Pierre Rivière

Pierre Rivière
@ilcavaliereinesistente
"Kami"; Japon insanının, yaşam ve doğaya yönelik kendi içsel algılama ve çözümlemelerinden doğan bir kavram ve inanış olmuştur. Bir başka deyişle; tabiatın muhteşemliğine karşı duyulan merak, korku, saygı ve hayranlık "Kami"leri yaratmıştır. İnsan, iki seçimle karşı karşıya kaldı: Ya, doğaya galip gelmeye çalışacak ve onunla savaşacak, ya da doğayla uyum içerisinde yaşayacaktı. Japon insanı, akılcı davranarak ikincisini seçti. Çünkü doğa, karşı konulmaz bir güçtü. Doğa, akıllara durgunluk veren gücüyle hem bir anda pek çok şeyi tahrip edebiliyor, hem de insanlara sınırsız nimet ve lütuflar sunuyordu. Japon insanı, kâinatta bulunan ve kâinatı oluşturan her şeyi "Kami" olarak takdir etti, saygı duydu, kutsadı ve övdü. Öfkeli Kamilerden korktu ve onları teskin etmeye çalıştı. İnsan, her zaman Kamiler ile birlikte ve Kamiler ile iç içe oldu.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Eski Çin kültür ve felsefesinin, Japon mitolojisi üzerindeki etkileri pek çok araştırmacı tarafından ele alınan bir konudur. Bu bağlamda ileri sürülen ilginç savlardan birisi, Kojikide yer alan bazı Kamilerin (Taoizm'de olduğu gibi) Go-gyō düşüncesine göre kurgulandığı ve mitoloji içerisinde konumlandırıldığı savıdır. Bu sava göre, Deniz Kamisi Susano-o "su"yun, Güneş Kamisi Amaterasu ise "ateş'in Tanrılaştırılmış şeklidir. Go-gyō düşüncesinde "su" batıyı, sonbaharı ve ölümü; "ateş" ise doğuyu, ilkbaharı ve yaşamı işaret etmektedir. Bu sava ilişkin ilginç bir ayrıntı ise, Go-gyō düşüncesinde ateşin insan anatomisindeki karşılığının "göz", suyun karşılığının ise "burun" oluşudur. Bir başka ifadeyle, bu anatomik karşılıklar, Amaterasu'nun gözden, Susano-o'nun burundan doğmasıyla ilginç bir simetri meydana getirmektedir.
Sayfa 91·Kitabı okudu
"Ben, Güneş Kamisinin oğlu olmama rağmen yüzümü güneşe doğru dönerek savaştım! Ne kadar büyük bir hata yaptım! Bu yüzden de, sefil bir savaşçının okuyla yaralandım! Bu defa, güneşi arkama alarak savaşacağım!"
Sayfa 37·Kitabı okudu
Ōyamatsu, büyük kızının geri gönderilmesinden dolayı büyük bir utanç duyar. Her iki kızını da Ninigi ile evlendirmek istemesinin özel bir nedeni olduğunu söyler. Çünkü eğer Ninigi'nin İvanagahime'den çocukları olursa, bu çocuklar tıpkı bir kaya gibi sağlıklı ve ölümsüz; Sakuyahime'den çocukları olursa, bu çocuklar da tıpkı ağaçta açan çiçekler gibi çok sayıda, ancak kısa ömürlü olacaktır. Ne var ki, Ninigi sadece Sakuyahime ile evlenmiştir. Bu yüzden, doğacak çocukların ömrü de tıpkı bir çiçek gibi kısa olacaktır. Ninigi'nin bu seçimi yüzünden, insanoğlu da ölümsüzlüğe kavuşma imkânını ilelebet kaybetmiş olur.
Sayfa 30·Kitabı okudu
...Son çare olarak, İzanami'nin kendisi İzanagi'nin peşine düşer. Ancak o sırada İzanagi, yeryüzü ile Ölüler Diyarı arasındaki geçide ulaşmıştır. İzanagi, ancak bin kişinin kaldırabileceği büyüklükteki bir kayayı fırlatarak yeryüzü ile Ölüler Diyarı'nı birbirine bağlayan geçidi kapatır. Böylece, yeryüzü ile Ölüler Diyarı arasındaki geçiş sonsuza dek kapanmış olur. İzanami, İzanagi'ye öfke içinde şöyle haykırır: -"Ey sevgili İzanagi! Yemin ediyorum ki, bu yaptıklarının intikamı olarak her gün yeryüzünde yaşayan bin kişinin canını alacağım!" İzanagi ise, İzanami'ye şöyle yanıt verir. -"Ey sevgili İzanami! Yemin ediyorum ki, ben de karşılık olarak her gün yeryüzünde bin beş yüz kişiyi yaratacağım!"
Sayfa 17·Kitabı okudu