İlker Güçer

İlker Güçer
@ilkergucer
müslümanca yaşamanın haysiyetine talip.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
130 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Maarifte bizim için tek çıkar yol liselerin haysiyetli ve hakikaten garptaki liseler ayarında lise olmalarıdır kanaatindeyim. Türkiye için selâmeti, hakiki münevver yetiştirmekle, sanayileşmek işinde görenlerden olduğumu bilirsiniz.
Sayfa 75 - Dergâh Yayınları
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yahya Kemal: "Şiir benimle bitti!.."
Sana biraz havadis: Geçen akşam Yahya Kemal'i gördüm, yanımda Muhip de vardı. Sofraya: Bezm-i safaya sâgar-ı sahba gelir gider Güya ki cezr ü meddile deryâ gelir gider beytini okuyarak geldi, biz derhal komplimanı yapıştırdık; "Bu sizin gelişiniz beyefendi!" dedik ve iyice dalkavukluk ettik. Üstad sarhoştu, açıldı. Sağa sola bastı küfürü. Nihayet bir yarım saat kadar da bizim nesirleri medhetti, sonra "şiirden vazgeçin" dedi. "Onu yapmayın, o benimle bitti. Müsaadenizle bendeniz o işi yaptım. Artık yapamazsınız" diye bir baba nasihatı verdi. Vakıa ilk önce çok kızdım, fakat bilâhare "Bülbül" manzumesi bu söze hak verdi. Şiir Yahya Kemal'le bitmiyor, burası muhakkak, ama ben bu işi pek beceremiyorum.
Sayfa 55 - Dergâh Yayınları
Edebiyat
Tanpınar Avrupa'ya gitmek için yardım istiyor...
Ben mektepten çıktım çıkalı geçirdiğim on üç seneyi yaşamadım; sırtımda bir dağ gibi taşıdım, yorgun ve bîtabım. Evvelâ bu ders denen (daireden, çemberden) biraz dışarı çıkmaklığım ve dinlenmekliğim, sonra da bu Avrupa ihtibasından kurtulmam lâzım. Ne olur beni geniş insanlıkla bir temas haline getirin.
Sayfa 40 - Dergâh Yayınları
Edebiyat
Tanpınar olmak ve sathî olduğunu düşünmek...
Bu kadar sathî oluşuma sebep ne? Bilir misin, öldürücü bir şey bunları düşünmek. Yemek olacağım yerde sofrada kaşık, filan gibi bir şey oldum. Beni asıl müteessir eden kupkuru kalışımdır. Goethe benim iki manzumeyi yarım yamalak yazabildiğim bir sene içinde 3-4 eser, hem de bütün Avrupa'yı birden sarsan 3-4 eser yazıyordu. Çalışmak... Yarabbim, bu şifayı bana ne vakit göndereceksin? Çalışabilsem, yapabilsem ve iyi olmasa, ona da razıyım. Heyhat o da yok. Sana temin ederim, gittin gideli kafamı bir tek düşünce ziyaret etmedi, bir mesele beni çekip kendisine götürmedi. Bu kadar yaşadığı dünyayı eskitmiş, tecessüs ve ihtirasını öldürmüş bir adam ne olabilir? Vakıa bunun için vaktim de yoktu. Yaşadığım hayat bir "fécondité"yi hiçbir zaman temin edemez. Bir kere gayet münzevi yaşıyorum. Ve sonra matérial meseleleri bana kendimin olacak hiçbir zaman bırakmıyorlar... Fakat, Kutsi'ciğim bu kadar hayat şartlarının esiri olmak, onların elinden kurtulamamak da bizzat kötü bir talih değil midir? Ve bugüne kadar devam eden bu hâl ömrünün sonuna kadar süremez mi?
Sayfa 39 - Dergâh Yayınları
Edebiyat
30'lu yaşlar sendromu :)
Düşün bir kere. Aradan on sene geçmiş... Bu on sene beni çıldırttı. Bu uzun zamanda ne yaptım. Hiçbir arzum tahakkuk etmedi, hiçbir gayeye erişemedim. Zamanı sadece sukut-ı hayallerle doldurdum. 34-35 yaşında olmak ve hiçbir şey yapamamaktan sarf-ı nazar ilerde yapabileceğine dair en ufak bir ümit bile taşıyamamak... Geçirdiğim seneler, hakikat bu ki gelecek olanlardan fazla bir ümit beklemekliğime bile imkân vermiyor. Üstelik yapılmamış bir hayat da var. Ah ne olurdu, (bizim nesil ben varım, sen yoksun) kabilinden bağıran zavallıların aklı bir parça da bende olsaydı. Hani Sultan Mahmut'un Araba dediği gibi (Hiç olmazsa bir gece rahat uyurdum). Yani bir Peyami Safa, bir Necip Fazıl olabilmenin ahmakça saadetine ne kadar muhtacım.
Sayfa 38 - Dergâh Yayınları
Edebiyat