla iki kuş vurmanın hesabıyla İslam’ın iç terbiyesine yönelik sevgi ocaklarını kökünü kurutacaklarını
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Batınîler Irak’ta ortaya çıkmıştır. Bilâhare, Hindistan, Pakistan, İran ve Afrika’nın bazı bölgelerinde tutunmuştur. Bu mezhep sahiplerince din perdesi altında saltanat yolu açılmaya çalışılmış ve sonunda İbn-i Meymun’un torunlarından Ubeydullah isimli birinin başkanlığında bir devlet kurulmuş ve bu devlet bilâhare Şam’dan Fas’a kadar genişleyerek İmparatorluk hâline gelmiştir. 270 sene hüküm sürdükten sonra, hicri 567 senesinde yıkılmıştır. Bu mezhep, İslâmiyet’ten önce yayılan ve halkın malını, sahip olduğu her şeyini, hattâ kadınlarını dahi ortak kabul eden, sözde eşitliği ve genel barışı uygulama iddiasında olan Mezdek isimli bir sapığın ortaya attığı fikirlerden çokça etkilenmiştir. Kendi mezheplerinin imamlarını başkalarından ayrı olarak ilâhi feyze mazhar kabul ederler. Onlara göre, imamları masumdur, hata yapmaz, günah işlemez, yaptıklarından sorumlu tutulamaz. Zira, imamlar, başkalarının bilmediği şeyleri bilirler. Esasen, İsmailiyye mezhebine yukarıda sıraladığımız asılsız inançları sokan, 9. asır başlarında bu tarikata kasıtlı ve siyasî amaçlarla giren Yahudi dönmesi Abdullah İbn-i Meymun’dur. Onun İsmailiyye mezhebini seçmesi sebepsiz değildir. Diyebiliriz ki, Yahudi Hahambaşı Abdullah İbn-i Sebe’nin İslâmiyet’e vurduğu darbenin bir benzerini, bu, yani Abdullah İbn-i Meymun vurmuştur. Nasıl ki, İbn-i Sebe, Hz. Ali (ra.) ve oğullarını istismar ederek fitneyi ateşlendirmişse, İbn-i Meymun da, Evlâd-ı Resul olan Ca’fer-i Sâdık ve oğlu İsmail’i istismar ederek, maalesef, sapık fikirlerini çok değişik perdeler altında yayabilmiştir. Tarihte, kan dökücülükte eşine nadir rastlanan İbn-i Meymun, neticede nice Müslümanların dinden çıkmalarına da sebep olmuştur. İbn-i Meymun, bu tarikatı gizli ve siyasî bir cemiyet ve komite haline getirdi. Zerdüşt Dininin yedi
Pandemi, Yazarlar ve Kitaplar
Hayat bir şekilde devam etse de 2020 yılı bildiğimiz birçok şeyi altüst etti… Dağıtım sorunları, ekonomik sorunlar, okura ulaşma çabası ve korana virüs ile bunlara sağlık da eklenince endişelerim artmıştı… 70 yaş üstü annem ve babam ile yaşamak üzerime yüklenen baskıyı daha da artırıyordu. Zira herkesin zorunlu olarak eve kapandığı dönemde en azından siparişler için ofise gitmem ve alışveriş vs için dışarı çıkmam gerekiyordu… Yine de çalışmayı bırakmadım… Hatta daha çok çalıştım… 2020 yılının ilk üç ayında yayınladığımız kitaplara yenisini ekledim. Öncelikle yayın hayatımızda yani 7 yıllık süreç içinde ilk defa bir kitabımızın 5 ay içinde 2. baskısı yapıldı. Yatırım Danışmanı Ufuk Özcan’ın yeni kategori açarak yayınladığımız Seni Yeneceğim Borsa kitabımız 5 ayda 2. baskısını yaptı… Ayrıca bu kadar kısa sürede 2. Baskısını yapan bir kitabın devamının da yani Borsadan Korkma Borsa Senden Korksun kitabının da yayınlanması gerekmez mi? Elbette gerekir... Biz de yayımladık… Hatay’dan Cemile Cereb hocamızın edebiyat/öykü kategorisinde yayınladığımız Zincirli Kolye kitabımız aslında önyargılarımızın ne kadar güçlü olduğunu bir kere daha gösteriyor… İlginç hikayelerle şaşırmaya devam ediyoruz… En çok da boyacı çocuğa ayakkabısını boyayan kadına.. Hasan Sabbah Ölümsüz, İlknur Altıntaş’ın fark yaratan kitaplarından biri… Dönemin siyasi hareketine göre Hasan Sabbah’ın etrafında Alamut’tan büyük bir coğrafyaya yayınlan Haşhaşi denilerek saptırılan küçümsenen bu hareket nasıl bu kadar büyüdü düşündünüz mü? Genç Tanrılar, Zafer Sönmez’in yayınladığımız 2. kitabı aynı zamanda Gerdekkaya serisinin de 2. Kitabı. Bugüne kadar yayınlanan fantastik-macera kitaplarından daha farklı, daha akıcı… Zafer Sönmez bir konuşmamızda ben bu kitapları çocuklara/gençlere yazdım ama daha çok büyükler
Yazarlar