Hatta size daha ilginç bir bilgi vereyim: Hz. İsa'yı Roma yönetimine öldürtmek isteyen Yahudiler, Hz. İsa'nın havarilerinden birini satın almışlar, Hz. İsa'nın, yerini ona ihanet eden bu adamdan (Yehuda-Judas) öğrenmişlerdi. İhanetinin karşılığı olarak da kendisine az bir miktar para ödemişlerdi. Kur'ân'ın Anlattığı Tarih - I Talha Uğurluel
1000Kitap
Kimse kendini kötü biri olarak görmez
😇 İnsan zihni bazen eski bir tiyatro sahnesine benzer. Dekor değişir, ışık değişir, oyuncular değişir; ama oyunun özü aynı kalır. İnsan da çoğu zaman yaptığı şeyi değiştirmeden önce yaptığı şeyin hikâyesini değiştirir. Çünkü insanın kendini tamamen ‘zalim’, ‘bencil‘ ya da ‘vicdansız‘ biri olarak taşıması kolay değildir. Ruh, kendine bakabildiği görüntüyü korumak ister. Bu yüzden insan başkalarına söylediği yalanlardan çok, kendine anlattığı hikâyelerle yaşar. Birini kırdığında bunu ‘dürüstlük’ olarak anlatır. İnsan kullanmaya ‘hayatın gerçeği’, küçümsemeye ‘eleştirel düşünce’, acımasızlığa ise ‘güçlü karakter’ adını verebilir. Çünkü insan çoğu zaman davranışını değiştirmeden önce davranışının ahlaki anlamını değiştirir. Belki de insan ruhunun en ilginç taraflarından biri budur. İnsan her zaman gerçeği inkâr etmez. Bazen yalnızca gerçeğin adını değiştirir. İlk bakışta küçük görünen bu değişiklikler aslında insanın vicdanıyla kurduğu ilişkinin merkezinde durur. Çünkü insanın en uzun ilişkisi başkalarıyla değil, kendisiyle yaşadığı ilişkidir. İnsan geceleri yatağa başını koyduğunda yanında kalan şey başarıları, ilişkileri ya da toplumsal statüsü değil; kendisi hakkında kurduğu hikâyedir. O hikâye bozulduğunda insanın iç dengesi de sarsılmaya başlar. Vicdanın dili İnsan neden kendini sürekli haklı hissetme ihtiyacı duyar? Çünkü benlik algısı yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda varoluşsal bir meseledir. İnsan kendisini kötü biri olarak gördüğünde yalnızca davranışı değil, bütün kimliği tehdit altında hisseder. Bu yüzden zihin savunmalar üretir. Bahaneler çoğu zaman başkalarını kandırmak için değil, içerideki düzeni korumak için kurulur. __Albert Bandura’nın tarif ettiği ‘ahlaki çözülme mekanizması‘ tam da burada ortaya çıkar. İnsan
Makale|Yazı
Reklam
BİLİNÇ: Kitaplarla Bir Analiz
Bilinç Problemi Üzerine Beş Kitabın Ardından: Bir Okur Olarak Vardığım Kanaat Adam Zeman'ın Bilinç Kullanım Kılavuzu, Sultan Tarlacı'nın Bilinç, Saffet Murat Tura'nın Histerik Bilinç, Türker Kılıç'ın Yeni Bilim: Bağlantısallık - Yeni Kültür: Yaşamdaşlık ve İsmail Hakkı Aydın'ın Frekansa Büründüm Beyin Diye Göründüm adlı eserlerini okuyup incelemelerini yazdıktan sonra.. #306074760 #305868796 #304908089 #304509986 #303378558 ..zihnimde giderek netleşen bir kanaat oluştu: Bilinç problemi, bugün hâlâ çözülmüş değildir. Fakat daha önemlisi, bilinç probleminin çözülememiş olması onun yok olduğu anlamına da gelmemektedir. Bu yazarların hiçbiri bilinci açıklamış değildir; fakat hiçbirisi de bilinci yok saymamaktadır. Çağdaş bilinç tartışmalarında asıl ayrım burada ortaya çıkmakta sanırım. Aslında bu beş kitabın ortaklaştığı temel nokta tam olarak budur. Uzun yıllar boyunca modern bilim, özellikle de nörobilim, insan zihnini açıklama konusunda büyük başarılar elde etti. Beynin hangi bölgesinin hangi işleve karşılık geldiği, hafızanın nasıl oluştuğu, duyuların nasıl işlendiği, nöronların nasıl iletişim kurduğu ve düşünmenin hangi biyolojik süreçlerle ilişkili olduğu konusunda muazzam bir bilgi birikimi ortaya çıktı. Ancak bütün bu başarıların ortasında hâlâ cevaplanamayan bir soru durmaktadır: Beyin faaliyetleri neden öznel deneyim üretmektedir?
Bilim/Felsefe
Bu kitabı büyük bir merakla aldım. İbnü'l Arabî'nin düşünce dünyasını tanımak istedim. Sayfaları ilerledikçe dilde değil, düşüncenin kendisinde zorlandığımı fark ettim. Kitapta her peygamber ayrı bir hikmetin temsilcisi olarak anlatılıyor. Ancak ben daha peygamberlik kavramını, vahiy meselesini ve kutsal metinlerin tarihsel serüvenini sorgularken, karşıma onların temsil ettiği hikmetler çıktı. Bu yüzden kitapla aramda ilginç bir mesafe oluştu. Füsûsu'l-Hikem bana cevap vermedi. Daha çok soru sordu. İbnü'l Arabî'nin anlattığı şeylerin kaynağı nedir? Bir insan gördüğü bir rüyadan yola çıkarak böylesine kapsamlı bir düşünce sistemi kurabilir mi? Bu hikmetler ilahi bir kaynağın ürünü müdür, yoksa insan zihninin derinliklerinden yükselen semboller midir? Kitabı okurken metinden çok bu sorularla meşgul oldum. Belki de bu yüzden Füsûsu'l-Hikem'i bir bilgi kitabı olarak değil, bir düşünme deneyimi olarak gördüm. Kitabı bitirdim mi? Evet. Anladım mı? Hayır. Ama bazı kitapların görevi anlam vermek değil, insanı düşünmeye zorlamaktır. Füsûsu'l-Hikem benim için tam da böyle bir kitap oldu. Yasemen Birses
1000Kitap
taktığınız takı size takılmazsa icra takibi başlatabiliyormuşsunuz. bu bilgi baya ilginç geldi ve bu bilgiyle ne yapacağımı bilemeyince buraya yazdım djdjddjj
Yeni Bir “Dünya Okulu” Mümkün Mü?
🌏 Mevcut eğitim sistemleri bireysel farklılıkları göz ardı eden, insan doğasına uyum sağlamakta zorlanan, tek tip ve zorlayıcı yapılar olarak küresel ölçekte hâkim durumdadır. Oysa yapay zekâ, sanal gerçeklik ve açık kaynaklı eğitim platformları sayesinde kişiselleştirilmiş öğrenme sistemleri artık küresel ölçekte erişilebilir hale gelmektedir. “Ya öğreten ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol, ya da ilmi destekleyen ol. Beşincisi olma, helâk olursun!” Hz. Muhammed (Taberânî, Beyhakî) Dünya Bir Okul Olsaydı… Hayal edin; dünya kocaman bir okul… Bu okulda insanlar, hayvanlar, ağaçlar, taşlar, yıldızlar… Kısacası; her şey bir rol üstlenmiş. Kimileri öğretiyor, kimileri öğreniyor, kimileri sadece dinliyor ya da destekliyor. Ama bir gerçek var: Beşinci bir şık yok… Ya bu büyük okulun içinde bir yeriniz vardır ya da sistemin tamamen dışında kalacaksınız. İşin doğrusu, özü aynı olan her canlı ya da cansız varlık, dünyanın neresinde olursa olsun, bütünün bir parçası olarak işlevini yerine getirir. Ancak burada en önemli husus söz konusu varlığın doğal ortamından koparılmadan bu işlevi sürdürebilmesidir. Zira bir varlık doğal bağlamından koparıldığında, artık o varlık olmaktan çıkar, başka bir şeye dönüşür. Dolayısıyla etkisi de tepkisi de değişir. __Bugün bağlamından kopar(t)ılmış varlıklarla dolu bir dünyada yaşıyoruz maalesef. Bu nedenledir ki bugün dünya bir türlü dikiş tutmuyor. Eğitim bunu düzeltmek için hem bir alternatif, hem de potansiyel bir engeldir. Bunun farkında olan küresel güçler eğitimin ipini elinden bırakmıyor bir türlü. Pandemi bunun son global eğitim-yönetim provası oldu. İşte bizim de dikkat çekmek istediğimiz temel sorun burada! Şayet yukarıda sınırları çizilen bir dünya okulu kurulabilirse, insanlık yeniden aslına rücu eder ve işler de
Makale|Yazı
Reklam
Reklam