9/10
·136 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:15
Candide, Voltaire’in en ünlü eserlerinden biridir. Romanın başkahramanı Candide, bir baronun şatosunda büyür ve hocası Pangloss’un öğretileriyle yetişir. Pangloss’a göre “Bu dünya mümkün olan dünyaların en iyisidir” ve yaşanan her şey sonunda bir iyiliğe hizmet eder. Candide de bu düşünceye inanarak hayata umutla bakar. Ancak baronun kızı Cunégonde’a âşık olmasıyla şatodan kovulur ve kendisini hiç beklemediği olayların içinde bulur. Şatodan ayrıldıktan sonra savaşlar, depremler, salgınlar, idamlar ve ihanetlerle dolu uzun bir yolculuğa çıkar. Sevdiği kadına yeniden kavuşmaya çalışırken Avrupa’yı ve Güney Amerika’yı dolaşır; kölelerle, din adamlarıyla, soylularla ve hatta krallarla karşılaşır. Yolculuğun en ilginç duraklarından biri, altının neredeyse değersiz kabul edildiği Eldorado ülkesidir. Candide’in yaşadığı tüm bu sıra dışı maceralar, Pangloss’un öğrettiği iyimserlik anlayışını sürekli sınarken, roman da okura bu kısacık sayfasına rağmen dev bir hikaye sunar. Kitap, İstanbul’da rastladığı bir bahçıvanın hayat görüşünden etkilenmesiyle biter. Bahçıvan tüm bu yolculukta rastlamadığı bir görüştedir. Yaşayışta sadelik, iç huzurda ihtişam… Bahçıvanla sohbetinden sonra orada kalırlar ve bir hayat mottosuyla; ‘Bahçemizi yetişmemiz lazım.’ •Bahçeni yetiştir
Candide ya da İyimserlikVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20257,1bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
UÇURTMA AVCILARI (Çocuk Romanı) LİNDA SUE PARK 1960 doğumlu Kore kökenli Amerikalı yazar Linda Sue Park’ın kaleme aldığı bu eser, çocukların yeteneklerini keşfetmeleri, kendilerini gerçekleştirme çabaları ve kardeşler arasındaki ilişkinin psikolojik boyutları üzerine kurulmuş değerli bir çocuk romanıdır. Yazarın özellikle çocuk ve gençlik edebiyatı alanındaki eserleriyle tanındığı düşünüldüğünde, romanda verilen mesajların önemi daha da belirginleşmektedir. Olaylar Kore’de geçmektedir. Kee-sup ve Young-sup kardeşler, uçurtmalara büyük ilgi duyan iki çocuktur. Kee-sup daha büyük olduğu için geleneklere uygun olarak onun için bir şapka takma töreni düzenlenir. Bu törenden sonra küçük kardeşin ağabeyine daha fazla saygı göstermesi beklenmektedir. Doğaları gereği zaman zaman rekabet içinde olan kardeşlerden Young-sup, babasının bu beklentiyi açıkça dile getirmesi üzerine iç dünyasına yönelir ve yalnızlaşmaya başlar. Ancak Kee-sup, kardeşinin yaşadığı duygusal değişimin farkındadır. Gelenekleri katı biçimde uygulamak yerine kardeşini korumaya ve ona değer verdiğini göstermeye çalışır. Böylece iki kardeş arasındaki sevgi ve bağlılık, rekabet duygusunun önüne geçer. Kardeşlerin farklı yetenekleri vardır. Young-sup uçurtma uçurma konusunda oldukça başarılıdır. Kee-sup ise uçurtma yapımında beceriklidir. Young-sup’un uçurtma satın alacak parası yoktur. Bunun üzerine bir uçurtma satıcısına ilginç bir teklif sunar. Eğer kendisine verilecek bir uçurtmayı başarılı bir şekilde uçurur ve bunun sonucunda yedi uçurtma satılmasını sağlarsa, satıcının ona bir uçurtma hediye etmesini ister. Satıcı bu teklifi kabul eder. Young-sup’un başarısına görünmeden destek olan babası ve ağabeyi de onu koruyup kollamaya devam ederler. Kardeşlerin uçurtmalara olan tutkusu, dönemin çocuk
Uçurtma AvcılarıLinda Sue Park · Beyaz Balina Yayınları · 2018260 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·216 syf.··
2024 724. kitabı
Polisiye kitapları severim ama bu kitap klasik bir roman gibi okunmuyor, bunu baştan söylemek lazım. Kitabın en hoşuma giden yanı, günümüzün teknolojiyle çözülen suçlarından çok önce, dedektiflerin yalnızca gözlem gücü, mantık yürütme ve sabırla nasıl sonuca ulaştıklarını göstermesi oldu. Bazı vakalar bugün okurken basit gibi görünse de dönemi düşününce gerçekten etkileyici. Özellikle ipuçlarının adım adım takip edilmesi ve suçluların küçük ayrıntılar sayesinde yakalanması polisiye severler için oldukça keyifli. Elbette modern gerilim romanlarındaki yüksek tempo ve büyük ters köşeler burada yok. Kitap daha çok polisiye tarihine ilgi duyanlara hitap ediyor. Her bölüm size farklı bir dönemin suç dünyasına açılan bir pencere sunuyor. Polisiyenin köklerine kısa bir yolculuk yapmak isteyenler için ilginç ve akıcı bir okuma.
Dünyanın En Büyük Dedektiflerinin MaceralarıGeorge Barton · Dorlion Yayınları · 20241 okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 1. kitabı
Francis Bacon’ın "Yeni Atlantis" (New Atlantis) eseri, hem felsefe tarihi hem de bilim kurgu/ütopya edebiyatı için tam bir dönüm noktasıdır. Kitabın adı zaten doğrudan Platon’a (Eflatun) bir naziredir. Platon, Timaios ve Kritias diyaloglarında Atlantis adında, lüks ve kibir yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılıp sulara gömülen muazzam bir uygarlıktan bahseder. ​Bacon bu esere "Yeni Atlantis" diyerek Platon’a şu mesajı gönderir: ​"Senin Atlantis’in gücünü, zenginliğini ve bilgisini kibre, savaşa ve sömürgeciliğe alet ettiği için helak oldu. Benim 'Yeni Atlantis'im ise bilgiyi Allah korkusuyla ve insanlığın hizmetinde kullandığı için ayakta kalacak." *** Roman, Peru’dan yola çıkan bir geminin Pasifik Okyanusu’nda kaybolmasıyla başlar. Azıkları tükenen, hastalıktan kırılan ve ölümün eşiğine gelen mürettebat, kendilerini haritalarda hiç görünmeyen gizemli bir adanın açıklarında bulur. ​Gemicilerin ulaştığı adanın adı Bensalem’dir. Bu isim rastgele seçilmemiş, İbranice iki kelimenin birleşiminden oluşturulmuştur: ​Ben: "Oğul" anlamına gelir. ​Salem (Şalem/Selam): "Barış" veya "Kudüs" (Yeruşalim) anlamına gelir. ​Yani Bensalem, kelime anlamıyla "Barışın Oğlu" veya "Yeni Kudüs" demektir. *** Gemiciler adaya yanaşmak istediklerinde, diğer klasik ütopyaların aksine vahşi bir dirençle karşılaşmazlar. Aksine, son derece organize, temiz, dindar ve yardımsever bir halkla karşılaşırlar. Kendilerine hemen ilaç, yiyecek ve kalacak yer (Yabancılar Evi) sağlanır. ​Bacon burada okuyucuya ilk mesajını verir: İdeal bir toplum, yabancıya korkuyla değil, kurumsallaşmış bir merhamet ve düzenle yaklaşır. *** Adanın kalbinde olan bilim merkezine Süleyman Evi (Solomon's House) denir. Kitapta adanın eski krallarından Solamona’nın bu merkezi kurduğu ve buraya İsrail Kralı Hz.
Yeni AtlantisFrancis Bacon · Maya Kitap · 20243,403 okunma
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma
Puan vermedi·354 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:40
Drina Köprüsü benim için ilginç bir okuma oldu. Kitap boyunca köprünün etrafında gelişen olayları ve bölgenin değişimini okuyoruz. Bazı bölümler oldukça akıcıydı, bazı yerlerde ise hikâye biraz yavaş ilerledi. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, yıllar geçse de köprünün hep orada kalması ve insanların hayatlarına tanıklık etmesiydi. Bunun yanında beni rahatsız eden bazı bölümler de oldu. Özellikle bir karakterin kazığa oturtularak cezalandırıldığı sahne oldukça sertti ve okurken rahatsız ediciydi. Ayrıca bazı bölümlerde Türklerin anlatılış biçimini de pek sevmedim. Genel olarak kötü bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Tarihî olayları ve farklı insanların hikâyelerini görmek açısından güzeldi. Kitap okuma grubumla okuduğumuz son kitap olması nedeniyle de benim için ayrı bir yeri olacak. Burada da küçük bir anı olarak kalsın.
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma