Kusurlarımı seviyorum. Darılınca suratımı asmayı, canım sıkıldığında sebepsizce bağırmayı, olur olmaz yerde kahkahalar atmayı, normal olmamayı seviyorum. Sadece canımın istediği şeyleri yapmayı, bazen düşünmediklerimi birden söylemeyi, bazen her şeyi yüzüme gözüme bulaştırmayı. Öfkelerimi. Kızınca küsmeyi. Heyecanlarımı. Bazıları haketmediği halde, sevmeyi. İçimdeki çocuğu, beni seviyorum. İyi ki varım. İyi ki ben benim. Ne mutlu! Çok mükemmel değilim. Ama benden bir tane daha yok. Beni seven de böyle sevsin. Sevmeyene de zaten yol verdim, gitsin. Ben kaybetmekten korktuğun her şeyi özgür bıraktım...
"Tenim yumuşak, ama yüreğim zalim; ben soktum mu öldürürüm."
"Yılan gibi mi?"
"Evet, tıpkı yılan gibi. Yaşam bir yılandır. Onlar da aynı Firdevs. Yılan, senin yılan olmadığını anlarsa sokar. Zehirli iğnelerin olmadığını bilirse hayat seni bir lokmada yutar."
“Bütün kadınlar yalanların, dolanların kurbanıydı. Erkekler kadınları aldatır, aldandıkları için de onları cezalandırır; aşağılar, bu kadar düştükleri için cezalandırır; evlenmeye zorlar, sonra da ömür boyu hizmetçiliğe, küfürlere ya da dayağa mahkum ederlerdi.”