Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, baş karakterin duygularla kurduğu mesafeydi. Zaman zaman onu çok duygusuz, hatta hayata karşı kayıtsız buldum. Kendisini dünyadan ve insanlardan soyutlamış olması ilginç bir karakter ortaya çıkarsa da, bana göre insanı insan yapan şey biraz da hissettikleridir. Duygularımız, düşüncelerimiz ve kurduğumuz bağlar bizi biz yapan en önemli unsurlar arasında yer alır. Elbette aşırı duygusallık her zaman doğru değildir ancak tamamen duygulardan uzak yaşamak da insanın kendisinden bir şeyler eksiltir gibi geliyor.
Bununla birlikte, yazarın karakteri bu şekilde işlemesi oldukça başarılıydı. Baş karakterin olaylara yaklaşımı, hayata bakışı ve toplumla olan uyumsuzluğu kitap boyunca düşündürücü bir atmosfer oluşturuyor. Okurken bazı davranışlarına katılmasam da onun iç dünyasını anlamaya çalışmak farklı bir deneyimdi. Genel olarak, insanın varoluşu, yalnızlığı ve toplumla ilişkisi üzerine düşündüren, etkisi okuduktan sonra da devam eden bir eser olduğunu düşünüyorum.