O (F. Hölderlin) sadece kendini gerçek, somut dünyaya yabancı hissediyordu. İnsanlara ulaşmak için elinde şiirden başka dil yoktur: Basit bir dille, onlarla konuşarak varlığından hiçbir şeyi anlaşılır kılamazdı.
Gül ancak bir bakış onu izleyerek içine çektiğinde gerçek bir gül olabilir, akşam kızıllığı ancak bir insan gözünün retinasında yansıdığı zaman harikadır. İnsanın yok olup gitmemek için tanrısal olana olduğu gibi, tanrısal olanın da gerçekten var olabilmek için insana ihtiyacı vardır. Böylece tanrısal olan gücünün tanıklarını yaratır, onu öven ağızları, onu gerçekten Tanrı yapan şairleri.
Zihnin en soylu cesareti her zaman, içinde şiddet barındırmayan bir kahramanlıktır, anlamsız bir direniş değil; bilakis güçlü olana savunmasız bir teslim oluş ve kutsal bir zorunluluktur.