Puan vermedi·264 syf.··
2026 4107. kitabı
Uyku Tarlaları benim için ne yazık ki beklediğim etkiyi yaratmadı. En çok zorlandığım nokta diyalogların doğallıktan uzak olmasıydı; karakterler konuşurken gerçek hayatta kimsenin bu şekilde ifade etmeyeceği cümleler kuruyormuş gibi geldi. Bu da hikâyeye bağlanmamı zorlaştırdı. Zaman akışı da oldukça karışıktı. Geçişler net olmadığı için hangi anda, hangi olayın içindeyim sık sık kopukluk yaşadım. Paragraflar arasında da belirgin bir bütünlük hissi bulamadım; sanki parçalar var ama birbirine tam olarak oturmuyor. Bu durum kitabın genelinde bir dağınıklık hissi yarattı. Konu aslında ilginç olabilecek bir potansiyele sahip gibi duruyordu ama anlatım bu potansiyeli tam karşılayamamış hissi verdi bana. Okurken içine çekilmek yerine sürekli mesafede kaldım. Benim için biraz zor ilerleyen ve beklentimi karşılamayan bir okuma oldu.
Uyku TarlalarıOzan Balık · Lapis Yayınları · 202420 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 26. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 12:18
Öğrencilerin yazılı sınavlara verdiği cevaplardan oluşuyor. 1990 lı yılların kitabı o zamanki eğitim sistemi ile şimdiki egitim sistemi çok farklı öğrenciler çoğu cevapta öğretmenlerden dayak yediğini söylüyor hatta bir yerde bir öğrenci öğretmen dövmek istediğini yazmış. Bunlar komik olduğu gerekçesi ile kitaba alınmış. Onun dışında gerçekten ilginç ve komik olan yanıtlar da var .
Dikkat Yazılı VarAhmet Gülüm · Kora Yayın · 0431 okunma
Reklam
Parazitlerin Kaotik İktidarı
Puan vermedi·808 syf.··
2026 13. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 16:41
1948 Peru darbesi... General Manuel Arturo Odría Amoretti'nin başkanlığında, 27 Ekim 1948'de Arequipa'da gerçekleşen ve kendisi tarafından "Onarıcı Devrim" diye adlandırılarak, José Luis Bustamante y Rivero hükümetini indirerek yönetimi ele geçirdiği, "Ochenio" olarak bilinen 8 yıllık, Peru için militarizme dönüş, liberal ekonomik politikalar, APRA liderlerinin baskı ve zulmü ve kentli halk sınıfları üzerinde manipülatif popülizm anlamına gelen bu diktatörün yönetim sürecinin; baskılar altında, 1956'da genel seçimler düzenlemek zorunda kalarak ve başkanlık seçimlerini Manuel Prado Ugarteche'ye karşı kaybedişine tanıklık eden yazarımızın kaleminden dökülenlere şöyle bir bakınca, siyaset yapanlar ile siyasete maruz kalanlar arasında okyanusları aşan bir fark var mıydı? Bence yoktu. Evine ekmek götüremese de kerhane/meyhane yoluna uğramadan evine gitmeyenler ile para içinde yüzüp bir evi kerhane/meyhaneye döndüren insanlar. Aşağıdan yukarıya yukarıdan aşağıya aynı orantıda birbirine kuyu kazan, yüze gülen, zaaflar üzerinden entrikalar çeviren, eğitim seviyesi yüksek olsun olmasın zekiliği, kurnazlığı ve sinsiliği ile her şeyi kendi lehine çevirmenin yolunu bulabilenler ile bunların tuzaklarıyla pusulalarını şaşıranların, yaka silktiren ilişkileri. Güç ve maddiyata sahip olmanın verdiği konforla, olmayanları aşağılayanlar ve olmadığı için bu aşağılamaya katlanan mazlumların yanı sıra bu düzene ayak uyduran yalaka takımları... "Bakanlığın önerdiği ücret artışı gayet makul,", "Pereira işçileri ikna etsin, bu talepler listesi tartışması son bulmalı. Orada gergin bir ortam yaratılıyor ve gerginlikler ajitasyon için elverişli bir ortam doğurur.".... "Neyin uygun olduğunu ya da neyin olmadığını uzun zamandır bilmiyorum," ... "Tek bildiğim bana uyan ya da uymayan." sözlerin
Katedral'de SohbetMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 2022156 okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2026 533. kitabı
Tarihi bilgi içerikli okunacak kitaplar ararken tavsiye üzerine okumaya başladığım ve büyük keyif aldığım bir eser oldu. Kitap Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşanan olaylar üzerine kurulu bir eser. Okul hayatımızın ilk yıllarından itibaren tarih dersleri alırız fakat bu derslerin içeriği genellikle tarihin akışını değiştiren olaylar, savaşlar, önemli şahsiyetler vb. konular oluyor. İşte bu kitapta okullarda çok duymadığımız, büyük olaylardan ziyade o dönemde yaşayan insanların gündelik yaşantısı konusunda, ayrıntı ve detay diyebileceğim çok ilginç bilgiler sunuyor bize. Kitapta başlıklar altında bir çok bilgi veriliyor. Kaşıkçı elmasından tutun, tütün yasağına, Yavuzun 1000 altınından mezarında başı kesilen şehzadeye kadar bir çok konuda farklı farklı, ilginç bilgiler içiriyor. Bazı hikayeleri gülerek, bazılarında şaşırarak, bazılarında da üzülerek genel anlamda büyük bir zevkle okuduğum, herkese tavsiye edebileceğim bir eser oldu.
İnceleme
Tarihimizde Garip VakalarReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 20251,452 okunma
Puan vermedi·336 syf.·
2026 122. kitabı
Spoiler içerir! Saramago'nun okuduğum ilk kitabıydı ve okumaya başlar başlamaz dikkatimi ilk çeken yazarın kaleminin ne kadar kuvvetli olduğuydu. Üslubu, betimlemeleri, duyguları aktarış biçimi, zihninizde yeni kapılar açma becerisi gerçekten çok etkileyiciydi. Kendinizi kitabın içinde bulmanızı, o anı yaşamanızı ustalıkla beceriyor. Kitabın akıcılığı muazzamdı, okumaya başladığımda hiç elimden bırakmadan yarısını geçmiştim bile. Kitabın konusuna gelecek olursak; hiç bir rahatsızlığı olmamasına rağmen aniden kör olan bir adam ve bu körlüğün bulaşıcı bir şekilde önce bu adamın etrafındakilere daha sonra tüm şehre yayılmasını anlatıyor. Şehir diyorum ama ilginç bir durum var o da bu olayların hangi ülkede veya şehirde geçtiği belli değil hatta kitapta ki hiç bir karakterin ismi yok. Karakterleri ilk kör, doktor, doktorun karısı gibi tanımlamalarla size tanıtıyor. Konumuza dönecek olursak, yaşadığımız şehirdeki tüm insanların aniden kör olduğunu düşünürsek ortaya nasıl bir kaos ortamının çıkacağını hepimiz az çok tahmin edebiliyoruz. Bu kaos ortamında insan, insan olarak kalabilir mi acaba diye sormadan edemiyorsunuz. Bu zorlu hayat içerisinde görme yetisini kaybetmiş insanların birbirlerine yardımcı olup, en azından hayatı biraz kolaylaştırmalarını, bu yeni durumla birlikte mücadele etmelerini bekleyebilirsiniz fakat tam aksine insanlar öylesine kendilerini kaybediyor ki dehşete kapılıyorsunuz. Gözleri görse de görmese de insanların ne kadar kötü olabileceğine birkez daha şahit oluyorsunuz. Tabiki tüm insanlık tarihi boyunca olduğu gibi, tüm bu kötülükler içerisinde kitapta da bir iyilik meleği ortaya çıkıyor ve insanlığa yardım elini uzatıyor. İlk kör olan insanları karantina altına aldıkları boş bir hastanede yaşanan olayları gördükçe aslında bugün yaşadığımız
İnceleme
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
9/10
·352 syf.··
2026 79. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 11:14
İnsanın donması için illa karın altında kalması gerekmiyor, bazen hatıralar da insanı yavaş yavaş donduruyor. Soğuk sadece mekânın soğuğu değil burada; insanın içine, geçmişine, vicdanına, hatta aklına kadar işleyen bir şey. Kitabı okurken sürekli o ayazı hissettim. Sanki her cümlede biraz daha nefes buğulanıyor, insan biraz daha kendi içine kapanıyor. Romanın merkezinde doğuda askerlik yapan Asil var. Nöbetler, kar, disiplin, yalnızlık, ölüm fikri ve insanın kendi zihninin içinde dönüp duran o karanlık sesler… Ama Ziyan sadece askerlik anlatısı gibi kalmıyor. Bir noktadan sonra geçmiş bugünün içine hayalet gibi sızıyor. Ziya Hurşit’le kurulan o yarı gerçek yarı sanrılı alan kitabı bambaşka bir yere taşıyor. Tarih dediğimiz şey de bazen böyle değil mi zaten? Bitmiş gibi duruyor ama bir yerden çıkıp insanın boğazına yapışıyor. Bir de Asil’in bizi ister istemez Azil'e doğru yönlendiren tarafı var. Bunu sadece iki roman arasında bağlantı kurulmuş diye okumamak lazım. Günday’da bazı karakterler kendi romanlarında kapanıp kalmıyor; başka bir kitabın kapısını da aralıyorlar. Asil’in içindeki soğuk, yabancılaşma ve kendine bile uzak düşme hâli *Ziyan*da başka bir renge bürünüyor. Sanki Azil de başlayan karanlık, burada askerî bir ayazın içinde tekrar nefes alıyor. Bu bağlantıyı fark etmek, kitabı benim gözümde daha da ilginç yaptı. Hakan Günday’ın dilini seven biri olarak burada yine o sert, karanlık, bazen insanın yüzüne tokat gibi çarpan cümleleri buldum. Adam bazı şeyleri süslemiyor; acıyı da, çürümeyi de, insanın içindeki karanlığı da doğrudan koyuyor önümüze. Ama dürüst olayım, bazı yerlerde o keskin tespitler hikâyenin önüne geçiyor gibi geldi bana. Günday okurken bunu bazen yaşıyorum: Cümle çok güçlü, fikir çok sert, ama bir noktadan sonra metin “bak şimdi sana ne
ZiyanHakan Günday · Doğan Kitap · 20196,3bin okunma
Reklam
Reklam