Asırlar önce uzun seyahatlere çıkan denizciler karşılarına çıkan ıssız adalara birer çift domuz bırakırlardı, veya bir çift keçi. Böylece ileride yapacakları ziyeretlerde bu adalar birer et cenneti haline gelmiş olacaktı. Bu adalar bakirdi. Bu adalar değişik kuş türlerine ev sahipliği yapıyordu ve bu kuşları yok edecek yırtıcı hayvanlar yoktu. Dünyanın başka hiçbir yerinde yaşamayan kuş türleriydi bunlar. Oradaki bitkiler, düşmanları olmadığı için dikensiz ve zehirsiz bir şekilde evrim geçirmişlerdi. Yırtıcı hayvanların ve düşmanların bulunmadığı bu adalar birer cennetti.
Denizciler bu adaları daha sonra ziyaret ettiklerinde karşılarına sadece keçi veya domuz sürüleri çıkıyordu.
Bu hikayeyi İstiridye anlatıyor.
Denizciler buna "et tohumu ekmek" diyorlardı.
İstiridye "Bu size bir şeyler çağrıştırıyor mu? Mesela Adem'le Havva hikayesini?" diye soruyor.
Camdan dışarı bakarak "Tanrı'nın ne zaman bir sürü barbekü sosuyla çıkıp geleceğini hiç merak etmiyor musunuz?" diye soruyor.