9/10
·903 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 20:46
Merhaba sevgili okur, Kitap için hazırlanmış önsözleri okurken gözüm korkmadı değil. Okuma zevkini ve rahatsızlığı aynı anda hissedecek olmak belirsizliği arttırırken, kitabın sekiz senelik bir araştırmanın ve yazarın iki bin ciltlik uzman kütüphanesinin ürünü olduğunu öğrenmek heyecanımı arttırdı. Eco’nun dil cambazlığı ve uydurukçuluğunu merak ederek ve “Her şey her şeyle bağıntılıdır”, “Göstergebilim” ipuçlarıyla başladığım bir okuma yolculuğu oldu. Üç ay süren bir zaman diliminde tamamlayabildiğim, dokuz yüz sayfalık kitabı iki paragrafta anlatamam tabii ki ama bende bıraktığı izlenimi kısaca özetlemek isterim efenim. Okuma yolculuğum “kabala” üzerine araştırmalar yaparak başladı. Kitabın derinliklerine daldıkça merak ettiklerim arttı. Sonra, gül-haç kardeşliği, kurgu evreni, tapınak şovalyeleri, Hasan Sabbah, nostradamus, büyü, sihir, ebcet, simya, mitoloji, sayıların gizemi, felsefe taşı, batıl inançlar ve bilimsel açıklamalar, gizli örgütler ve daha niceleri… derken kendimi derya deniz bir okuma içinde buldum. Okudukça derinleşen, bildiklerimi buz dağının görünen yüzü gibi hissettiğim bir yolculuğa çıktım. Komplo teorilerinin hangisi doğru hangisi uydurma her şey birbirine karıştı. Zaten yazarın amacı da buydu. Diotallevi’nin dediği gibi: "Düzmece bir metni uğraşa uğraşa yeniden kurarak gerçeğe varmak." Bir “şey”in derinine daldıkça o “şey” tarafından sarılırsınız ve görebildiğiniz tek şey gerçeklerden çok derinine daldığınız o “şey”in kendisi olur. Ve siz bunu gerçekliğin ta kendisi zannedersiniz. Kitabın olay örgüsü tam olarak bunu anlatıyor. Lorenza Pellegrini, Belbo, Riccardo hikayenin baş kişileri. Onların dalgaya alarak başladıkları editörlük yolculuğu içinde kayboluşları ve kendi yalanlarına inanmaları hâli insanoğlunun nesillerdir süregelen komplolara
Foucault SarkacıUmberto Eco · Can Yayınları · 20211,950 okunma
10/10
·608 syf.··
2026 57. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 12:01
İnsanların kabul ettiği “gerçekler” bazen sadece onları kontrol etmek için oluşturulmuş sistemlerdir. Kitapta siyasi manipülasyon, fanatizm, iktidar ve insanların nasıl yönlendirilebildiği temaları işleniyor. Roman, XI. yüzyılda yaşayan Hasan Sabbah ve onun Alamut Kalesi’nde yetiştirdiği fedailer hakkında. Hasan Sabbah, insanları “cennet” ve “ilahi görev” vaatleriyle körü körüne itaate sürüklüyor ve onları ölüme bile gönderebiliyor. Şimdiye kadar okuduğum kitaplar arasında etkisinden uzun süre çıkamadığım çok az eser oldu. Bunlardan biri, belki de en muhteşemi, buydu. Bu kitap hakkında önceden oldukça fazla bilgiye sahiptim. Kitap blogları, kitap sayfaları, TikTok ve YouTube aracılığıyla araştırmış, kafamda belli bir fikir oluşturmuştum. Hatta kitabı okuyacağım günü sabırsızlıkla bekliyordum. Ama okumaya başladığımda fark ettim ki, hakkında duyduklarım bile onun büyüklüğünü anlatmaya yetmiyor. Kitap; insan psikolojisini, dini inançların nasıl bir manipülasyon aracına dönüşebileceğini ve insanın içindeki inanç gücünün nasıl tehlikeli bir silaha dönüşebileceğini inanılmaz bir şekilde gösteriyor. İnsanları körü körüne itaat eden bir güce dönüştürmek, korku ve cennet vaatleriyle onları yönlendirmek ve bunun üzerine devasa bir sistem ile imparatorluk kurmak… Tüm bunlar eserde o kadar etkileyici işlenmiş ki, kitap bittikten sonra bile uzun süre düşünmeye devam ediyorsunuz. 608 sayfalık bu eserin yarattığı atmosferi ve hisleri burada kelimelere tamamen sığdırmak mümkün değil. Bence kitabı okumadan önce biraz araştırma yapın ve Alamut Kalesi hakkında bilgi edinin. Üstelik bu olayların tarihi bir temele dayanması kitabı daha da sarsıcı hale getiriyor. Sonra kitabı okuyun. O zaman ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız. Kitabı okuyanlar beni anlayacaktır. Çünkü
Fedailerin Kalesi: AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 202150,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Alamut
Puan vermedi
Manipülasyon sanat dalı olsaydı en büyük sanatçının Hasan Sabbah olduğunu iddia edebilecek, tarihi gerçekleri yansıtmadığına inandığım bir kitap! Bu kitap, cahil toplumun din ile nasıl kandırıldığını ve ilahi amaçlar uğruna nelerin yapabiliceklerini anlatır. Güzel bir kurgu romanı okumak isteyenler ve insan psikolojisine ilgi duyanlar için güzel bir eser.
Edebiyat & Roman
Fedailerin Kalesi: AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 202150,1bin okunma
9/10
·352 syf.·
2023 47. kitabı
Doğu’nun Sönmeyen Yıldızı Hayyam Yayınevi yazarımız Şamil S. Zagitoviç "1952de Özbekistan SSCBde Andican şehrinde doğmuştur. Bir Rus filozofu,tarihçi ve gazeteci olmaısnın yanı sıra toplum ve siyaset adamı aynı zamanda Tarih bilimleri kandidatıdır. ( Kandidat: SSCB de bir bilim payesidir).80'in üzerinde bilimsel makale yazmıştır. Bu kitabı kardeşi Kamil S. Zagitoviç ile birlikte yazmıştır." şeklinde bilgi vermiştir. Yazarımız giriş bölümünde çok kısa bir biçimde Hayyam'ı nasıl tanındığına değinmiştir. -- "Lütfen çıkın sokağa ve karşınıza çıkan ilk on, on beş kişiye sorun Ömer Hayyam kimdir diye. Herkesten aynı cevabı, “şairdir” cevabını duyacağınızdan hiç kuşkunuz olmasın. En önemlisi de budur. Ancak, soru Hayyam’ın şiirlerinin doğasıysa ulaşılacak cevap tek olmayabilir. "--- Ünlü Rus doğu bilimleri uzmanı Profesör Valentin Alekseyeviç Jukovski 1897 yılında Hayyam hakkındaki çalışmasında Hayyam’ın o zamana kadar literatürde geçen birbirine zıt tüm özelliklerinin şöyle bir sıralamasını yapmıştır: “O inançları tahrip eden özgür düşünceli biri; ateist ve materyalist; tasavvufla dalga geçen bir panteist; inançlı bir Müslüman, tam bir filozof, keskin bir gözlemci, bilim insanı; kadın peşinde koşan bir zampara, yalancı sofu ve bir münafıktır. O sadece bir kâfir değil, aynı zamanda pozitif dinin ve her türlü ahlak inancının inkârının vücut bulmuş hâlidir; kendini yaşamın zevklerinden ziyade ilahi meselelere, kendi iç dünyasına adamış yumuşak huylu bir karakterdir; O septik-epikürcüdür, o İranlı Ebû’l A’la’dır, Voltaire’dir, Heine’dir...” “Peki ama gerçekte,” diye devam eder Jukovski, “şayet manevi bir ucube değilse, içinde bu kadar çeşitli inancın ve tezat eğilimin, soylu kahramanlıkların ve aşağılık tutkuların, ızdırap verici şüphe ve tereddütlerin barındığı bir insan
Biyografi
Doğu’nun Sönmeyen Yıldızı HayyamŞamil S. Zagitoviç · Etkin Yayınevi · 201816 okunma
Alamut
9/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2023 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2023 22:08
"Fedailerin Kalesi Alamut" eserin konusu 11.Yüzyıl'da İran'ın sarp bir bölgesi olan Alamut kalesinde geçer.Eser, Şiiliğin kollarından biri olan İsmail'i mezhebine bağlı olduğunu iddia eden Hasan Sabbah liderliğindeki esrarengiz dini örgütü anlatan tarihi bir romandır.Eserin ilk bölümlerinde Halime adlı karakterle bölgeyi tanıyoruz. Daha çocuk yaşta sayılacak Halime'yle Alamut kalesindeki dini ve sosyal yaşamı öğreniriz.Kalenin lideri olan Seyduna Hasan Sabbah ilahi kitaplarda tasvir edildiğine benzer cennet bahçelerini hazırlar. Bu yalancı Cennet bahçeleri Hasan Sabbah'ın dünyaya korku ve nam salmanın anahtarıdır.Eserin ileriki bölümlerinde İbn-i Tahir'in kaleye gelmesiyle de örgütün askeri ,siyasi ve eğitim yönünü anlamaya başlarız. Örgüt yapılanmasının temel dayanağı, tarih boyunca dini tarikat ve cemaatlerde etkili olan koşulsuz biat ve mutlak teslimiyet ilkelerini esas almasıdır.Hasan Sabbah kendisini Peygamber hatta ömrünün sonlarına doğru Mehdi olarak ilan eder.Hiç bir zaman liderliği ve dini konumu tartışılmaz.Usta Yazar,İslam tarihinde mezheplerin ortaya çıkışının en önemli siyasi sebebi olan hilafet meselesini roman diliyle okuyucuya anlaşılır şekilde anlatır.İsmaililere göre Ali'nin hakkı olan halifelik düzenbaz bir tutumla Ebubekir,Ömer ve Osman tarafından gasp edilmiştir.Kerbela'da yaşanan Ali'nin oğlu Hüseyin ve ailesinin Emevilerin yöneticisi Yezid tarafından katledilmesi olayı (Tarihi Kerbela Olayı) İslam tarihinde mezheplerin (Şiilik ve Sünnilik) çatışmasının günümüze kadar sürmesine zemin hazırlamıştır.Alamut kalesinde bir öğrencinin fedai olması için en ağır koşullarda askeri,dini vb.konularda eğitim alması yeterli değildir.Hasan Sabbah'ın Şeytani zekası dönemin büyük imparatorluğu Selçuklular'ı yıkmak ve ezeli rakibi Vezir Nizamul Mülkü
Edebiyat & Roman
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250,1bin okunma
ALAMUT'un PİRİ HASSAN SABBAH'a dair
Puan vermedi·510 syf.··
Beğendi
·
2022 208. kitabı
“Derler ki; binli yılların başlarında çağı etkilemiş üç İranlı vardır. -Dünyayı gözlemlemiş olan Ömer Hayyam, -Dünyayı yönetmiş olan Nizamülmülk, -Dünyayı titretmiş olan Hasan Sabbah…” Nizamülmülk'ten beri bize ezberletilen iki yanlış şeyden biri, İsmaili mezhebine bağlı tarihi bir şahsiyet olan Hasan Sabbah'ın, bir cani olduğu ve uyuşturucuyla ayakta tutulan sahte cennet efsanesiyle dünyanın ilk terörist örgütünü kurduğu yolundaki hurafedir.. Hasan Sabbah yaşamı boyunca halktan kimseye zarar vermemiş biri. Meydan savaşları ya da cephe savaşları, saldırı savaşları yok. Düşmanım dedikleri yalnızca sultanlar, vezirler, valiler ve yüksek rütbeden askeri komutanlar… Büyük bir sadakatle kendisine bağlı olan fedailerini düşmanlarının üzerine gönderiyor Hasan Sabbah. Fedailer eylemi halkın görebileceği kalabalık yerlerde ve hançerle gerçekleştiriyor. Hedefi ortadan kaldıran fedai kaçmıyor. Öldürülmeyi ya da yakalanmayı bekliyor. düşmanlarını ürküten de bu sadakat oluyor... Hasan Sabbah yalnızca din alimi değil. Astronomi ve fen bilimleri eğitimi almış bir bilim adamı aynı zamanda.... Haşhaşi ya da Haşişi diyorlar. İtalyan seyyah Marco Polo’nun yazdıkları en revaçta olanı. Hayal gücü yüksek olduğu anlaşılan Marco Polo’nun yazdıkları Binbir Gece Masalları’na konu olacak türden ve yalnızca “uçan halı”nın eksik olduğunu görüyoruz. “Alamut Piri Hasan Sabbah’ın gerçek öyküsü...! Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ve Nizamülmülk ile hiç okul arkadaşı olmadı. Cennet Fedaileri diye bir örgüt hiç kurulmadı. Haşhaşiler (afyonkeş) Alamut Kalesi’nde asla barınmadılar. Sahte Cennet kesinlikle yaşanmadı. Seyyah Marco Polo, Alamut Kalesi’ni hiç görmeden yazdı... Seyyahımız Marko Polo, Alamut’un Moğol sürülerince yakılıp, yıkılıp yok edilmesinden
Din
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250,1bin okunma