naz

Puan vermedi·90 syf.··
2025 42. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 14:43
Kitapta neredeyse hiçbir karakteri sevemedim ve bunun bilinçli olduğunu düşünüyorum. Yazarın Vişne Bahçesi oyununda da benzer bir şey olmuştu diye hatırlıyorum. Orada da bir karakteri sevmiştim sadece. Sosyal yaşamı çok iyi gözlemleyen Çehov, bunla ilgili bir eleştiri yapacağı zaman karakterlerin sempatik yanlarını biraz kısıyor bence. Serebryakov boğdu beni, duvarlara attı gerçekten. Gerçek bir karakter olsa - ki var böyle insanlar- sohbeti keser, sokakta yolumu değiştirir, gerekirse ülkeden kaçardım. Öyle boğan bir muhabbeti var her şeyden şikayetçi, yaşlandığı için komplekse girmiş ve sürekli herkesin bu komplekse ayak uydurmasını istiyor. Vanya ya da Voynitski, hayatı hakkında hiçbir aksiyon almayıp hep başkalarını suçluyor. Bence Vanya zaten Yelena'ya da aşık değil, sadece onu yoldan çıkarmanın arzusu içerisinde. Bundan haz duyacak ama bu da olmuyor. Vanya'nın hayatında gerçekten hiçbir şey olmuyor. Ama daha kötüsü olur gibi olurken birden yine olmuyor, bence onu gerçekten çıldırtan da bu. Yine de takdir ettiğim bir özelliği var, kendisi hariç herkese karşı dürüst, kimseye yalancı içtenlikler sergilemiyor. Rus edebiyatında bu daha fazla var bence. Mesela ingiliz edebiyatında gereksiz ve samimiyetten uzak bir sevgi ve ilgi dönüyor sürekli, iki yüzlü ve ikircikli bir yalancı samimiyet, beni hem yazında hem de yaşantıda çok rahatsız ediyor. Sonya bence tatlı bir karakter, bir tek onu sevdim desem yeridir. Saf niyetli, iyi kalpli ve müşfik. Buna rağmen - belki de bunun yüzünden- mutlu olamıyor. Hayat biraz da böyledir. İyilik her zaman karşılık bulmaz, ama zaten karşılık için de yapılmaz. Astrov hakkında yazmak istemiyorum, ama yazmak istemediğimi yazmak istiyorum. Tek kelimeyle iğrenç birisi. Toplumsal eleştirilerden ziyade karakterlerin derinliklerini izlemek bana
Vanya DayıAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201611,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·107 syf.··
2025 41. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 11:50
Santiago Nasar... Yeni bitirdim kitabı ve midem bulanıyor şu an. Marquez gibi ben de olayın sonundan başlayayım, Santiago benim zihnimde çok tanıdık bir yerde, nedense tanıyorum onu gibi. Başım ağrıyor düşünürken. Ölümü çok grafik bir biçimde anlatılmış, bunu bilmemize rağmen yine de ölüm sahnesinde insan rahatsızlığını engelleyemiyor. Vurucu bir son olmuş, her manada. Kitabın yazım tarzı benim hoşuma gitti, zaman kaymaları, şahitlerin ağzından dinlemeniz vs. Çünkü aynı gün bir insan için birçok mana ifade edebilirken bir diğeri için herhangi bir gün olabilir. Dedem öldüğünde dünya durmayınca fark etmiştim ben bunu. Her şeye rağmen güneş doğuyor ve batıyor. Akışı hiçbir şey engelleyemiyor. Ben alt metine çok girmek istemiyorum, kadercilik, namus anlayışı, ahlak tartışması, vurdumduymazlık, duyarsızlık vs. Beni en çok etkileyen bu olmadı. Ölümün aleladeliği çarptı beni en çok. Santiago evinden çıktı, insanlarla görüştü, insanlarla görüşemedi ve öldü. Öldü. Sana ne yaptılar dediklerinde "beni öldürdüler" diyecek kadar aklı başındayken öldü. Gençliğinin baharında yaşamın belki en başında kim bilir ne hayallerle öldü. Kitabın ana karakteri olduğunu düşünmüyorum ama olsaydı bile hakkında hiçe yakın bilgimiz olduğu bir adam bir yerlerde öldü. Ve bundan neden bu kadar etkilendim emin değilim, birkaç fikrim var ama emin olamıyorum. Şahsen kitabı beğendim ama stresli olduğunuz bir dönemde okumamanızı tavsiye ederim, zira zaten huzursuz birkaç gün geçirirken son kırıntılarını da süpürdü gitti. Daha sakin bir dönemde takrar okuyacağım eğer fikirlerimde değişiklik olursa eklerim. İyi okumalar
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 10:57
Ben kitabı çok beğendim. Akıcı, konusu itibariyle çok ilginç ve zamanın ruhunu iyi yansıtıyor bence. Prens Florizel ismini çok sevdim, çiçek ismi gibi, bayıldım. Albay Geraldine'i otomatik olarak Chris Pine olarak hayal ettim. Özellikle alt metindeki o ahlaki savaş bana çok güzel geldi. İntiharın (büyük ihtimalle dini gerekçelerle) kabul görmemesi ve yüceltilmemesi hoşuma gitti. İnsan yaşamının değerine vurgu yapılması da yine önemliydi bence. Spoiler *** Özellikle kart dağıtma sahnesindeki gerginlik çok güzel yansıtılmıştı. İnsanın ölümüyle yaşamı arasındaki mesafe genellikle bu kadar ama 2 yıl boyunca kartın hiç gelmediği adam gibi biz de hiçbir zaman bize ya da sevdiklerimize denk gelmeyeceğini zannediyoruz. Ölümün soğuk ve korkulu yüzü bizi çoğu zaman gerektiği kadar korkutmuyor. Ama tam da o yüzden prensin kart kendisine geldiği an ölümden korkması, terlemesi, rahatsızlığı aslında bizim de ölümle aramızdaki mesafeyi ortaya koyuyor. Yine bu yüzden Prens Florizel bu kulübe uygun birisi değil, zira yaşamak istiyor ve ölümden korkuyor. Bunun bir intihar değil de cinayet olduğunun da bittabi farkında. Geraldine'de asker olmasının verdiği soğukkanlılığı kullanmasına rağmen Prens için korkması ve önlem alması bence çok güzel bir sahneydi. İkinci ve üçüncü öykülerde bu karakterlerin az sahnesi olması beni biraz üzdü, keşke daha fazla okuyabilseydik. Seri olarak bile okunurdu hatta. Tutarlı, duyarlı ve merhametli bir yönetici olacağını düşündüğüm Prens Florizel'e başarılar diliyorum. Eksiklerine rağmen iyi bir kitaptı.
İntihar KulübüRobert Louis Stevenson · Kızıl Panda Yayınları · 02,109 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2025 36. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 16:26
Bu sıralar okuyamıyorsanız, geri dönmek için iyi bir kitap, çünkü akıcı ve içeriği çok basit. Açıkçası birçok sayfada hiç düşünmenize bile gerek yok. Ben zaten bu yazarı bu şekilde tüketiyorum. Bilinçli olarak söylüyorum bu lafı, çünkü popüler kültürü sürekli okşayan bir yazım tarzı var yazarın. Bu mutlak manada kötü bir şey değil, popüler olmasını buna borçlu sonuçta. Ama yüzeysel kalıyor sırf bu yüzden. Her tercihin bedeli oluyor işte. Kitaba dönersek içerikte beğendiğim yerler de oldu tabi alıntıladım onları da zaten. Onun dışında motivasyon konuşmacısı gibi sürekli ilham verici hayat hikayeleri anlatması, siz yetersiniz, süpersiniz gibi klişe kişisel gelişim safsatalarını tekrar etmesi, sürekli kendin ol vs. demesi çok rahatsız ediciydi. Siz süper değilsiniz, yetersiz olabilirsiniz, hayatta kusursuz şeylerle karşılaşabilirsiniz ve bu size kendinizi çok kötü hissettirir, bunların hepsiyle barışmadan asla huzur bulamazsınız. Yer yer kötü de hissedebilirsiniz tarzı cümleler de vardı ama umut veren ya da vermesi gereken cümleler ve temalar daha fazlaydı. Ama kitabın en saçma yeri gelecekteki versiyonların için yaşa kısmıydı. İntihara meyilli şahıslar zaten o versiyonları görmekten korktukları ya da istemedikleri için böyle düşüncelere dalıyorlar. Bunu sanki hayatın anlamını çözmüş gibi sunmak bana saçma geldi. Sonuç olarak ben beğenmedim, ama size iyi geldiyse o zaman iyidir. İyi geceler, her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsanız...
1000Kitap
Rahatlama KitabıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20225,5bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2025 29. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, belki de o yüzden bilmiyorum, ben çok beğenmedim açıkçası. Ölüm ile alakalı batılı bakış açısı bizim kültürümüze pek hitap etmiyor bence. Fazla fiziki ve yaşayan insanlar üzerinden anlatılmış, haklı tarafları yok değil var ama ölüm daha katmanlı bir olgu bence. Hikayelerde geçen miras kavgaları, maddi imkansızlıklar, ölüme üzülenler ve dahi pek de üzülmeyenler, bunlar çok gerçekçi ve sahi. Ama ölüm sadece bundan ibaret değil, sürekli bir öcü gibi bizi kovalamıyor. Bir kez gelecek bu hayatta, dolayısıyla hem onu kadar fiziki hem de onun kadar metafiziksel bir şey daha yok. Hem aşkın hem de içkin... Hem beden hem de ruhla ilgili... Dolayısıyla bir noktaya odaklanmak hem hakikatin ıskalanmasına sebep oluyor, hem de hayatı mütemadi bir kaçma oyunu haline getiriyor. Ölüm daha çok ölen insanla alakalıdır, kalanlarla ikincil bir ilişkisi vardır. Bundan nasihat alanlar olur almayanlar olur ve hayat bir şekilde devam eder. Ahmet Hamdi Tanpınar Beş şehir kitabında şöyle söylüyor: "Şark için "ölümün sırrına sahiptir" derler. Fakat Şark milletleri içinde dahi ona bizim kadar hususi bir çehre veren, her türlü lâubalilikten sakınmakla beraber, onu ehlileştiren, başka millet pek yoktur." Bir batılı ve Fransız olan Zola'nın sırrı bilmediğini düşünüyorum. Son olarak da Türk şiirinde zirvenin sahiplerinden Yunus Emre'nin dediği gibi; "Ten fânîdür cân ölmez çün gitdi girü gelmez Ölürise ten ölür cânlar ölesi degül"
Nasıl ÖlünürEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202224,3bin okunma