İlk görüşte aşka inanmam ama ilk görüşte nefrete sonuna kadar inanırım.
Ritim
Dolto için ritim, yalnızca müzikal ya da bedensel bir organizasyon değildir; öznenin en arkaik bedensel hafızasına dokunan bir yapıdır. İnsan, daha doğmadan önce ritim içindedir: annenin kalp atışı, nefesin devinimi, yürüyüşün salınımı ve seslerin titreşimi. Bu ilk ritmik çevre, bedenin kuruluşunda silinmez bir iz bırakır. Dolto tam da bu yüzden, insan memelisinin bütün organik canlılığının tamtamlar ve vurmalı müzikte “arkaik bir dilsel biçim” altında yeniden ortaya çıktığını söyler. Ona göre Afrikalılar ve Kızılderililer, davulların vuruşları eşliğinde saatlerce dans edip şarkı söylerken yorulmazlar; çünkü burada beden artık enerji harcayan bir organizma değil, ritmin taşıdığı bir beden olarak işler. Sanki zaman ve mekanın dışına çıkmış, yeniden in uterodaki (rahimdeki) süreklilik haline dönmüş gibidirler. Dolto’nun burada işaret ettiği şey biyolojik dayanıklılık değil, ritmin bedeni taşıma kapasitesidir. Dans ve özellikle vurmalı ritimler, özneyi bu arkaik bedensel matrise yeniden bağlar. Bu bağlanma, bedeni parçalı dürtülerin dağınık akışından geçici olarak kurtarır ve ona bir birlik verir. Lacancı bir okumada ritim, kapitone noktası (point de capiton) işlevi görür: jouissance’ın dağınık, çözülmüş akışını geçici olarak düğümler ve bedene bir tutarlılık kazandırır. Bu anlamda dans, özneyi düşünceden önce gelen bedensel bir zamana geri götürür; dilin henüz bedeni kesip bölmediği, canlılığın kesintisiz bir şimdi içinde aktığı o ilksel ritmik alana. _*«Je pense que toute cette vitalité organique du mammifère humain se retrouve sous forme langagière archaïque dans les tam-tams et la musique de percussion. Les Africains et les Indiens dansent et chantent au martèlement des tambours pendant des heures et des heures, sans se fatiguer apparemment, comme hors du
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gübaydın
Bence TDK yanlış biliyor. Doğrusu melemendir. Hatta melamin bilem olabilir. Hem "melemen" neden Menemen'e özgü olsun ki. Domates ilk orada mi ekilmiş?
Bazen gereğinden fazla düşünüyorum. Bir şeyi yaşamak yerine onun üzerine düşünmeye başlıyorum. Sonra düşündüğüm şeyi de düşünüyorum. Bir süre sonra ortada yaşanmış bir şey kalmıyor, sadece kafamın içinde dönüp duran ihtimaller, senaryolar ve yarım kalmış kararlar kalıyor. Ama bundan önce başka bir şeye bakmak lazım. Benim gereğinden fazla yapma gibi bir huyum var. Sevmek de öyle. Planlamak da. Beklemek de. Düşünmek de. Normal bir şey elimde büyüyor. Sanki her şeyi sonuna kadar anlamam, kontrol etmem, eksiksiz yaşamam gerekiyormuş gibi davranıyorum. Sonra hiçbir şey başlamadan yoruluyorum. Düşünmek ilk başta iyi hissettiriyor. Kendimi hazırlıklı sanıyorum. Ama bir yerden sonra düşünmek düşünce olmaktan çıkıyor; hareket etmemek için kurulan görünmez bir düzen oluyor. Saatler geçiyor, günler geçiyor. Yapabileceğim şeyler duruyor ama ben hâlâ onların etrafında dolaşıyorum. En kötüsü de şu; İnsan bir süre sonra kendi kafasının içinde gerçek sandığı bir hayat kuruyor. Üzülüyor ama yaşamadığı şeylere. Kırılıyor ama söylenmeyen sözlere. Kendini suçluyor ama ortada işlenmiş bir suç bile olmuyor. Ve böyle olunca iyi gelen şeyler de etkisini kaybediyor. Bir şey güzel olsa bile fazla düşününce eskimiş gibi geliyor. Bir şeyi istemek bile yorucu oluyor. Kendime yaklaşmak yerine kendimden uzaklaşıyorum.
Bugün babalar günüymüş babalar bir kaç şey söylemek istiyorum...
Öncelikle babalar gününüz kutlu olsun, Babalar lütfen evlatlarınıza değer verin, sevin, sayın özellikle de kız çocuklarınıza yapın bunu, Mesela kızınızın saçını okşayın, başını sizin dizinize koysun, haftada bir bile olsa kızınızın saçını tarayın çünkü eğer siz bunları yapmazsanız ileride kızınız bu şefkati ilk kimde gördüyse ona kanacak ve belkide bu yüzden kötü yollara gidebilir şimdi belki diyenler olur niye erkek çocuklara değinmedin diye onlara da geleyim, erkek çocukları illa bir şekilde kendilerini koruya bilirler ama kız çocukları bunu yapamaz erkek çocukları bir gün illa büyür ama siz onun yanağını bir kere okşasanız, bir kere gururla omzuna dokunsanız o çocuk çok güçlü bir şekilde büyür ama siz bunları yapmazsanız o büyüsede içinde hep bir çocuk yatar dışarıya güçlü görünür ama içindeki çocuk her gece ağlar işte bu yüzden çocuklarınıza sahip çıkmalısınız. Tekrardan babalar gününüz kutlu olsun...
Biri Leyla Olsun İsterdim
... Kavmime Peygamber gelse ilk Leyla'ya anlatmak isterdim. Annem şiir gibi bir hırka örse muhakkak ilk Leyla'da görmek isterdim. Alperen Alparslan Gözen
Şiir