Erkekler kadınlar gibi değildiler, her dokunuşa cevap veren iradesiz cinsellikleriyle öylesine zayıf, öylesine kontrolsüzdüler ki... İnsan bu kadar zayıf bir organizmanın binlerce yıldır gezegeni yönetiyor, kurallar koyuyor, kararlar veriyor, sporu bile anlamsız hale getirip savaşa çeviriyor olmasına ve periyodik aralıklarla savaşlara ihtiyaç duyan bu kadar başarısız bir sistem kurmasına hayret ediyordu. Tüm bunlar, iradesizliklerinin net bir şekilde ortaya konması değil miydi? Dünya neden böyle berbat bir yerdi? Kasta istedikleri kadar güçlü olsunlardı, gönülleri kadınlar kadar sağlam değildi ki...
İstedikleri kadar karanlığı çağırmaya çalışsınlar bu topraklarda güneş doğmuştu ve her gün yeniden doğmaya devam edecekti, günler var olduğu sürece aydınlık vardı... bunu kimse değiştiremeyecekti.
Bugün uydurulmuş onlarca yalan belge ile Mustafa Kemal'in onuruna sistemli bir saldırı olmasının nedenini Hindistan'ı sömürge haline getirmekte çok başarılı olan İngiliz Eski Dışişleri Bakanı George Nathaniel Curzon'un ş lafında bulabilirsiniz: ''Konolizasyon toplumun en fakir kesimini beslemekle başlar, geçmişin değerlerini silkeleyip yeniden yapılandırmakla devam eder.'' Kök değeri tarihten silinen ve tarihi manipüle edilen Hindistan, medeniyetimizin en köklü kültürlerinden biri olmasına rağmen 200 yıldan fazladır tüm özkaynaklarıyla tamamen İngiltere'nin emrinde bir koloni olmuştur.