Pierre Rivière

Pierre Rivière
@ilcavaliereinesistente
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yamato Takeru, Haşirimizu denizini geçmek için bir sandala biner. Ne var ki, denize açıldıktan kısa bir süre sonra; sandal, dev dalgalar arasında batıp çıkmaya başlar. Aynı sandalda bulunan Ototaçibana-hime isimli bir prenses, aşağıdaki şiiri okuduktan sonra kendini hırın dalgaların arasına bırakır ve fırtınanın dinmesi için kendisini kurban eder. Sagamu ovasını kaplayan, O korkunç alevlerin arasında kaldığımda, Benim için endişe duyan, Ve beni kucaklayıp kollarına alan, Bana "Merak etme, korkma, ben yanındayım!" diyen, O günkü seni, Nasıl unutabilirim ki?
Sayfa 159·Kitabı okudu
Yeryüzüne inerek sekiz başlı dev yılanı öldüren Susano-o, Suga beldesinde, eşi Kuşinadahime ile yaşayacağı bir saray inşa etmeye karar verir. Susano-o, sarayın inşasına başlayacağı sırada, gökte kümelenmiş bulutlara bakar ve aşağıdaki şiiri okuyarak mutluluğunu dile getirir. Kat kat yükselen bulutlar, Nasıl da neşe içinde çevrelemişler, Yeni yuvamı! Büyük bir sıcaklık ve içtenlikle, Ebedi mutluluklar diliyorlar, Eşim ve bana!
Sayfa 155·Kitabı okudu
Susano-o'yu diğer Kamilerden ayıran bir başka önemli özellik, Susano-o'nun kendi içinde gelişen ve değişen bir Kami oluşudur. Susano-o'nun zaman içerisindeki değişim ve gelişimini, bir insanın büyüme aşamalarına benzetmek mümkündür. Susano-o, doğumundan sonra kendisine verilen görevi yerine getirmez, şımarıklıklar yapar, annesinin yanına gitmek için ortalığı birbirine katar. Susano-o'nun bu sorumsuz hareketleri, küçük bir çocuğun haşarıdavranışlarını andırır. Susano-o, ablası Güneş Kamisi Amaterasu'ya masum olduğunu ispatlamanın gururuyla daha da şımarır. Fevri bir hareketle, Tahıl ve Yiyecek Kamisi Ōgetsuhime'yi öldürür. Bu taşkın ve etrafına zarar veren davranışlar ise, ergenlik çağındaki bir gencin hırçınlıklarını andırır. Susano-o, yeryüzüne indiğindeyse; önceki şımarık ve hırçın karakterinden tamamen arınmıştır. "Eski Susano-o"nun tam tersine; "Yeni Susano-o" zeki, bilge ve cesur bir Kami olarak tamamen farklı bir kişiliğe bürünür. Zekâsı, bilgisi ve cesareti sayesinde sekiz başlı dev yılanı öldürerek yeryüzünde yaşayanları büyük bir sıkıntıdan kurtarır. Susano-o, bu haliyle olgun, aklı başında ve yetişkin bir insanı andırır. Kök Ülke'deki Susano-o ise, tipik bir baba davranışları sergiler. Kı-zının evliliği hususunda titizlenir. Damadını çeşitli sınavlara tabi tutar. Ancak, en sonunda yenilgiyi kabullenir ve damadırı yeryüzü hüküm darı ilan eder. Bu açıdan bakıldığında; Susano-o'nun yaşamındaki değişimleri, "çocukluk", "gençlik", "olgunluk" ve "yaşlılık" evrelerine benzetmek mümkündür.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Ayın, eski çağlarda pek çok toplum tarafından kutsal bir varlık olarak kabul edildiği bilinmektedir. İnsanların, rahat bir biçimde gözlemleyebildikleri iki gök cisminden biri olan ay, güneş ile kıyaslandığında güneşten tamamen farklı özelliklere sahiptir. Güneşin her zaman aynı kalması ve herhangi bir değişim göstermemesine karşın ay büyür, dolunay hâline gelir, küçülür ve hatta kaybolur. Ay, bu özelliğiyle tıpkı bir ölümlü bir canlıyı çağıştırır. Ancak ayın karanlıklara gömülmesi, onun için kesin bir son anlarına gelmemektedir. "Ölüm"ün ardından yeniden "doğuş" gelir ve bu döngü sürekli olarak tekrar eder. Ayın bu hareketini sürekli olarak tekrarlaması ve bu sonsuz döngüsellik, onun yaşamın ritimlerini mükemmel bir biçimde temsil eden bir gök cismi olarak kabul edilmesine neden olmuştur. Bu nedenle ayın, sürekli oluşum yasasıyla yönlendirilen tüm kozmik düzlemleri -sular, yağmur, bitkiler, bereket - denetleyen bir varlık olduğu inanışı doğmuştur. Doğadaki görüngülerin, ayın ritminin etkisi altında veya bu ritme göre birbiriyle ilişki içinde olduklarına inanılmıştır. Kadim toplumlarda, yağmur ve gelgit başta olmak üzere, canlıların büyümesini sağlayan ve onlara hayat veren suyun; ayın etkisi altında olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, yine tarımın keşfinden önceki dönemlerde bile; ay ve bitkiler arasındaki ilişkilerin keşfedildiği bilinmektedir. Ay ve bitkiler arasındaki organik bağ, birçok toplumda "Ay Tanrısı"nın, aynı zamanda "Bereket Tanısı" olarak kabul edilmesine yol açmıştır. Pek çok antik çağ toplumunda, ayın güneşle birlikte anıldığı ve kutsallaştırıldığı görülür. Bu toplumlarda, çoğunlukla güneşin gündüzü; ayın ise geceyi yönettiğine inanılmıştır.
Sayfa 122·Kitabı okudu