Yaptığınız şeyin ne kadar kıymetli olduğunun hiçbir önemi yoktu. O şeyin kıymetini belirleyen içerik değil, ona ulaşabilen kişi sayısıydı. Perit biliyordu ki dünyanın en ücra köylerinin birinde dünyanın en güzel kızı olabilecek biri vardı. Ya da hiç görmeyeceği bir evin içinde dünyanın en güzel melodisi mırıldanıyordu. Ya da belki kutuplarda iki eskimo dünyanın ahlak sorununu çözecek mükemmel bir keşfe sahiptiler. Normalde insanlığı ayağa kaldıracak fikirlerin kitlelere ulaşamaması yüzünden sönüp gitmesi de dünyanın en büyük şanssızlığıydı. Kimbilir neler neler geçmişti bu yeryüzünden ve hiçbirine tanık olamamıştık.
Bir Afrika kabilesinde şöyle bir söz vardır:
"Köyü tarafından sevilmeyen çocuk, sonunda o sevgi sıcaklığını hissetmek için köyünü yakar."
Yani bugün dünyayı yakanlar, aslında zamanında ihtiyacı olan sevgiyi alamayan çocuklardır. Başka bir şey değil...