Daha kitaptan 6 sayfa falan okudum ama yazım tarzı çok hoşuma gittiği için devam edemiyorum 🤣 Durup durup alıntı paylaşmak, birine anlatmak istiyorum. Ayrıca tuhaf bir şekilde ilham veriyor Vampir İmparatorluğu
Yunanistan'ın Athanasisi: Santorini'li Pompei lakaplı, iki şehrin volkanik patlama ile gömülmüş önemli arkeolojik siteler olması anlamında benzer. Ancak Akrotiri'de bugüne kadar hiç insan kalıntısı bulunamadı, Thera Dağı patlamasından önce adadan ayrılmış görünüyorlar. Akrotiri, bulunmadan önce 200 feet volkanik külün altına gömüldükten sonra yüzyıllar boyunca Pompei olarak dikkat çekici bir şekilde korundu. Uzak insanların hayatına açılan bir pencere ve Santorini'nin diğer yüzü. Akrotiri, zeytin ve tahıl yetiştiren basit bir balıkçılık ve tarım köyü olarak hayata başladı. Ancak Avrupa ile Ortadoğu arasındaki ticaret rotasında konumlandığı için zenginlik aktı ve geniş ve müreffeh bir liman şehrine dönüştü. Ancak Akrotiri kendi parlamentosu ve sarayı olmayan demokratik bir yerdi. İnsanlar balkonlu, yerden ısıtmalı, sıcak ve soğuk akan suyu ve bazı ilk kapalı tuvaletleri olan iki ve üç katlı evlerde yaşadı. Minoen'ler Akrotiri'yi özenle boyanmış fresklerle dekore ettiler, kendi şaraplarını yaptılar ve mobilyalar, saksı ve heykeller yaptılar. Bunun Bronz Çağı'nda olduğunu düşündüğünüz zaman, İngiltere'deki insanların hala kulübelerde yaşadığı zamanlarda olduğunu düşünmeniz inanılmaz. Akrotiri'nin Atlantis şehri için Plato'nun ilham kaynağı olduğu bile söyleniyor. Yapılan kazılar sırasında binalar arasında insanların günlük yaşamlarına dair birçok farklı kalıntılar keşfedildi, bu da alanı büyüleyici kılan şeydir. Küller, boyalı fresklerden yüzlerce kavanoza kadar Minoan yaşam tarzını mükemmel bir şekilde korudu. Bunlar içki bardaklarından dev geometrik temalı kaselere gidiyor. Yaşamın ortaya çıkmadan önce 3500 yıl boyunca neredeyse tamamen korunduğu gibi, inanılmaz. Yunanistan'ın Athanasisi: Santorini'li Pompei lakaplı, iki şehrin volkanik patlama ile gömülmüş önemli
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ninova Yıldız Haritası — Mezopotamya. Antik Ninova'daki Aşurbanipal kütüphanesinin kalıntıları arasında keşfedildi. Üzerinde garip semboller, göksel işaretler ve çivi yazısı bulunan bir kil tablet. Çoğu bilim insanı için bu, uzun bir Mezopotamya geleneğinin parçası olan astronomik bir tablettir; gökyüzünü gözlemleme ve kaydetme geleneğinin bir parçasıdır. Ancak alışılmadık görünümü, on yıllarca süren spekülasyonlara ilham verdi. Bir yıldız haritası mı? Bir göksel rehber mi? Yaklaşık 3000 yıl önce tanık olunan olağanüstü bir olayın kaydı mı? Kesin amacı ne olursa olsun, bize Mezopotamya'nın eski halklarının insanlık tarihinin ilk büyük astronomları arasında olduğunu hatırlatıyor. Teleskoplardan çok önce. Modern bilimden çok önce. Gökyüzünü zaten haritalandırıyorlardı.
PERİYLE İMTİHAN
Önümde bomboş bir sayfa yazmamı bekliyor. Harfler aceleci, neye dönüşüp hangi ruhu canlandıracaklarını merakla bekliyorlar. Kalemim içindeki mürekkepten kurtulmak için fazla hevesli. Kısacası her şey olması gerektiği gibi. Ancak küçücük bir pürüz var, kafamın içi kurak çölden farksız, parmaklarım dermansız, ruhum yaşam alanından ayrı kalmış lotus çiçeğinden farksız. Ne vardı ki kaktüs olsaydım, ne kadar kurak olursam olsam her zaman bir su depom olsaydı. Ama suç bende değil, suç beni susuz bırakan ilham perimin suçu. Gelmiyor ne yapayım yani… Şu aralar aramız baya bir bozuk, anlaşamıyoruz. Onun bana ayak uydurması gerekiyorken ben ona uymaya çalışıyorum. Zaten bana anca bu kadar inatçı bir peri denk gelebilirdi. Neyse, moral bozmak yok, her şeye rağmen elime kalemi alıyorum ve bu işe artık bir nokta koyuyorum.
1000Kitap
Denizler ölüyor gökyüzü kararıyor halkı olmayan memleket nedir, hiçtir. Gönüller kırmak değil gönüller yapmak esastır. Alıntı Altlarında Kırmızı bir doğan slx vardı memuriyet ikramiyesi ile ancak güç buna yetiyordu demekki gökyüzüne baktı Rıdvan üçkent yeryüzüne serilmiş mavi bir örtü gibiydi ve oğlu Recebe oğul bu güneşin tadını bir doğarken bir de batarken izleyeceksin dedi bulutlar en güzel renklerini sergiliyor görüyormusun diye sordu ve eşi cavidan Hanıma seslendi hanım varmısın şu insana huzur ve ilham veren maviyi seyredelim Cavidan Hanım Bey dedi Allah-u Teala'nın (c.c) rahmeti, kalpleri kırık olanların yanındadır biz ise en çok gökyüzünün kalbini kırdık ve bak dedi görüyormusun şu baca dumanlarını gökyüzünü is rengine boyuyorlar Recep üçkent yıllar sonra bu soruyu hanımı Ayhan hanıma şöyle soracaktı kara kara is rengine bakıp fabrikalar bulut üretiyorlar ve o yeni üretilen bulutlar yüzyıllardır insan öldürmeye devam ediyorlar kararan bulutlara baktı Recep sonrada rengi gitgide solmakta olan denize şiirlerden şarkılara ilham kaynağı olan gökyüzü için ağladı sonrada insan elinde son nefesini vermekte olan deniz için şu satırları yazdı deftere Ey su. Onca yıkanmamış yüzün etrafını sarmış olduğunu görüp dururken, sen o berrak suyu acaba ne zamana kadar koruyabileceğini sanıyorsun?
1000Kitap
Milli takımın dünya kupasında attığı en son gol, ilham mansızın golü. Yıl 2002. Doğru okudunuz,,, 2002. Youtubeda bunlarıda söyle merih