Gerçek yakınlık böyle bir şey olmalı, kişinin kendisini karşıdakinden değil, karşıdakini kendisinden korumak için kolladığı belli bir mesafe ve o mesafenin içinde daima kırılgan muamelesi gösterilen, ihtimam üzere kurulu bir dil.
Yaz budur, bunalımın bitmeyen gündüzlerin ve giderek ağdalaşan öğleden sonralarını mevsimi; zamanı sinek vızıltıları eşliğinde ağızda ekşi bir tatla yitirildiği mevsim. Can sıkıntısının billurlaşmış hali. Yaz budur. Ondan daha fazlasını beklemek naiflik olur.
Salih yaz mevsimini hep bu uykularla hatırlar ve bu yüzden sevmez. Ona göre yaz, hep iyi bir şeylerin ihtimali gibi heyecanla beklenir fakat geldiğinde daima hızlıca bir hayal kırıklığına, bir fiyaskoya döner.
Bak Salih hayatta tecrübe maliyeti diye bir şey vardır ve bazı tecrübeler diğerlerinden daha pahalıya mal olur, bu niye oldu neden başıma geldi diye dövünüp ağlayamazsın, göze almış olmasan da hesaba katacaksın. Aşk böyledir. Onun tecrübe maliyetini bütün gençliğini ödesen de karşılayamazsın.
Istırapların en büyüğü bu olmalı. Asla bilinemeyecek yaşantıları özlemek, geçmişin değil geleceğin nostaljisi. İşte yaşaması bitse de gömülemeyen budur.