Ah benim güzel ülkem...
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:59
Bu kitabın yazarın ilk romanı olduğuna inanmak ne mümkün !!! Aysel, Aydın, Ali, Metin, Namık, Sevil, Behire, Alain, İlhan, Dündar Öğretmen, Ertürk, Hasip ve şu an adı aklıma gelmeyen tün karakterler sizinle yeni tanışmadım ben de sizden biriyim. Adalet Ağaoğlu sen çok güzel bir detaysın
Ölmeye YatmakAdalet Ağaoğlu · Boğaziçi Üniversitesi Yayınları · 20245,7bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 115. kitabı
Bugün sizlere düşündürücü bir kitapla geldim. @yfgrmm_x ’in yazdığı “İki Deli’nin Dansı” adından ve o siyah-beyaz kapak tasarımından da hissettiğim gibi, insan psikolojisinin en tekinsiz dehlizlerinde gezinen, derin ve hüzünlü bir anlatıya sahip. İnce bir kitap olmasına rağmen, sayfaları çevirirken beni zihnimdeki o “susmak bilmeyen seslerle” baş başa bıraktı ve uzun uzun düşündürdü. Kitabın merkezinde yer alan İlhan Kaplanoğlu ve çocukluk arkadaşı Mikail Kara’nın o bitmek bilmeyen hakikat arayışına tanıklık ederken, kendimi irade ile nefs, kadercilik ile aşırı tedbircilik arasındaki o bıçak sırtı dengede, kendi içsel savaşlarımı sorgularken buldum. İlhan’ın yakın çevresiyle olan hesaplaşmaları ve üstesinden gelemediği olayların yükü altında ezilmesi içimde buruk bir empati uyandırırken; kurgudaki o çapraz yapı beni de adeta bir labirentin içine çekti. Hikayedeki felsefi diyaloglar o kadar derin ki, bazı satırlarda durup sadece soluklanma ihtiyacı hissettim. Bu zifiri karanlığın içinde bilgelikleri ve babacan tavırlarıyla içimi sıcacık eden Şit Amca ve ona destek olan Güzide Hanım gibi karakterler ise bana yalnız kalmayı öğrenmenin ve hayatın karmaşasında ayakta durabilmenin ne kadar kıymetli olduğunu hüzünlü bir şekilde yeniden hatırlattı. Yazar, insanın kendi içindeki o ‘öteki’ ile olan kavgasını, akıl ile delilik arasındaki o ince çizgiyi adeta bir dans koreografisi gibi adım adım, son derece sade ve samimi bir dille işlemiş. Süslü cümleler yerine hayatın içinden gelen bu dobra anlatım, hikayenin ve barındırdığı tespitlerin etkisini daha da sarsıcı hale getiriyor. Bir solukta okunan ama bittiğinde arkasında derin bir boşluk hissi ve melankolik bir tortu bırakan bir eser bu. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
İki Deli'nin DansıYusuf Gürmermer · Vesta Yayınları · 20263 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·125 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 01:27
Attilâ İlhan'a hep büyük bir hayranlık duymuşumdur.Herkes gibi onu bende "Ben sana mecburum" şiiriyle tanıdım .Şair olmanın yanında romancı ve büyük bir eleştirmendir kendisi fakat bugün kendisini şair yönüyle ele almak istedim.Elde Var Hüzün şiir kitabında ilgimi çeken birçok farklı noktalar oluştu.Atillâ İlhan şiirlerinde hep bir hikaye mevcuttur. Hikayeyi kelimeler ile adete canlandırır ve büyük bir resme döker.Bir o kadar da detaycıdır,bilhassa bu özelliği etkiler .Örnek verecek olursam ''tırnaklarının yaldızı güneşi yansıtıyor "bir kadını her detayı ile sevebilmek.Ellerinde güneşin yansımasını görmek ,bakmaktan ziyade görebilme yeteneğine sahip olmaktan kaynaklı olduğunu varsayıyorum.
Elde Var HüzünAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 19924,663 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 97. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:44
Şiirde kelimeler ve dizeler genellikle temel anlamlarında kullanılmıştır. Aslında şiirde bulunan nesnelerin gerçek varlıklarla birlikte çağrıştırdıkları anlamlar da vardır. Şiirde kapalı bir anlatım söz konusu değildir. Bununla birlikte şiirdeki anlam çok açık da değildir. Şair, açık bir anlatımla derinlik arasında bir paralellik kurmuş görünüyor. Şiirin konusu: aşktır. Şiirin teması; büyük bir tutkuyla bağlanılan, şairde derin izler bırakan sevgiliye duyulan özlemdir. Şiirde bir aşk hikâyesi ve bıraktığı derin izler anlatılmaktadır. Şair, bir kadına tutkuyla bağlanmış ama araya ayrılık girmiştir. Bu ayrılık sürecinde şair, sevgilisini unutamamış, tam tersine ona olan tutkusu ve bağlılığı gitgide artmıştır. Mevsim sonbahar, vakit akşamdır. Şair, İstanbul’un sokaklarında aklında sevgilinin hayali, kalbinde aşkı dolaşmaktadır. Akşam karanlığında bulutlar parçalanmakta, şimşekler çakmakta, hafiften yağmur yağmaktadır. Şair, aşkının rüzgârıyla savrulurken gördüğü her şey ona sevgiliyi hatırlatmaktadır. Ne yapsa, neyi tutsa, nereye gitse onsuz olamayacağını, onu aklından çıkaramayacağını bilir. Hayalinde sevgilinin çocukluğunu, şimdi neler yaptığını, gelecekte neler yapacağını düşünür. Şiirde dış dünyaya ait bazı nesneler, doğal olaylar ve somut varlıklar büyük oranda şairin o anki ruh haline, duygularına bağımlı olarak değerlendiriliyor. Sonbahara hazırlanan ağaçlar, karanlıkta parçalanan bulutlar, birden yanan sokak lambaları gibi nesneler ve doğal varlıklar hep şairin ayrılık acısını ve hüznünü yansıtır niteliktedir. Ayrılığın getirdiği özlem duygusu ve sevgiliye kavuşma ümidi şiir boyunca kendini hissettiriyor. Ancak bu duygular melankolik bir seviyede değil gerçekçi bir sınırda tutuluyor. Aynı zamanda şairde, kuvvetli bir yalnızlık duygusu da görülüyor. Şair,
Şiir
Ben Sana MecburumAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,3bin okunma
10/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
"27 Mayıs 1960 İhtilalinden az önce, o zamanlar iktidarda bulunan Demokrat Parti’nin Türkiye’yi şeriat felaketine sürükleyen tutumu nedeniyle öğrencilerine, "Bu ülkede artık Anayasa Hukuku öğretimi yapılamaz!” diyerek derslerini kesti." Hocam tehlikeyi önceden görmüş ve ona göre tavır almıştır. Sıra diğer kitaplarında...
Şeriatçıyla Mücadelenin El Kitabıİlhan Arsel · Kaynak Yayınları · 2011219 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 110. kitabı
Bugün sizlere ruhu dinlendiren bir kitapla geldim. @awordweaver94 ’in yazdığı “Dokuma Sözler”. Kapağındaki o dingin, yemyeşil tablonun hissettirdiği huzuru sayfalarında da birebir yaşatan, adeta kelimelerle örülmüş çok zarif bir eser bu. Kitabı elinize aldığınızda kendinizi sadece şiirlerin ritmine bırakmıyorsunuz; aynı zamanda deneme tarzındaki o akıcı ve derin düzyazılarla da sakin bir iç yolculuğa çıkıyorsunuz. Yazarın, kitabın temel felsefesini oluşturan “Biz ürettikçe sanat doğuyor, sanat yaşadıkça insan kalıyoruz” sözü, her sayfada kendini ince ince hissettiriyor. Kitapta öyle naif dokunuşlar var ki, gündelik hayatın koşturmacasında unuttuğumuz o sakinliği size yeniden hatırlatıyor. Örneğin “Rahatlık Rehberi” bölümünde, adalı yerel bir kardeşliği, kedilerin mırıltısı kadar sessiz varoluşları ve insanı içine çeken berrak manzaraları okurken adeta o huzurlu tablonun bir parçası oluyorsunuz. Şiirlerinde ise hayatın içinden geçen, hepimizin kalbine değen çok tanıdık sorgulamalar saklı. “Geri Sayım Hayat” şiirindeki çocukluk özlemi, şans ve hayatın getirdiği o kaçınılmaz silleler o kadar samimi bir dille aktarılmış ki, okurken “Evet, tam olarak hissettiğim bu” diyorsunuz. “Suskun Çağrı”da geçen “Ressamın aziz rengi, şairin ilk kelimesi... Aynadaki hâlâ mesaj bekliyor senden” dizeleri ise kitabın o sanatla harmanlanmış derin felsefesini çok güzel özetliyor. Ağdalı ve yorucu bir dilden tamamen uzak, kelimelerle aranıza hiç mesafe koymayan, çok içten bir dostla dertleşir gibi yazılmış bir kitap Dokuma Sözler. Hem şiirin o soyut dünyasında kaybolmak hem de denemelerin huzurlu sularında dinlenmek isteyenler için oldukça zarif bir okuma deneyimi sunuyor. İyilikle ve kitapla kalın.
Dokuma Sözlerİlhan Çelik · Mahlas Yayınları · 20262 okunma