9/10
·224 syf.·
2026 34. kitabı
Ve senenin otuz dördüncü kitabının sonuna geldim.Osmanlı'nın Kalbini Bekleyenler kitabında Osmanlı'yı Osmanlı yapan kişileri, asırları aşan hayat hikayeleri anlatılıyor.Her biri Osmanlı'nın farklı dönemlerinde yaşamış, kalpleri hep "İslam ve Osmanlı" diye atmış birbirinden önemli bu kişilerin hayatlarını, bilinmeyen yönlerini, bu vatan uğruna verdikleri mücadeleri, kısa bir Osmanlı tarihi tadında okumak nasip oldu hem de renkli resimli şekilde.Bu kitapta kimler mi anlatılıyor? İstanbul'un asırlardır atan kalbi Ebu Eyyüb El-Ensari'den Semerkand'dan gelen dâhi Ali Kuşçu, krallara taç giydiren Lala Mehmet Paşa, ilk Balkan savaşını kazanan Gazi Ethem Paşa, Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa ve niceleri anlatılıyor kitapta.Osmanlı'nın birbirinden kıymetli bir çok devlet ve siyasi adamı, ilim adamı, sultanı ve padişahının bizlere örnek yaşantıları ve hâla içimizden yaşayan kabirleriyle.Severek okudum kitabı şiddetle tavsiye ediyorum.Her daim kitapla kalın.
Tarih
Osmanlı'nın Kalbini BekleyenlerTalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 2015674 okunma
Mescid-i Aksa'yı tanımalıyız
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
69 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:51
Mescid-i Aksa'yı; o mübarek bölgenin tarihini, dokusunu tanımak ve anlayabilmek için harika bir eser. 144 dönüm alandaki yapıların nerdeyse hepsi tarihi ve ilgili görsellerle ele alınarak ilk kıblemizi ecdadın yaptığı büyük ilim yuvası inşaasından bugün bizim hafıza kaybı yaşamışcasına unutuşumuza dek derin ayrıntılarıyla ele almış kıymetli yazar Talha Uğurluel hocamızın. Elhamdülillah Kudüs'e gitmiş biri olarak ben keşke bu kitabı gitmeden okusaydım diye pişmanlık yaşasam da bir daha nasip olursa giderken yanıma mutlaka almam gereken şeylerden biri olduğuna kanaat ettim. Allah hayırlara vesile eylesin.
Kudüs
Arzın Kapısı Kudüs - Mescid-i AksaTalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 20162,124 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·376 syf.··
2026 34. kitabı
Yine İskender Pala, yine enfes bir roman... Tarihî roman okumayı seven biri olarak İskender Pala'nın kitaplarına her zaman ayrı bir ilgi duydum. Azdahak da bu beklentimi fazlasıyla karşıladı. Yazar, 1577 yılının İstanbul'unu öyle canlı ve gerçekçi anlatıyor ki kendinizi bazen saray koridorlarında, bazen dar sokaklarda, bazen de kuyruklu yıldızın gölgesinde korkuyla gökyüzüne bakan halkın arasında hissediyorsunuz. Romanın merkezinde gökyüzünde beliren bir kuyruklu yıldız var. Ancak kitap sadece bunun etrafında dönen bir tarih hikâyesi değil. Cinayetler, sırlar, entrikalar, güç mücadeleleri ve hakikati arayan insanlar sayfalar ilerledikçe birbirine ustalıkla bağlanıyor. Özellikle ilim ile hurafenin karşı karşıya geldiği bölümler beni çok etkiledi. Kitabı okurken sık sık şunu düşündüm: Aradan yüzlerce yıl geçmiş olmasına rağmen insan değişmiyor. Korkuları, çıkarları, iktidar hırsı ve hakikati kendi penceresinden görme çabası bugün de aynı şekilde devam ediyor. Mütedeyyin bir okur olarak eserde dikkatimi çeken noktalardan biri de din ile hurafenin birbirinden ayrılması gerektiğine yapılan vurgu oldu. Roman, inancın değil; cehaletin ve dini çıkar için kullanan insanların topluma zarar verdiğini başarılı şekilde gösteriyor. İskender Pala'nın güçlü kalemi, tarih bilgisi ve akıcı anlatımı sayesinde 376 sayfalık bu eser kendini hiç sıkmadan okutuyor. Tarihî roman, polisiye ve gizem seven herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitaptan aklımda kalan en güçlü cümlelerden biri ise şuydu: "Halktan birisi cahilce sözler edebilirdi ama bir din adamının cehaleti memlekete ziyan sayılırdı." Kitabı bitirdiğimde geriye sadece bir tarihî macera değil, insanın korkularına, inançlarına ve hakikati arayışına dair derin bir sorgulama kaldı. Puanım:
Azdahakİskender Pala · Kapı Yayınları · 20253,572 okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2026 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:00
#okudumbitti#essenilerinöğretileri 1947 yılında Kumran çölünde bir mağarada 2 bin yıllık İbranice, Aramice ve Yunanca el yazmaları bulunur. Bunlar “Ölü Deniz Yazmaları”dır. Bu yazmalarda Esseni topluluğunun yaşam biçimi, inanışları, günlük rutinleri aktarılmıştır. Essenîler M.Ö 2. ve M.S 1 yüzyılda yaşamıştır. Münzevi ,günlük ibadetlerini aksatmadan yaşayan ,sabah ayinleri yapan ve doğayla barışık yaşayan bir topluluktur. Vakitlerinin çoğunu eski yazılar,ilim,şifa, astronomi ve özel bilgi dallarını öğrenerek geçirmişlerdir. Ayrıca Essenileri için oldukça önemi olan Hayat Ağacı on dört pozitif gücü temsil etmekte yedisi semavi ve kozmik, yedisi de dünyasal veya gezegensel güçleri temsil etmekteydi. Hayat Ağacı’nın her bir kökü gücü ve kudreti temsil etmekteydi. Ağaç ile temsil edilen meleklerle irtibata kurmaktaydılar ve Melek lisanını biliyorlardı . Essenilerin her gün sabah ve akşam olmak üzere uyguladıkları “İrtibat Ayinleri” ile hem dünya, doğa ve kozmik enerjiyle birleşiyor hem de canlı fiziksel güç olarak ruhun tekamülü yolunda çalışmalar yapmışlardır. Essenîler için uyum,huzur (barış) demektir. Onlar için insan bedeni (fizik beden), bir duygu bedeni(astral beden), bir de düşünce bedeni (metal beden) olmak üzere üç beden olduğuna inanırlardı. Essenilere göre beden yüz binlerce yıldır tekamül eden faal bedende yaşam ve kozmosun bütün kanunları tezahür etmektedir. İnsanın üç rolü; Birincisi kişinin tekamülü, ikincisi yaşadığı gezegene karşı işlevi ve üçüncüsü de kozmosun bir birimi olarak amacını içermektedir. Essenilerin Yedi Kollu Barışı onların iç öğretilerinin özetini oluşturur. Beden ile Barışma, Zihin ile Barışma, Aile ile Barışma, İnsanlık ile Barışma, Kültür ile Barışma ,Dünyevi Ana’nın Krallığı ile Barışma, Semavi Baba’nın Krallığı ile
1000Kitap
Enok'tan Ölüdeniz Yazmaları'na Dek Essenilerin ÖğretileriEdmond Bordeaux Szekely · Hermes Yayınları · 20249 okunma
İbni Sina'nın Talebesi Hekim
10/10
·736 syf.··
2026 2. kitabı
Bu kitap tıp tarihinin en güçlü figürlerinden birinin gölgesinde yetişen bir öğrencinin gözünden hem ilim hem de insanlık üzerine derin bir yolculuk sunuyor. Roman, sadece tıbbın gelişimini değil, aynı zamanda bilgiye ulaşmanın bedelini ve bir hekimin vicdanıyla aklı arasında kurduğu dengeyi de merkeze alıyor. Eser boyunca İbni Sina’nın etkileyici bilgeliği, öğrencisinin bakış açısıyla daha insani ve ulaşılabilir bir hale geliyor. Bu durum, okuyucuya büyük bir dehanın yalnızca kitaplardan ibaret olmadığını; sabır, deneyim ve sürekli sorgulama ile inşa edildiğini hissettiriyor. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, tıbbı kuru bir bilim anlatımı olmaktan çıkarıp dönemin atmosferiyle harmanlaması. Hastalıklar, tedaviler ve etik ikilemler üzerinden ilerleyen hikâye, insan hayatının kırılganlığını sürekli hatırlatıyor. Genel olarak eser, hem tarih hem de karakter derinliği açısından güçlü bir okuma deneyimi sunuyor. İlim merakını ve insanı anlama çabasını aynı potada eritmesiyle, özellikle tarihî roman ve biyografik kurgu sevenler için etkileyici bir seçenek.
İbni Sina'nın Talebesi HekimNoah Gordon · Yurt Kitap Yayın · 2001597 okunma
Bir kuşu özgür olduğuna inandırmak…
Puan vermedi·96 syf.·
2026 44. kitabı
"Jon, sen sürüden dışlanmış birisin. Niçin şimdi o martılardan herhangi birinin seni dinleyeceğini düsünüyorsun? Doğru olan bir atasözünü sen de biliyorsun: En yüksekten uçan martı, en uzağı görendir. Geldiğin yerdeki martılar sahilde pinekleyen, acı acı bağırıp kendi aralarında dönüşen martılar. Onlar, cennetten bin mil uzaktalar ve sen onlara, bulundukları yerden cenneti gösterebileceğini söylüyorsun. Jon, onlar kanatlarının ucunu bile göremezler! Burada kal ve senin öğreteceklerini anlayabilecek yeterlilikteki yeni martılara yardımcı ol." Sanırım benim konuya giriş şeklimde genelde bu oluyor, olayları değil de alt bilincine bakmak isteyen herkes için can alıcı giriş bu. Evet, şu konuda anlaşabiliriz bence: -Kurtulmak istemeyen kimseyi kurtaramıyoruz. Bunu kabullenmek bir şekilde oluyor ama kabullenemediğimiz kısım genelde nasıl göremezler oluyor. Göremezler çünkü zihnen bulundukları yer o noktaya çok uzak. Martı Jonathan Livingston Kiraz Ağacı serisininde o kadar çok alt metin olarak geçti ki meraktan okumaya karar verdim. İyi ki de okumuşum. Günümüzde bireyin sınırlarını, toplumu ve yönetim şekillerini, inancın nasıl şekillendirildiğini martılar üzerinden çok güzel anlatmış pek çok cümlenin altı çizildi. Pek çok açıdan hak verildi. Sonuç olarak ise alınacak çok ders var.. “Bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi?” —Çok çarpıcı bir bakış açısı. Evet zihnimizin sınırları bazen o kadar belirğin ki gözümüzün önündekini göremiyoruz. “Kin, nefret ve düşmanlığı sevmekten söz etmiyorum ben. Gerçek martıları, onların her birinin içindeki güzellikleri görmeye çalışmalı, bunu onların da görmesine yardımcı olmalısın. Sevgiden kastettiğim sey bu benim. Bu işin sırrını çözdün mü, gerçekten sevebilirsin.” —Peki biz gerçekten sevmeyi biliyor muyuz yoksa ilk kusurda ilk
1000Kitap
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma